عَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها قالت: سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَوْتَ خُصُومٍ بِالْبَابِ عَالِيَةً أَصْوَاتُهُمَا، وَإِذَا أَحَدُهُمَا يَسْتَوْضِعُ الْآخَرَ، وَيَسْتَرْفِقُهُ فِي شَيْءٍ، وَهُوَ يَقُولُ: وَاللَّهِ لَا أَفْعَلُ. فَخَرَجَ عَلَيْهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فقال: أَيْنَ الْمُتَأَلِّي عَلَى اللَّهِ لَا يَفْعَلُ الْمَعْرُوفَ؟ فقال: أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَلَهُ أَيُّ ذَلِكَ أَحَبَّ.
Âişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün kapısının önünde birbiriyle çekişen iki kişinin yükselen seslerini duydu. Borçlu kimse alacaklısından alacağının bir kısmını bağışlamasını ve kendisine uygun davranmasını istiyordu. Alacaklı ise: “Vallahi yapmam” diyordu. Onların yanına çıkan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Nerede o, Allah adına iyilik yapmayacağına yemin eden?” diye sordu. Alacaklı da: “Buradayım ey Allah’ın Resûlü! O, bunlardan hangisini isterse onun olsun” dedi. (Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19)