HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

BAŞA GELENLERDEN DOLAYI ÖLÜMÜ İSTEMENİN DOĞRU OLMADIĞI

3 hadis

عَنْ أبي هُريرةَ رضي الله عنه، أنَّ رسُولَ الله ﷺ قال: لا يَتَمَنَّ أَحَدُكُمُ المَوْتَ؛ إمَّا مُحسِنًا فَلَعَلَّهُ يَزْدادُ، وَإمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ يَسْتَعْتِبُ. متفقٌ عليه، وهذا لفظ البخاري. وفي روايةٍ لمسلم عن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، عن رسُولِ الله ﷺ قال: لا يَتَمَنَّ أَحَدُكُمْ المَوتَ، وَلا يَدْعُ بِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُ؛ إنَّهُ إذا ماتَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ، وَإنَّهُ لاَ يَزِيدُ المُؤْمِنَ عُمُرُهُ إلا خَيْرًا.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sizden hiçbiriniz ölümü istemesin. Bu kimse iyilerden ise belki daha çok hayır ve iyilik yapar; şayet kötü biriyse olabilir ki tevbe edip iyilikler yapar.” (Buhari, Temenni 6; Müslim, Zikir 10) Müslim’in değişik bir rivayetinde ise şöyle buyurulmuştur: “Hiçbiriniz ölümü istemesin ve ölüm kendiliğinden gelmeden önce öleyim diye dua etmesin. İnsan ölünce ameli kesilmiş olur. Gerçek şu ki mü’minin ömrünün uzaması, ancak hayrını artırır.” (Müslim, Zikir 13)

Riyazus-Salihin 585

وعن أنس قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لا يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الموتَ لِضُرٍّ أصابهُ، فَإن كان لا بُدَّ فاعِلًا فَلْيَقُلْ: اللَّهمَّ أَحْيِني ما كانت الحَياةُ خَيْراً لي، وتَوَفَّني إذا كانت الوَفاةُ خَيراً لي.

Enes (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Başa gelen bir sıkıntı sebebiyle hiçbiriniz ölmeyi istemesin. Eğer ölümü istemek zorunda kalırsa şöyle desin: Allah’ım, yaşamak benim için hayırlı ise bana hayat ver, ölmek benim için hayırlı olduğu zaman canımı al.” (Buhari, Merda 19; Müslim, Zikir 10)

Riyazus-Salihin 586

وعَنْ قَيسِ بنِ أبي حازمٍ قال: دَخَلْنا عَلى خَبَّابِ بنِ الأَرَتِّ نَعُودُهُ وقَدِ اكْتَوى سبْعَ كَيَّاتٍ فقال: إن أَصْحابَنا الَّذِينَ سَلَفُوا مَضَوْا ولمْ تَنْقُصْهُمُ الدُّنْيا، وإنا أَصَبْنَا ما لا نَجِدُ لَهُ مَوْضعًا إلا التراب، ولَوْلا أن النبي صلى الله عليه وسلم نهانا أن نَدْعُوَ بالمَوْتِ لَدَعَوْتُ بِهِ، ثُمَّ أَتَيْنَاهُ مَرَّةً أخرى وَهُوَ يَبْني حائِطًا لَهُ، فقال: إن المُسْلِمَ لَيُؤْجَرُ في كُلِّ شَيْءٍ يُنْفِقُهُ إلا في شَيْءٍ يَجْعَلُهُ في هذَا الترابِ.

Kays ibni Ebu Hazım şöyle demiştir: Habbab ibnü’l-Eret’i hasta olduğu için ziyaretine gittik. Vücudu yedi yerden şifa için dağlanmıştı. Bize şöyle dedi: - Eski dostlarımız dünyaya kapılmadan göçüp gittiler. Dünyalık onların sevaplarını eksiltmedi. Biz ise o kadar çok mala sahip olduk ki koyacak yer bulamayıp (inşaat ve bina olarak) toprağa gömdük. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bizi ölümü istemekten yasaklamış olmasaydı ölümüm için dua edecektim. Başka bir zaman Habbab’ın yanına gittiğimizde duvar örüyordu. Bize şunları söyledi: Müslüman, şu toprağa (ihtiyaç dışında yapılan evler, binalar...) harcadığından başka, harcadığı her şeyden ecir alır, sevap kazanır. (Buhari, Merda 19; Müslim, Zikir 12)

Riyazus-Salihin 587