عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ: أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا، وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلَّهِ، وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ بَعْدَ أَنْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ مِنْهُ، كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ.
Enes ibni Malik (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Bir kimsede üç özellik tam olarak bulunursa imanın tadını tadar. Allah ve Rasulünü herkesten fazla sevmek, sevdiğini Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi istememek, tehlikeli görmek.” (Buhari, İman 9, Müslim, İman 67)
Riyazus-Salihin 376
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ: إِمَامٌ عَادِلٌ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِي الْمَسَاجِدِ، وَرَجُلَانِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ، وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ: إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لَا تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ.
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah yedi tür insanı arşının gölgesinde barındıracaktır.
Adaletli devlet başkanı,
Allah’a ibadet ve itaat ederek yetişen genç,
Kalbi mescidlere bağlı kimse,
Allah için sevişip bu uğurda bir araya gelip ayrılan kişiler,
Makam ve güzellik sahibi bir kadının zina çağrısını, ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyerek reddeden kimse,
Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse,
Kendi başına kaldığında Allah’ı anarak gözyaşı akıtan kimse.” (Buhari, Ezan 36, Müslim, Zekat 91)
Riyazus-Salihin 377
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ: أَيْنَ الْمُتَحَابُّونَ بِجَلَالِي؟ الْيَوْمَ أُظِلُّهُمْ فِي ظِلِّي، يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلِّي.
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah kıyamet gününde:
-Benim için birbirlerini sevenler nerededir? Onları gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bu günde arşımın gölgesi altında gölgelendireceğim.” (Müslim, Birr 37)
Riyazus-Salihin 378
وَعَنْهُ قال : قال رسولُ اللَّهِ ﷺ : وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا, وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا, أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إذا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ .
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinize sevgi ve saygınızın artacağı bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı ve selamlaşmayı yayınız.” (Müslim, İman 93)
Riyazus-Salihin 379
وَعَنْهُ عَنِ النَّبِىِّ ﷺ : "أن رَجُلاً زَارَ أخا لَهُ في قَرْيَةٍ، فَأَرْصَدَ اللهُ لَهُ عَلَى مَدْرَجَتِهِ مَلَكًا، وَذَكَرَ الحديث إلى قَوْلِهِ: إن اللهَ تَعَالَى قَدْ أحبكَ كَمَا أحببْتَهُ فِيهِ."
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Adamın biri başka bir beldedeki bir din kardeşini ziyarete giderken Allah bu kimseyi gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O kimse meleğin yanına varınca melek nereye gidiyorsun, diye sorar. Adam da: Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını verir. Melek: O kimseden bir menfaatin var da onu devam ettirmeye mi gidiyorsun? dedi. Adam da: Yok hayır, ben onu sadece Allah rızası için severim, onun için de ziyarete gidiyorum, deyince Melek:
-Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben bu müjdeyi vermek için Allah’ın sana gönderdiği elçisiyim, dedi. (Müslim, Birr 64)
Riyazus-Salihin 380
عَنِ الْبَرَاءِ ابْنِ عَازِبٍ رضي اللهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ ﷺ أنهُ قال فِي الأنصار: لاَ يُحِبُّهُمْ إلا مُؤْمِنٌ, وَلاَ يُبْغِضُهُمْ إلا مُنَافِقٌ, مَنْ أحبهُمْ أحبهُ اللَّهُ, وَمَنْ أَبْغَضَهُمْ أَبْغَضَهُ اللَّهُ.
Berâ ibni Âzib (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Medineli Ensar müslümanlar hakkında şöyle buyurdu:
“Ensarı (Medineli Müslümanları) ancak mü’min olanlar sever, onlara ancak münafık olanlar kin besler, buğzeder. Onları seveni Allah sever; onlara düşmanlık edip buğzedene de Allah buğzeder ve nefret eder.” (Buhari, Menakıb-ül Ensar 4, Müslim, İman 129)
Riyazus-Salihin 381
عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: الْمُتَحَابُّونَ فِي جَلَالِي، لَهُمْ مَنَابِرُ مِنْ نُورٍ يَغْبِطُهُمُ النَّبِيُّونَ وَالشُّهَدَاءُ.
