عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ صُنِعَ إِلَيْهِ مَعْرُوفٌ، فَقَالَ لِفَاعِلِهِ: جَزَاكَ اللهُ خَيْرًا، فَقَدْ أَبْلَغَ فِي الثَّنَاءِ».
Üsame ibni Zeyd (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kendisine iyilik edilen bir kimse, o iyiliği yapana ‘Cezâkellâhu hayran’, yani ‘Allah seni hayırla mükâfatlandırsın’ derse, ona en iyi şekilde teşekkür etmiş olur.” (Tirmizî, Birr, 87)
Riyazus-Salihin 1497
وَعَنْ جَابِرٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: لا تَدْعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، وَلَا تَدْعُوا عَلَى أَوْلَادِكُمْ، وَلَا تَدْعُوا عَلَى أَمْوَالِكُمْ، لَا تُوَافِقُوا مِنَ اللهِ سَاعَةً، يُسْأَلُ فِيهَا عَطَاءً، فَيَسْتَجِيبَ لَكُمْ.
Cabir (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kendinize beddua etmeyiniz. Çocuklarınıza beddua etmeyiniz. Mallarınıza da beddua etmeyiniz ki duaların kabul olunacağı bir saate rastlarsınız da bedduanız kabul olunmuş olur." (Müslim, Zühd, 74)
Riyazus-Salihin 1498
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde hâlidir. İşte orada çok dua ediniz." (Müslim, Salât, 215)
Riyazus-Salihin 1499
وَعَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ، يَقُولُ: قَدْ دَعَوْتُ رَبِّي، فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي.
وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: لَا يَزَالُ يُسْتَجَابُ لِلْعَبْدِ مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ، أَوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ، مَا لَمْ يَسْتَعْجِلْ. قِيلَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الِاسْتِعْجَالُ؟ قَالَ: يَقُولُ: قَدْ دَعَوْتُ، وَقَدْ دَعَوْتُ، فَلَمْ أَرَ يَسْتَجِيبُ لِي، فَيَسْتَحْسِرُ عِنْدَ ذَلِكَ، وَيَدَعُ الدُّعَاءَ.
Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden birinizin acele etmedikçe duası kabul edilir. İnsan acele ederek, 'İşte ben Rabbime dua ettim de duamı kabul etmedi,' der." (Buhârî, Deavât, 22; Müslim, Zikir, 90)
Müslim'in diğer bir rivayeti de şu şekildedir:
"Bir kul günah olan ve akrabasıyla darılmasına yol açan bir şey istemedikçe, bir de acele etmedikçe duası mutlaka kabul olunur." "Yâ Rasûlallah, acele etmek ne demektir?" diye sorulunca da şöyle buyurdu:
"Çok dua ettim, gerçekten dua ettim de duamın kabul edildiğini görmedim, der; dileğinin gecikmesinden dolayı usanır ve duayı terk eder. İşte acele etmek budur." (Müslim, Zikir, 92)
Riyazus-Salihin 1500
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قِيلَ لِرَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَيُّ الدُّعَاءِ أَسْمَعُ؟ قَالَ: جَوْفَ اللَّيْلِ الآخِرِ وَدُبُرَ الصَّلَوَاتِ المَكْتُوبَاتِ.
Ebu Umame (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e, "Hangi dua çok işitilir (kabul edilir)?" diye soruldu da, "Gecenin son saatlerinde ve farz namazların arkasında yapılan dua" buyurdu. (Tirmizi, Deavat, 79)
Riyazus-Salihin 1501
وَعَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: مَا عَلَى الأَرْضِ مُسْلِمٌ يَدْعُو اللهَ تَعَالَى بِدَعْوَةٍ إِلَّا آتَاهُ اللهُ إِيَّاهَا، أَوْ صَرَفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا، مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ، أَوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ. فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ القَوْمِ: إِذًا نُكْثِرُ. قَالَ: اللهُ أَكْثَرُ.
Ubade ibni's-Samit (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Yeryüzünde bir müslüman Allah'tan bir şey dilerse; günah bir şeyi istemediği veya akrabasıyla ilgiyi kesmeyi arzu etmediği sürece Allah, onun isteğini mutlaka yerine getirir veya ona vereceği şey kadar kötü bir şeyi kendisinden giderir.” Orada bulunanlardan biri, "Öyle ise biz Allah'tan çok şey isteriz" deyince, Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Allah'ın lütfu isteyeceğiniz şeylerden daha çoktur" buyurdu. (Tirmizi, Deavat, 115)
Riyazus-Salihin 1502
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الكَرْبِ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ العَظِيمُ الحَلِيمُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ، وَرَبُّ الأَرْضِ، وَرَبُّ العَرْشِ الكَرِيمِ.
İbni Abbas'tan (Allah onlardan razı olsun) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:
"La ilahe illallahul azimulhalim, la ilahe illallahu rabbul arşil azim, la ilahe illallahu rabbussemâvâti ve Rabbul ardı ve Rabbul arşil kerim = Büyüklük ve hilim sahibi olan Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kerim arşın Rabbinden başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur." (Buhari, Deavat, 27; Müslim, Zikir, 83)
Riyazus-Salihin 1503