Riyazus Salihin

383 numaralı hadis

عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيِّ رَحِمَهُ اللَّهُ قَالَ: دَخَلْتُ مَسْجِدَ دِمَشْقَ، فَإِذَا فَتًى بَرَّاقُ الثَّنَايَا، وَإِذَا النَّاسُ مَعَهُ، فَإِذَا اخْتَلَفُوا فِي شَيْءٍ أَسْنَدُوهُ إِلَيْهِ، وَصَدَرُوا عَنْ رَأْيِهِ، فَسَأَلْتُ عَنْهُ، فَقِيلَ: هَذَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ رضي الله عنه، فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ، هَجَّرْتُ، فَوَجَدْتُهُ قَدْ سَبَقَنِي بِالتَّهْجِيرِ، وَوَجَدْتُهُ يُصَلِّي، فَانْتَظَرْتُهُ حَتَّى قَضَى صَلَاتَهُ، ثُمَّ جِئْتُهُ مِنْ قِبَلِ وَجْهِهِ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ، ثُمَّ قُلْتُ: وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ لِلَّهِ. فَقَالَ: آللَّهِ؟ فَقُلْتُ: آللَّهِ. فَقَالَ: آللَّهِ؟ فَقُلْتُ: آللَّهِ. فَأَخَذَنِي بِحَبْوَةِ رِدَائِي، فَجَبَذَنِي إِلَيْهِ، فَقَالَ: أَبْشِرْ، فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: وَجَبَتْ مَحَبَّتِي لِلْمُتَحَابِّينَ فِيَّ، وَالْمُتَجَالِسِينَ فِيَّ، وَالْمُتَزَاوِرِينَ فِيَّ، وَالْمُتَبَاذِلِينَ فِيَّ.

Ebu İdris el-Havlani (Allah ona rahmet etsin)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: Bir gün Dımaşk Mescidi’ne girmiştim. Güleç yüzlü bir gençle karşılaştım. İnsanlar etrafına toplanmışlar, görüş ayrılığına düştükleri meseleleri ona soruyorlar ve söylediklerini kabul ediyorlardı. Kim olduğunu sordum, Muaz ibni Cebel dediler. Ertesi gün erkenden mescide koşmuştum. Baktım ki o genç benden önce gelmiş, namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim, sonra önüne geçerek selam verdim. - Allah’a yemin ederim ki ben seni Allah için seviyorum, dedim. - Allah için mi seviyorsun? dedi. - Evet, Allah için, dedim. O yine: - Gerçekten Allah için mi seviyorsun? dedi. Ben de: - Evet, gerçekten Allah için seviyorum, dedim. Bunun üzerine elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi: - Müjdeler sana! Zira ben Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken dinledim: “Allah buyuruyor ki: Sadece benim için birbirlerini seven, benim rızam için toplanan, benim uğrumda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızamı kazanmak için sadaka verip infak edenler benim sevgime hak kazanmışlardır.” (Muvatta, Şi‘r 16)

Riyazus-Salihin 383