Muaz (Allah ondan razı olsun), Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken dinledim, demiştir: “Allah buyurmuştur ki: Benim rızam için birbirlerini sevenlere, peygamberlerin ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır.” (Tirmizî, Zühd 53)
Riyazus-Salihin 382
عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيِّ رَحِمَهُ اللَّهُ قَالَ: دَخَلْتُ مَسْجِدَ دِمَشْقَ، فَإِذَا فَتًى بَرَّاقُ الثَّنَايَا، وَإِذَا النَّاسُ مَعَهُ، فَإِذَا اخْتَلَفُوا فِي شَيْءٍ أَسْنَدُوهُ إِلَيْهِ، وَصَدَرُوا عَنْ رَأْيِهِ، فَسَأَلْتُ عَنْهُ، فَقِيلَ: هَذَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ رضي الله عنه، فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ، هَجَّرْتُ، فَوَجَدْتُهُ قَدْ سَبَقَنِي بِالتَّهْجِيرِ، وَوَجَدْتُهُ يُصَلِّي، فَانْتَظَرْتُهُ حَتَّى قَضَى صَلَاتَهُ، ثُمَّ جِئْتُهُ مِنْ قِبَلِ وَجْهِهِ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ، ثُمَّ قُلْتُ: وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ لِلَّهِ. فَقَالَ: آللَّهِ؟ فَقُلْتُ: آللَّهِ. فَقَالَ: آللَّهِ؟ فَقُلْتُ: آللَّهِ. فَأَخَذَنِي بِحَبْوَةِ رِدَائِي، فَجَبَذَنِي إِلَيْهِ، فَقَالَ: أَبْشِرْ، فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: وَجَبَتْ مَحَبَّتِي لِلْمُتَحَابِّينَ فِيَّ، وَالْمُتَجَالِسِينَ فِيَّ، وَالْمُتَزَاوِرِينَ فِيَّ، وَالْمُتَبَاذِلِينَ فِيَّ.
Ebu İdris el-Havlani (Allah ona rahmet etsin)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: Bir gün Dımaşk Mescidi’ne girmiştim. Güleç yüzlü bir gençle karşılaştım. İnsanlar etrafına toplanmışlar, görüş ayrılığına düştükleri meseleleri ona soruyorlar ve söylediklerini kabul ediyorlardı. Kim olduğunu sordum, Muaz ibni Cebel dediler. Ertesi gün erkenden mescide koşmuştum. Baktım ki o genç benden önce gelmiş, namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim, sonra önüne geçerek selam verdim.
- Allah’a yemin ederim ki ben seni Allah için seviyorum, dedim.
- Allah için mi seviyorsun? dedi.
- Evet, Allah için, dedim. O yine:
- Gerçekten Allah için mi seviyorsun? dedi. Ben de:
- Evet, gerçekten Allah için seviyorum, dedim.
Bunun üzerine elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi:
- Müjdeler sana! Zira ben Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken dinledim: “Allah buyuruyor ki: Sadece benim için birbirlerini seven, benim rızam için toplanan, benim uğrumda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızamı kazanmak için sadaka verip infak edenler benim sevgime hak kazanmışlardır.” (Muvatta, Şi‘r 16)
Riyazus-Salihin 383
عَنْ أَبِي كَرِيمَةَ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِذَا أَحَبَّ الرَّجُلُ أَخَاهُ، فَلْيُخْبِرْهُ أَنَّهُ يُحِبُّهُ.
Ebu Kerime Mikdam ibni Ma’dikerib (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse din kardeşini Allah rızası için severse, sevdiğini ona haber verip bildirsin.” (Ebu Davud, Edeb 113)
Riyazus-Salihin 384
وَعَنْ مُعَاذٍ رضي الله عنه أن رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم أَخَذَ بِيَدِهِ، وَقَالَ: يَا مُعَاذُ، وَاللهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ، ثُمَّ أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ، لَا تَدَعَنَّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ تَقُولُ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ.
Muaz ibni Cebel (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Muaz’ın elini tutmuş ve şöyle buyurmuştur:
“Ey Muaz! Allah’a yemin ederim ki ben seni gerçekten seviyorum. Sonra sana şunu gerçekten tavsiye ederim: Her namazın sonunda şöyle demeyi terk etme: Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.” (Ebu Davud, Vitir 26; Nesai, Sehv 60)
Riyazus-Salihin 385
وَعَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه، أَنَّ رَجُلًا كَانَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَمَرَّ رَجُلٌ بِهِ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنِّي لَأُحِبُّ هَذَا. فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: أَأَعْلَمْتَهُ؟ قَالَ: لَا. قَالَ: أَعْلِمْهُ. فَلَحِقَهُ، فَقَالَ: إِنِّي أُحِبُّكَ فِي اللهِ. فَقَالَ: أَحَبَّكَ اللهُ الَّذِي أَحْبَبْتَنِي لَهُ.
Enes ibni Malik (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gün Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında bir sahabi bulunuyordu. Bir başka sahabi yanlarından geçti. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında bulunan sahabi, “Ya Resulallah! Ben bu adamı seviyorum,” dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “Sevdiğini ona bildirdin mi?” diye sorunca, “Hayır,” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, “Git, bildir,” demesi üzerine o sahabi ona yetişti ve “Seni Allah rızası için seviyorum,” dedi. O da, “Beni uğrunda sevdiğin Allah da seni sevsin,” diye dua etti. (Ebu Davud, Edeb 113)
Riyazus-Salihin 386