عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا، وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ فَقَدْ غَزَا.
Ebu Abdurrahman Zeyd İbn-i Halid el-Cüheni (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda savaşacak bir mücahidin gerekli teçhizatını hazırlar ve tüm ihtiyaçlarını karşılarsa gerçekten savaşa gitmiş gibi sevap kazanır. Cihada giden mücahidin arkada bıraktığı ailesine güzelce bakıp ihtiyaçlarını karşılayan kimse de sanki savaşa katılmış gibi sevap kazanır.” (Buhari, Cihad 38; Müslim, İmare 135)
Riyazus-Salihin 179
عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بَعْثًا إِلَى بَنِي لَحْيَانَ مِنْ هُذَيْلٍ فَقَالَ: لِيَنْبَعِثْ مِنْ كُلِّ رَجُلَيْنِ أَحَدُهُمَا، وَالْأَجْرُ بَيْنَهُمَا.
Ebu Said el-Hudri (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Hüzeyl kabilesinden Lihyan oğulları üzerine bir ordu gönderdi ve şöyle buyurdu: “Her iki erkekten biri savaşa katılsın, kazanılacak sevap ikisi arasında ortaktır.” (Müslim, İmare 137)
Riyazus-Salihin 180
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما أن رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم لَقِيَ رَكْبًا بِالرَّوْحَاءِ فَقالَ: مَنِ الْقَوْمُ؟ قالوا: الْمُسْلِمُونَ. فَقالوا: مَنْ أَنْتَ؟ قالَ: رَسُولُ اللَّهِ. فَرَفَعَتْ إِلَيْهِ امْرَأَةٌ صَبِيًّا فَقالَتْ: أَلِهَذَا حَجٌّ؟ قالَ: نَعَمْ، وَلَكِ أَجْرٌ.
İbn-i Abbas (Allah onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Medine civarındaki Ravha mevkiinde bir deve kervanına rastladı.
-Sizler kimlersiniz? diye sordu. Onlar da:
-Biz müslümanlarız, ya sen kimsin? diye sordular. Peygamberimiz:
-Ben Allah’ın Rasulüyüm, dedi. İçlerinden bir kadın küçük bir çocuğu kaldırarak:
-Bu çocuğun haccı olur mu? diye sordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) de:
-Evet, senin için de sevap vardır, buyurdu. (Müslim, Hacc 409)
Riyazus-Salihin 181
عَنْ أَبِي مُوسَى رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قالَ: الْخَازِنُ الْمُسْلِمُ الْأَمِينُ الَّذِي يُنْفِذُ مَا أُمِرَ بِهِ، فَيُعْطِيهِ كَامِلًا مُوَفَّرًا طَيِّبًا بِهِ نَفْسُهُ، فَيَدْفَعُهُ إِلَى الَّذِي أُمِرَ لَهُ بِهِ، أَحَدُ الْمُتَصَدِّقَيْنِ.
Ebu Musa el-Eş’ari (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kendisine güvenilen ve harcamaya yetkili kılınan kimse, harcaması emredilen şeyleri gönül hoşluğu ile emrolunan kimseye eksiksiz verirse sevap bakımından sadaka veren iki kimseden biridir.” (Müslim)
Riyazus-Salihin 182