HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

PEYGAMBERİMİZE SALAT VE SELAM GETİRMEK

11 hadis

وعنْ عَبْدِ الله بنِ عَمرو بنِ العاصِ، رضي الله عنهما أَنَّهُ سَمعَ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاةً، صَلَّى الله عَلَيْهِ بِهَا عَشْراً.

Abdullah ibni Amr ibni As (Allah Onlardan razı olsun) şöyle dediği rivayet olunmuştur: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle derken işittim: "Kim bana bir defa salat-u selam getirirse Allah ona on defa rahmet eder." (Müslim, Salat, 70)

Riyazus-Salihin 1398

وعَنِ ابنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قالَ: أَوْلَى النَّاسِ بي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُهُمْ عَلَيَّ صَلَاةً.

İbni Mesud (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: "Kıyamet günü insanların bana en yakın olanları, bana en çok salavat getirenleridir." (Tirmizî, Vitir, 21)

Riyazus-Salihin 1399

وعن أَوسِ بنِ أوْسٍ رضي الله عنه قالَ: قالَ رسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: إنَّ مِنْ أَفْضَلِ أَيَّامِكُمْ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَأَكْثِرُوا عَلَيَّ مِنَ الصَّلَاةِ فِيهِ، فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ مَعْرُوضَةٌ عَلَيَّ. فقالوا: يا رَسُولَ اللهِ، وَكَيْفَ تُعْرَضُ صَلَاتُنَا عَلَيْكَ وَقَدْ أَرِمْتَ؟ قالَ: يقولُ: بَلِيتَ، قالَ: إنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ حَرَّمَ عَلَى الأَرْضِ أَجْسَادَ الأَنْبِيَاءِ.

Evs ibni Evs (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: "Günlerin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salat ve selam getiriniz, çünkü salat ve selamlarınız bana sunulur." Bunun üzerine ashâb-ı kirâm: "Yâ Rasûlallah, salat ve selamlarımız size nasıl arz edilir, hâlbuki siz çürümüş olacaksınız?" diye sorunca, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), "Allah, peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa haram kılmıştır." buyurdular. (Ebû Dâvûd, Salât, 201)

Riyazus-Salihin 1400

وعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قالَ: قالَ رسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: رَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ.

Ebû Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: "Yanında adım anıldığı hâlde bana salat ve selam getirmeyen kimse sürüm sürüm sürünsün." (Tirmizî, Deavât, 101)

Riyazus-Salihin 1401

وعَنْهُ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيداً، وَصَلُّوا عَلَيَّ، فَإنَّ صَلاتكُمْ تَبْلُغُني حَيْثُ كُنْتُمْ.

Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kabrimi bayram yeri haline getirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira siz nerede olursanız olun, salat ve selamınız bana ulaşır." (Ebu Davud, Menasık, 97)

Riyazus-Salihin 1402

وعنهُ: أَنَّ رسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قالَ: مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إلاَّ ردَّ الله عَلَيَّ رُوحِي حَتَى أَرُدَّ عَلَيْهِ السلام.

Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse bana salat ve selam getirdiği zaman onun selamını almam için Allah, bana ruhumu geri verir." (Ebu Davud, Menasık, 96)

Riyazus-Salihin 1403

وعن عَليٍ رضي الله عنه قالَ: قالَ رسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: الْبَخِيلُ مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ، فَلَمْ يُصَلِّ عَليَّ.

Ali (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimse yanında ismim anıldığı halde bana salevat getirmeyendir." (Tirmizi, Deavat, 101)

Riyazus-Salihin 1404

وعَنْ فَضَالَةَ بنِ عُبَيْدٍ، رضي الله عنه، قالَ: سَمعَ رسولُ اللهِ ﷺ رَجُلاً يَدْعُو في صَلاتِهِ لَمْ يُمَجِّدِ الله تَعَالى، وَلَمْ يُصَلِّ عَلى النَّبِيِّ ﷺ، فقالَ رسُولُ اللهِ ﷺ: عَجِلَ هذا، ثُمَّ دَعَاهُ فقالَ لهُ - أَوْ لِغَيْرِهِ -: إذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِتَحْمِيدِ رَبِّهِ سُبْحَانَهُ، وَالثَّنَاءِ عليهِ، ثُمَّ يُصَلِّي عَلى النبيِّ ﷺ، ثُمَّ يَدْعُو بَعدُ بِمَا شَاءَ.

