عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: النَّاسُ مَعَادِنُ كَمَعَادِنِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، خِيَارُهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ خِيَارُهُمْ فِي الْإِسْلَامِ إِذَا فَقُهُوا، وَالْأَرْوَاحُ جُنُودٌ مُجَنَّدَةٌ، فَمَا تَعَارَفَ مِنْهَا ائْتَلَفَ، وَمَا تَنَاكَرَ مِنْهَا اخْتَلَفَ.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir. İslam öncesi cahiliyet döneminde hayırlı olanlar, İslam döneminde de İslam’ı kavradıkları takdirde hayırlıdırlar. Ruhlar askerî birlikler gibi çeşitlidir. Ruhlar âleminde birbiriyle tanışanlar anlaşıp kaynaşırlar, tanışmayanlar da anlaşıp kaynaşamaz ve ayrı ayrı olurlar.”