عن أبي عبدِ الرحمنِ عوفِ بن مالكِ رضي الله عنه قال: صَلَّى رسولُ الله صلى الله عليه وسلم عَلى جِنَازَةٍ، فَحَفِظْتُ مِنْ دُعَائِهِ وهُوَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، وَارْحَمْه، وَعَافِهِ، وَاعْفُ عَنْهُ، وَأَكْرِمْ نُزُلَهُ، وَوَسِّعْ مُدْخَلَهُ وَاغْسِلْهُ بِالمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقّه مِنَ الخَطَايَا، كما نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَأَبْدِلْهُ دَاراً خَيْراً مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، وَزَوْجاً خَيْراً مِنْ زَوْجِهِ، وَأَدْخِلْهُ الجَنَّةَ، وَأَعِذْه مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ النَّارِ، حَتَّى تَمَنَّيْتُ أَنْ أَكُونَ أنا ذلِكَ المَيِّتَ.
Ebu Abdurrahman Avf ibni Malik’ten (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir cenaze namazı kıldı. Onun şöyle dua ettiğini duydum ve ezberledim:
“Allah’ım, onu bağışla, ona rahmet et, onu azap ve sıkıntılardan koru, kusurlarını affet, cennetten nasibini ikram et, gireceği yeri (kabrini) genişlet, su, kar ve buz ile onun günahlarını yıka, tertemiz yap. Beyaz elbiseyi kirden temizler gibi onu hatalarından temizle. Kendi evinden daha hayırlı bir ev, ailesinden daha hayırlı bir aile, eşinden daha hayırlı bir eş ver. Onu cennete koy, kabir ve cehennem azabından koru.”
Avf diyor ki: Bu güzel duaları duyunca “Keşke ölen ben olaydım.” diye içimden geçirdim. (Müslim, Cenaiz 85)
Riyazus-Salihin 935
وعن أبي هُريرة وأَبِي قَتَادَةَ، وأبي إبْرَاهِيمَ الأشْهَلِيِّ عَنْ أَبِيهِ - وَأَبُوه صَحَابِيٌّ - رضي الله عنهم، عَن النبي صلى الله عليه وسلم أنّهُ صَلَّى عَلى جِنَازَةٍ فقال: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيّتِنَا، وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا، وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا، وَشَاهِدِنَا وَغَائبِنَا. اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا، فَأَحْيِهِ عَلَى الإسْلامِ، وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا، فَتَوَفَّهُ عَلى الإيمانِ، اللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْنَا أَجْرَهُ، وَلا تَفْتِنَّا بَعْدَهُ.
Ebu Hureyre, Ebu Katade ve Ebu İbrahim el-Eşhelî’den, o da babasından (babası sahabidir) (Allah onlardan razı olsun) rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir cenaze namazı kıldı ve şöyle dua etti:
“Allah’ım, dirilerimizi ve ölülerimizi, küçüklerimizi ve büyüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı, burada bulunanlarımızı ve bulunmayanlarımızı bağışla. Allah’ım, bizden hayatta bırakacaklarını İslam üzere yaşat, öldüreceklerini iman üzere öldür. Bizi bu cenazede bulunmanın sevabından mahrum etme ve ondan sonra da bizi fitneye düşürme.” (Tirmizi, Cenaiz 38)
Riyazus-Salihin 936
وعن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم يقول: إذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى المَيّتِ، فَأَخْلِصُوا لَهُ الدّعاءَ.
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken dinledim: “Cenaze namazını kıldığınız zaman ölen kimseye samimi bir kalble dua ediniz.” (Ebu Davut Cenaiz 56)
Riyazus-Salihin 937
وعَنْهُ، عَنِ النَّبيِّ صلى الله عليه وسلم في الصَّلاةِ عَلى الجِنَازَةِ: اللَهُمَّ أَنْتَ رَبُّهَا، وَأَنْتَ خَلَقْتَها، وَأَنْتَ هَدَيْتَهَا لِلإِسْلاَمِ، وَأَنْتَ قَبَضْتَ رُوحَهَا، وَأَنْتَ أَعْلَمُ بِسِرِّهَا وَعَلاَنِيتِها، جِئْنَاكَ شُفعَاءَ لَهُ، فَاغفِرْ لهُ.
Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir cenaze namazında şöyle dua etmiştir:
“Allah’ım, bu cenazenin Rabbi sensin. Bunu sen yarattın, İslam'a sen ulaştırdın, şimdi onun ruhunu da sen aldın. Onun gizli ve açık hallerini en iyi sen bilirsin. Biz ona şefaatçiler olarak geldik. Sen onu bağışla.” (Ebu Davut Cenaiz 56)
Riyazus-Salihin 938
وعن وَاثِلةَ بنِ الأسْقَعِ رضي الله عنه قال: صَلَّى بِنَا رسولُ الله صلى الله عليه وسلم عَلى رَجُلِ مِنَ المُسْلِمِينَ، فَسَمِعْتُهُ يَقولُ: اللّهُمَّ إنَّ فُلانَ ابْنَ فُلان في ذِمَّتِكَ وَحَبْلِ جِوَارِكَ، فَقِهِ فِتْنَةَ القَبْرِ، وَعَذَابَ النَّارِ، وَأَنْتَ أَهْلُ الوَفَاءِ والحَمْدِ، اللّهُمَّ فَاغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ، إنك أَنْتَ الغَفُورُ الرَّحِيمُ.
Vâsile İbni Eska (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize Müslümanlardan birinin cenaze namazını kıldırmıştı. Onun şöyle dua ettiğini duydum: “Allah’ım, falan oğlu falan sana emanettir ve senin güvencen altındadır. Onu kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru. Sen sözünde duran ve hamde layık olansın. Allah’ım, onu bağışla ve ona merhamet et. Şüphesiz sen bağışlayan ve merhamet edensin.” (Ebu Davut Cenaiz 56)
Riyazus-Salihin 939
وعن عبد الله بن أبي أَوْفَى رضي الله عنهما، أَنَّهُ كَبَّرَ عَلى جِنَازَةِ ابْنَةٍ لَهُ أَرْبَعَ تكْبِيراتٍ، فَقَامَ بَعْدَ الرَّابِعَةِ كَقَدْرِ مَا بَيْنَ التكْبِيرَتَيْنِ يَسْتَغْفِرُ لَها وَيَدْعُو، ثُمَّ قَالَ: كَانَ رَسُولُ الله ﷺ يَصْنَعُ هكَذَا. وفي روايةٍ: كَبَّرَ أَرْبَعاً، فَمَكَثَ سَاعَةً حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكَبِّرُ خَمْساً، ثُمَّ سَلَّمَ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمالِهِ. فَلَمَّا انْصَرَفَ قُلْنَا لَهُ: مَا هذا؟ فقال: إنِّي لا أَزِيدُكُمْ على ما رَأَيْتُ رَسُولَ الله ﷺ يَصْنَعُ، أَوْ: هكذا صَنَعَ رَسولُ الله ﷺ.
Abdullah ibni Ebu Evfa (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre o, kızının cenaze namazında dört defa tekbir aldı. Dördüncü tekbirden sonra iki tekbir arasında durduğu kadar durup kızının bağışlanmasını diledi ve ona dua etti. Sonra da “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle yapardı” dedi.
Başka bir rivayette şöyledir: Dört tekbir aldıktan sonra o kadar bekledi ki onun beşinci defa tekbir alacağını sandık. Sonra sağına ve soluna selam verdi. Namazdan sonra, “Bu yaptığın nedir?” dedik. O da, “Size, Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığını gördüğümden fazlasını yapmış değilim” ya da “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle yaptı” diye cevap verdi.
Riyazus-Salihin 940