وَعَنْ أَبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَاليَوْمِ الآخِرِ، فَلْيَقُلْ خَيْراً، أَوْ لِيَصْمُتْ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse mutlaka hayır söylesin veya sussun." (Buhari, Edeb, 31; Müslim, İman, 74)
Riyazus-Salihin 1512
وَعَنْ أبي مُوسَى رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: يا رسُولَ اللهِ أيُّ المُسْلِمِينَ أفْضَلُ؟ قَالَ: مَنْ سَلِمَ المُسْلِمُونَ مِن لِسَانِهِ وَيَدهِ.
Ebu Musa (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, hangi müslüman daha değerlidir?" diye sordum. "Dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir" cevabını verdi. (Buhari, İman, 4-5; Müslim, İman, 64)
Riyazus-Salihin 1513
وعَنْ سَهْلِ بنِ سَعْدٍ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ يَضْمَنْ لي مَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ وَما بَيْنَ رِجْلَيْهِ أَضْمنْ لَهُ الجَنَّةَ.
Sehl ibni Sa'd (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
"Kim bana iki çenesi arasındaki dili ile, iki bacağı arasındaki tenasül uzvunu kötülüklerden koruma sözü verirse ben de ona cennet hakkında garanti veririm." (Buhari, Rikak, 3)
Riyazus-Salihin 1514
وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أنَّه سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إنَّ العَبْدَ لَيَتكَلَّمُ بِالكَلِمَةِ مَا يَتَبَيَّنُ فيهَا، يَزِلُّ بهَا إلى النّارِ أبْعَدَ مِمَّا بَيْنَ المَشْرِقِ وَالمَغْرِبِ.
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun) peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'den şöyle işittiğini nakletmiştir: "Kul iyice düşünmeden söylediği bir söz yüzünden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir derinliğine kayıverir." (Buhari, Rikak, 23; Müslim, Zühd)
Riyazus-Salihin 1515
وَعَنْهُ، عَنِ النَّبيِّ ﷺ قالَ: إنَّ الْعَبْدَ لَيَتكَلَّمُ بِالكَلِمَةِ مِن رِضْوانِ الله تَعَالى ما يُلْقِي لَها بَالاً يَرْفَعُهُ الله بهَا دَرَجَاتٍ، وَإنَّ الْعَبْدَ لَيَتكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِن سَخَطِ الله تَعَالَى لا يُلْقي لَها بَالاً يَهْوِي بهَا في جَهَنَّم .
Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır:
"Bir kulun önem vermeyerek söylediği Allah rızasına uygun bir söz yüzünden Allah derecesini yükseltir. Bir başka kul da yine önem vermeyerek Allah'ın öfkelenmesini gerektirecek bir sözü yüzünden cehennemin dibine indirir." (Buhari, Rikak, 23)
Riyazus-Salihin 1516
وَعَنْ أبي عَبْدِ الرَّحمنِ بلالِ بْنِ الحَارِثِ المُزَنيِّ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ: إنَّ الرَّجُلَ لَيَتكَلَّمُ بالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوانِ الله تَعالَى ما كانَ يَظُنُّ أنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ يَكْتُبُ الله لَهُ بهَا رِضْوَانَهُ إلى يَوْمِ يَلْقَاهُ، وَإنَّ الرَّجُلَ لَيتكَلَّمُ بِالكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ الله ما كانَ يَظُنُّ أنْ تَبْلُغَ ما بَلَغَتْ يَكْتُبُ الله لَهُ بِهَا سَخَطَهُ إلى يَوْمِ يَلْقَاهُ .
