HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SELAM VE SELAMI YAYMAK

6 hadis

وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما أن رجلاً سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم: أيُّ الإسلام خيرٌ؟ قال: تُطْعِمُ الطعامَ، وتقرأُ السلامَ على مَن عرفتَ ومَن لم تعرفْ.

Abdullah ibni Amr ibni Âs (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem), “İslam'da hangi amel daha hayırlıdır?” diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Yemek yedirmen, tanıyıp tanımadığın kimselere selam vermendir.” buyurdu. (Buhârî, Îmân 20; Müslim, Îmân 63)

Riyazus-Salihin 845

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: لمَّا خلق الله تعالى آدم عليه السلام قال: اذهب فسلِّم على أولئك - نفرٍ من الملائكة جلوس - فاستمع ما يُحيُّونك، فإنها تحيَّتُك وتحيَّةُ ذريتك. فقال: السلام عليكم، فقالوا: السلام عليك ورحمة الله، فزادوه: ورحمة الله.

Ebû Hüreyre'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah Âdem'i yarattığı vakit, ‘Git, şu oturan meleklere selam ver ve selamını nasıl karşılayacaklarını dinle. Çünkü senin ve çocuklarının selamı o olacaktır.’ buyurdu. Bunun üzerine Âdem (aleyhisselam) meleklere, ‘Esselâmü aleyküm.’ dedi. Melekler de, ‘Esselâmü aleyke ve rahmetullah.’ karşılığını verdiler. Onun selamına ‘ve rahmetullah’ sözünü ilave ettiler.” (Buhârî, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 28)

Riyazus-Salihin 846

وعن أبي عُمارة البَراءِ بن عازِبٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُما قال : أمرنا رسولُ الله ﷺ بِسَبْعٍ: بِعِيَادَةِ المَرِيضِ، وإتباع الجَنَائِزِ، وتَشْمِيتِ العَاطِسِ، وَنَصْرِ الضَّعِيفِ، وَعَوْنِ المَظْلُومِ، وَإفْشَاءِ السَلامِ، وإبرارِ المقْسِمِ.

Ebu Umara Bera ibni Azib (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize şu yedi şeyi emretti: Hasta ziyaretini Cenazeye katılmayı Aksırana “Elhamdülillah” derse “Yerhamükellah” demeyi Zayıfa yardım etmeyi Mazluma yardımcı olmayı Selamı yaygınlaştırmayı Yemin eden kimsenin yeminini yerine getirmesini temin etmeyi.

Riyazus-Salihin 847

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال : قال رسولُ الله ﷺ : لاَ تَدْخُلُوا الجنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَ لاَ أَدُلكمْ عَلى شَيْءٍ إذا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلامَ بَيْنكُمْ.

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız takdirde sizin birbirinizi seveceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.”

Riyazus-Salihin 848

وعن أبي يوسف عبد الله بن سلامٍ رضي الله عنه قال : سمعت رسولَ الله ﷺ يقول: يَا أيُّهَا النَّاسُ أَفْشُوا السَّلامَ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ، وَصِلُوا الأرْحَامَ، وَصَلُّوا والنَّاسُ نِيامٌ، تَدْخُلُوا الجنَّةَ بِسَلامٍ.

Ebu Yusuf Abdullah ibni Selam (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i: “Ey insanlar! Selamı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alakanızı ve yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız ki bu yüzden selametle cennete giresiniz” buyururken işittim.

Riyazus-Salihin 849

وعن الطُّفَيْل بن أُبيِّ بن كَعْبٍ أَنَّهُ كانَ يَأْتي عبد الله بن عُمَرَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُما ، فَيَغْدُو مَعَهُ إلى السُّوقِ، قال: فإذا غَدَوْنَا إلى السُّوقِ، لَمْ يَمُرَّ عَبدُ الله عَلى سَقَّاطٍ وَلا صاحِبِ بَيْعَةٍ، وَلا مِسْكِينٍ، وَلا أَحَدٍ إلاَّ سَلَّمَ عَلَيْهِ، قال الطُفَيْلُ: فَجِئتُ عبد الله بن عُمَر يَوْما، فاسْتَتْبَعَني إلى السُّوقِ، فَقُلْتُ لهُ: وما تَصْنَعُ بِالسُوقِ، وَأَنْتَ لا تَقِفُ عَلى البَيْعِ، وَلا تَسْأَلُ عَنِ السِلَعِ، وَلاَ تَسُومُ بِهَا، وَلا تَجْلِسُ في مَجَالِسِ السُّوقِ ؟ وَأَقُولُ: اجْلِسْ بِنا هاهُنا نَتَحَدَّثْ، فقال: يَا أَبَا بَطْنٍ –وَكَانَ الطُفَيْلُ ذا بَطْنٍ –إنَّمَا نَغْدُو مِنْ أَجْلِ السَّلامِ، فَنُسَلِّمُ عَلى مَنْ لَقِينَاهُ.

Tufeyl ibni Ubey ibni Ka’b’dan: “Abdullah ibni Ömer’e gelir, onunla birlikte çarşıya çıkardım. Biz çarşıya çıkınca Abdullah ibni Ömer eski eşya satan, dükkân sahibi, yoksul veya herhangi bir kimseye uğrasa mutlaka selam verirdi. Bir gün yine Abdullah ibni Ömer’in yanına gelmiştim. Çarşıya çıkmak için kendisine arkadaş olmamı istedi. Ona: Çarşıda ne yapacaksın? Satılan malların başında durmazsın, eşya fiyatlarını sorup pazarlığa girmezsin, pazar yerlerinde oturmazsın. Burada otur da konuşalım, dedim. Abdullah ibni Ömer: Ey Eba Batn (Tufeyl göbekli olduğu için böyle hitap etmiştir), biz sadece selam vermek üzere çarşıya çıkıyoruz, karşılaştıklarımıza da selam veriyoruz, cevabını verdi.”

Riyazus-Salihin 850