Fedale ibni Ubeyd (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), namazında Allah'a hamdetmeden ve Resûlü'ne salavat getirmeden dua eden bir adamı işitti de bunun üzerine: "Bu adam acele etti" buyurdu. Sonra o adamı çağırdı, ona veya başka birisine hitap ederek şöyle buyurdu: "Biriniz namaz kıldığı zaman önce Allah-u Teâlâ'ya hamdetsin ve O'nu övsün, sonra Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) salâtüselâm getirsin, daha sonra da dilediği duayı yapsın." (Ebû Dâvûd, Vitir, 23)

Riyazus-Salihin 1405

وعَنْ أبي محمدٍ كَعْبِ بنِ عُجرَةَ، رضي الله عنه، قالَ: خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ ﷺ فقُلْنا: يا رسولَ اللهِ، قَدْ عَلِمْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ قالَ: قُولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى آلِ مُحمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.

Ebû Muhammed Ka'b ibni Ucre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanımıza gelmişti. Ona: "Yâ Rasûlallah, sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, fakat sana nasıl salavat getireceğiz?" diye sorduk. O da "Şöyle deyiniz" buyurdu: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd. Ey Allah'ım, İbrahim'in soyundan gelenlere nasıl rahmet ettinse, Muhammed'e ve onun soyundan gelenlere de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücesin. Ey Allah'ım, İbrahim'in soyundan gelenleri mübarek kıldığın gibi Muhammed'i ve onun soyundan gelenleri de mübarek kıl. Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin." (Buhârî, Deavât, 32; Müslim, Salât, 66)

Riyazus-Salihin 1406

وعَنْ أبي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ، رضي الله عنه، قالَ: أَتَانَا رَسُولُ اللهِ ﷺ، وَنَحْنُ في مَجْلِسِ سعدِ بنِ عُبَادَةَ رضي الله عنه، فقالَ لهُ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ: أَمَرَنَا الله تَعَالى أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ يَا رسولَ اللهِ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ فَسَكَتَ رسولُ اللهِ ﷺ، حتَّى تَمَنَّيْنَا أَنَّهُ لَمْ يَسْأَلْهُ، ثُمَّ قالَ رسولُ اللهِ ﷺ: قولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّدٍ، وعَلى آلِ مُحَمَّدٍ كما صَلَّيْتَ على آلِ إبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما بَارَكْتَ عَلى آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجيدٌ، وَالسَّلامُ كَمَا قَدْ عَلِمْتُمْ.

Ebû Mesud el-Bedrî (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Sa'd ibni Ubâde ile birlikte oturuyorken Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanımıza geldi. Beşir ibni Sa'd ona: "Yâ Rasûlallah, Allah bize senin üzerine salavat getirmemizi emretti. Sana nasıl salavat getirelim?" diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir miktar sükût etti. Öyle ki, Beşir bu soruyu kendisine sormasaydı diye temenni ettik. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd. Ey Allah'ım, İbrahim'in soyundan gelenlere rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve onun soyundan gelenlere de rahmet et. İbrahim'in soyundan gelenleri mübarek kıldığın gibi Muhammed'i ve onun soyundan gelenleri de mübarek kıl. Hiç şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin" deyiniz; selam ise bildiğiniz gibidir. (Müslim, Salât, 65)

Riyazus-Salihin 1407

وَعَنْ أبي حُمَيْد السَّاعِدِيِّ، رضي الله عنه، قالَ: قَالُوا: يا رسولَ اللهِ كَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ قالَ: قولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كما صَلَّيْتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كما بَارَكتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.

Ebu Humeyd es-Saidi (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e, "Sana nasıl salavat getireceğiz?" diye sordular. O da şöyle buyurdu: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi, kemâ salleyte alâ âli İbrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi, kemâ bârekte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd = Allahım, İbrahim'in soyundan gelenlere nasıl merhamet ettinse Muhammed'e, hanımlarına ve soyundan gelenlere de rahmet et. İbrahim ve soyundan gelenlere bereketler lütfedip mübarek kıldığın gibi Muhammed'e, hanımlarına ve soyundan gelenlere hayır ve bereketler lütfet. Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin." deyiniz. (Buhari, Enbiya, 10; Deavat, 33)

Riyazus-Salihin 1408