Ebu Abdurrahman Bilal ibni'l-Haris el-Müzeni (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Bir kimse Allah'ın sevdiği bir sözü söyler de o söz ile Allah'ın rızasına ulaşabileceğini zannetmez. Halbuki Allah o hayırlı söz sebebiyle kıyamete kadar o kimseden razı olur. Yine bir adam da vardır ki Allah'ın gazabını gerektiren bir söz söyler fakat o sözün kendisini Allah'ın gazabına çarptıracağını zannetmez. Oysa Allah o kimseye kıyamete kadar öfkelenir.” (Muvatta, Kelam, 5)
Riyazus-Salihin 1517
وَعَنْ سُفْيانَ بْنِ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ يا رَسُولَ الله حَدِّثني بأَمْرٍ أَعْتَصِمُ بِهِ قَالَ: قُلْ ربِّيَ الله، ثُمَّ اسْتَقِمْ. قُلْتُ: يَا رَسُولَ الله ما أَخْوَفُ مَا تَخَافُ عَلَيَّ؟ فَأَخَذَ بِلِسَانِ نَفْسِهِ، ثُمَّ قَالَ: هذا .
Süfyan ibni Abdullah (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, bana sımsıkı sarılacağım bir iş haber ver" dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Rabbim Allah'tır de, sonra da dosdoğru ol" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Rasulü, hakkımda korkulacak şeyin en tehlikelisi nedir?" dedim. Mübarek dilini eliyle tutarak "İşte budur" buyurdular. (Tirmizi, Zühd, 61)
Riyazus-Salihin 1518
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِي الله عَنْهُمَا قالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لا تكْثِرُوا الكَلامَ بِغَيْرِ ذِكْرِ الله، فَإنَّ كَثْرَةَ الكَلامِ بِغَيْرِ ذِكْرِ الله تَعَالى قَسْوَةٌ لِلْقَلْبِ وَإنَّ أَبْعَدَ النّاسِ مِنَ الله القَلبُ القَاسِي.
İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayete göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ı anmanın dışında sözü fazla uzatmayın. Çünkü Allah'ı anmanın dışında çok söz söylemek kalbi katılaştırır. Allah'tan en uzak kimseler ise katı kalpli olanlardır." (Tirmizi, Zühd, 62)
Riyazus-Salihin 1519
وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ وَقَاهُ الله شَرّ مَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ، وَشَرَّ ما بَيْنَ رِجْلَيْهِ دَخَلَ الجَنَّةَ.
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun) Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir: "Allah kimi iki çenesi ve iki bacağı arasındaki şeylerin (yani dili ve tenasül uzvunun) şerrinden korursa o kimse cennete girer." (Tirmizi, Zühd, 61)
Riyazus-Salihin 1520
وَعَن عُقْبةَ بْنِ عامِرٍ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ يَا رَسُولَ الله مَا النّجَاةُ؟ قَالَ: أَمْسِكْ عَلَيْكَ لِسَانَكَ، وَلْيَسَعْكَ بَيْتُكَ، وَابْكِ عَلى خَطِيئَتِكَ.
Ukbe bin Amir (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, kurtuluş yolu nedir?" dedim. "Aleyhine olacak sözlerden dilini tut, evinle meşgul ol, günahlarına pişmanlık duyarak gözyaşı dök." (Tirmizi, Zühd, 61)
Riyazus-Salihin 1521
وَعَنْ أبي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إذا أصْبَحَ ابْنُ آدَمَ، فَإنَّ الأعْضَاءَ كُلَّهَا تُكَفِّرُ اللِّسَانَ، تَقُولُ: اتَّقِ الله فينا، فَإنما نحنُ بِكَ، فَإنِ اسْتَقَمْتَ اسْتَقَمْنا وَإنِ اعْوَجَجْتَ اعْوَجَجْنَا.
Ebu Said el-Hudri (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ademoğlu sabahladığında bütün organları dile boyun eğip yalvararak şöyle derler: 'Bizim hakkımızı korumakta Allah'tan kork, çünkü biz sana bağlıyız. Senin söyleyeceklerinle cezalandırılırız. Eğer sen doğru yolda gidersen biz de doğru oluruz, eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz.'" (Tirmizi, Zühd, 61)
Riyazus-Salihin 1522
وَعَنْ مُعَاذٍ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ يا رَسُولَ الله أَخْبِرني بِعَمَلٍ يُدْخِلُني الجَنَّةَ، وَيُبَاعِدُني مِنَ النَّارِ؟ قالَ: لَقَدْ سَأَلتَ عَنْ عَظِيمٍ، وَإنَّهُ لَيَسيرٌ عَلى مَنْ يَسَّرَهُ اللهُ تَعَالى عَلَيْهِ: تَعْبُدُ الله لا تُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً، وَتُقِيمُ الصَّلاةَ، وتؤَتي الزَّكاةَ، وَتَصُومُ رَمضَانَ، وَتَحُجُّ البَيْتَ. ثُمَّ قالَ: أَلاَ أَدُلُكَ عَلى أبْوَابِ الخَيْر؟ الصّوْمُ جُنَّةٌ، والصَّدَقَةُ تُطْفِئ الخَطيئَةَ كَما يُطْفِئُ المَاءُ النّارَ، وَصلاةُ الرَجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ. ثمَّ تَلا: ﴿تَتَجَافَى جُنُوبُهُم عَنِ المَضَاجِعِ﴾ حَتَّى بَلَغَ ﴿يَعْمَلُونَ﴾ [السجدة: 16-17]. ثُمَّ قَالَ: أَلا أخْبِرُكَ بِرَأْسِ الأمْرِ، وَعَمُودِهِ، وَذِرْوةِ سَنَامِهِ؟ قُلْتُ: بَلى يَا رَسُولَ الله، قَالَ: رَأْسُ الأمْرِ الإسْلامُ، وَعمُودُهُ الصّلاةُ، وَذرْوَةُ سَنَامِهِ الجِهَادُ. ثُمَّ قَالَ: أَلا أُخْبِرُكَ بِمِلاكِ ذلك كُلِّهِ؟ قُلْتُ: بَلى يَا رَسُولَ الله، فَأَخَذَ بِلسَانِه قَالَ: كُفَّ عَلَيْكَ هذا. قُلْتُ: يَا رَسُولَ الله وَإنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِما نَتَكَلَّمُ بِهِ؟ فَقَالَ: ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ! وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ في النّارِ عَلى وَجُوهِهِمْ إلا حَصَائِدُ ألْسِنَتِهِمْ؟
Muaz ibni Cebel (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasulü, beni cennete sokacak, cehennemden uzaklaştıracak bir amel haber ver ki, onu yapayım" dedim. Şöyle buyurdular: "Çok büyük bir şey istedin, fakat yine de bu, Allah'ın kolay kıldığı kimseler için pek kolaydır. Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin, namazlarını gereği üzere kılarsın. Zekâtı verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, gücün yeterse haccedersin." Sözüne devamla,
"Şimdi sana hayır kapılarını haber vereyim mi? Oruç kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahları siler, süpürür, söndürür. Kişinin gece kılacağı namazlar da günahları siler, süpürür, söndürür" buyurdu. Daha sonra,
"Onların yanları yataklarından uzaklaşır (yataklarından geceleri kalkarlar), korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine geçinmeleri için verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar. Onların yaptıkları amellere mükâfat olarak kendileri için neler gizlenmiş olduğunu şimdi kimse bilmez" (32. Secde suresi, 16-17) ayetini okudu.
Daha sonra şöyle buyurdu:
"Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?" Ben de, "Evet, bildiriniz ya Rasulallah" dedim.
"İşin başı İslam, yani her şeyiyle Allah'a teslim olmak demektir.
Direği ise beş vakit namaza devam etmektir.
En yüce tarafı da cihaddır" buyurdu. Ondan sonra da,
"Bunların hepsinin gerçekleşmesinin kendisine bağlı olduğu şeyi haber vereyim mi?" buyurdu. "Evet, buyur ya Rasulallah" dediğimde Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) dilini tutarak, "Bunun sana zarar vermesine meydan verme" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Rasûlü, biz konuştuklarımızdan da sorgulanacak mıyız?" dedim.
Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), "Hay anasını kaybedesice! İnsanların cehenneme yüzüstü kapaklanmalarının sebebi, dillerinin ürettiklerinden başkası mıdır?" buyurdu. (Tirmizi, İman, 8)
Riyazus-Salihin 1523
وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قَالَ: أتدْرُونَ مَا الغِيبَةُ؟ قَالُوا: الله وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ. قِيلَ: أَفرَأَيْتَ إنْ كانَ في أَخِي مَا أَقُولُ؟ قَالَ: إن كانَ فِيهِ مَا تَقُولُ، فَقَدِ اغْتَبْتَهُ، وَإنْ لَمْ يكُنْ فيهِ ما تَقُولُ فَقَدْ بَهَتَّهُ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
"Gıybet nedir bilir misiniz?" Sahabiler, "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dediler. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de, "Din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır" buyurdu. "Şayet kardeşimde söylediğim ayıp varsa ne dersiniz?" diye sorulması üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin, yoksa o zaman ona iftira etmiş olursun" buyurdu. (Müslim, Birr, 70)
Riyazus-Salihin 1524
وَعَنْ أَبي بَكْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ في خُطْبَتِهِ يَوْمَ النَّحْرِ بِمِنًى في حَجَّةِ الوَدَاعِ: إِنَّ دِمَاءَكُمْ، وَأَمْوَالَكُمْ، وَأَعْرَاضَكُمْ، حَرَامٌ عَلَيْكُمْ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، في شَهْرِكُمْ هَذَا، في بَلَدِكُمْ هَذَا، أَلَا هَلْ بَلَّغْتُ.
Ebu Bekre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) veda haccında kurban bayramı günü Mina'da yaptığı hutbede şöyle buyurdu: "Bu gününüzün, bu ayınızın ve bu şehrinizin haram kılınmış olduğu gibi birbirinize kanlarınız (canlarınız), mallarınız ve namuslarınız haramdır. Tebliğ ettim mi?" (Buhari, İlim, 9; Müslim, Hac, 147)
Riyazus-Salihin 1525
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ الله عَنْهَا قَالَتْ: قُلْتُ لِلنَّبِيِّ ﷺ حَسْبُكَ مِنْ صَفِيَّةَ كَذَا وَكَذَا. قَالَ بَعْضُ الرُّوَاةِ: تَعْنِي قَصِيرَةً، فَقَالَ: لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِمَاءِ البَحْرِ لَمَزَجَتْهُ! قَالَتْ: وَحَكَيْتُ لَهُ إِنْسَانًا فَقَالَ: مَا أُحِبُّ أَنِّي حَكَيْتُ إِنْسَانًا وَأَنَّ لِي كَذَا وَكَذَا.
Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, hanımlarından Safiyye'nin şöyle böyle oluşu sana yeter" dedim. (Ravilerden biri Hz. Aişe'nin onun kısa boylu oluşunu kastettiğini söylüyor.) Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa deniz suyunun tadı ve kokusunu bozardı."
Hz. Aişe diyor ki: "Ben yine bir gün bir kimsenin durumunu taklit ederek hikâye etmiştim. Bunun üzerine Hz. Peygamber, "Bana dünyayı verseler ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklit edip anmayı asla sevmem" buyurdu. (Ebu Davud, Edeb, 35; Tirmizi, Kıyamet, 51)
Riyazus-Salihin 1526
وَعَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله ﷺ: لَمَّا عُرِجَ بِي مَرَرْتُ بِقَوْمٍ لَهُمْ أَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمِشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ، فَقُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ يَا جِبْرِيلُ؟ قَالَ: هَؤُلَاءِ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ لُحُومَ النَّاسِ، وَيَقَعُونَ فِي أَعْرَاضِهِمْ.
Enes (Allah ondan razı olsun)'dan aktarıldığına göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Miraca çıkarıldığımda bir toplumun yanından geçtim, bunlar bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı."
"Ey Cebrail, bunlar kimlerdir?" diye sordum.
"Bunlar gıybet etmekle insanların etlerini yiyenler, onların şeref ve namuslarıyla oynayanlardır" cevabını verdi. (Ebu Davud, Edeb, 35)
Riyazus-Salihin 1527
وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قَالَ: كُلُّ المُسْلِمِ عَلى المُسْلِمِ حَرَامٌ: دَمُهُ وَعِرْضُهُ وَمالُهُ.
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
"Her müslümanın diğer müslümana karşı kanı, ırzı ve malı haramdır." (Müslim, Birr, 32)
Riyazus-Salihin 1528