وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إِنَّ أُمَّتِي يُدْعَوْنَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ، فَمَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يُطِيلَ غُرَّتَهُ، فَلْيَفْعَلْ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz ki benim ümmetim kıyamet gününde abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları pırıl pırıl olarak çağrılacaklar. Sizden kim nurunu ve parlaklığını artırmaya gücü yetiyorsa bunu yapsın.”
Riyazus-Salihin 1024
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ خَلِيلِي صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: تَبْلُغُ الْحِلْيَةُ مِنَ الْمُؤْمِنِ حَيْثُ يَبْلُغُ الْوُضُوءُ.
Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edilmiştir: Dostum Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: “Mü’minin cennette takınacağı ziynet, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.”
Riyazus-Salihin 1025
وَعَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ جَسَدِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِهِ.
Osman İbn Affan (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim abdestini güzelce alırsa o kimsenin günahları, tırnaklarının altından çıkıncaya kadar bütün vücudundan çıkar.”
Riyazus-Salihin 1026
وعنه قال: رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ مثلَ وُضوئي هذا، ثمَّ قال: مَنْ تَوَضَّأَ هكذا، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ، وَكَانَتْ صَلاتُهُ وَمَشْيُهُ إلى المَسْجِدِ نَافِلَةً.
Yine Osman ibni Affan (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm. Sonra dedi ki: “Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan bir sevap kazandırmış olur.” (Müslim, Tahâret 8)
Riyazus-Salihin 1027
وعن أبي هريرةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، أنَّ رسولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قال: إذَا تَوَضَّأَ العَبْدُ المُسْلِمُ - أَوِ المُؤْمِنُ - فَغَسَلَ وَجهَهُ، خَرَجَ مِنْ وَجْهِهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ نَظَرَ إلَيْهَا بِعَيْنَيْهِ مَعَ المَاءِ، أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ المَاءِ، فإذا غَسَلَ يَدَيْهِ، خَرَجَ مِنْ يَدَيْهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ كَانَ بَطَشَتْهَا يَدَاهُ مَعَ المَاءِ، أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ المَاءِ، فَإذا غَسَلَ رِجْلَيْهِ، خَرَجَتْ كُلُّ خَطِيئَةٍ مَشَتْها رِجلاهُ مَعَ الماءِ، أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ المَاءِ، حَتَّى يَخرُجَ نَقِيًّا مِنَ الذُّنُوبِ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: “Müslüman veya mümin bir kul abdest aldığı ve yüzünü yıkadığı zaman gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu veya suyun son damlalarıyla beraber dökülür gider. Ellerini yıkadığı zaman elleriyle işlediği her günah abdest suyu veya suyun son damlalarıyla beraber dökülür gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarıyla yürüyerek işlediği her günah abdest suyu veya suyun son damlalarıyla ayaklarından dökülür gider. Böylece o kimse günahlarından temizlenmiş olur.” (Müslim, Tahâret 32)
Riyazus-Salihin 1028
وعنه: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أتى الْمَقْبَرَةَ فَقَالَ: السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ، وَإنَّا إنْ شَاءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ، وَدِدْتُ أَنَّا قَدْ رَأَيْنَا إخْوَانَنَا. قَالُوا: أَوَلَسْنَا إخْوَانَكَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: أَنْتُمْ أَصْحَابِي، وَإخْوَانُنَا الَّذِينَ لَمْ يَأْتُوا بَعْدُ. قَالُوا: كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ يَأْتِ بَعْدُ مِنْ أُمَّتِكَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ فَقَالَ: أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ رَجُلًا لَهُ خَيْلٌ غُرٌّ مُحَجَّلَةٌ بَيْنَ ظَهْرَيْ خَيْلٍ دُهْمٍ بُهْمٍ، أَلَا يَعْرِفُ خَيْلَهُ؟ قَالُوا: بَلى يَا رَسُولَ اللهِ. قَالَ: فَإنَّهُمْ يَأْتُونَ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنَ الوُضُوءِ، وَأَنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الْحَوْضِ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’deki kabristana geldi ve: “Selam size, ey müminler yurdu! İnşallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ettim.” dedi. Ashab da: “Biz senin kardeşlerin değil miyiz, ya Rasûlullah?” dediler. Peygamberimiz de: “Siz benim ashabımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş insanlardır.” buyurdu. Bunun üzerine ashab: “Ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş kimseleri nasıl tanıyacaksın?” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ne dersiniz, bir kimsenin alınları ak, ayakları beyaz atları olsa, her tarafı simsiyah atlar içinde kendi atlarını tanımaz mı?” diye sordu. Ashab: “Evet, tanır ya Rasûlullah.” dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Onlar abdest almalarından dolayı yüzleri, el ve ayakları pırıl pırıl olarak geleceklerdir. Ben de Kevser havuzunun başında onları bekleyeceğim.” buyurdu. (Müslim, Tahâret 39)
Riyazus-Salihin 1029
وعَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ: أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلى مَا يَمْحُو الله بِهِ الخَطَايَا، وَيَرْفَعُ بِهِ الدَّرَجَاتِ؟ قَالُوا: بَلى يَا رَسُولَ الله، قالَ: إسْبَاغُ الوُضُوءِ عَلى المَكَارِهِ، وَكَثْرَةُ الخُطَا إلى المَسَاجِدِ، وَانْتِظَارُ الصَّلاةِ بَعْدَ الصّلاةِ، فَذلِكُمُ الرِّبَاط، فَذلِكُمُ الرِّبَاطُ .
Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Size Allah’ın onunla günahları silip dereceleri yükselteceği şeyleri haber vereyim mi?” buyurdular. Ashab da: “Evet, ya Rasûlullah!” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Zor şartlarda bile olsa abdesti güzelce almak, mescidlere giderken adımları çoğaltmak, bir namazı kıldıktan sonra öteki namazı beklemek. İşte bağlanmanız gereken şeyler bunlardır, işte bağlanmanız gereken şeyler bunlardır.” buyurdu. (Müslim, Tahâret 41)
Riyazus-Salihin 1030
وعَنْ أبي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله ﷺ: الطُهُورُ شَطْرُ الإيمَانِ .
Ebu Malik el-Eş‘arî (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, Tahâret 1)
Riyazus-Salihin 1031
وَعَنْ عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ رضي الله عنه، عَنِ النَّبِيِّ ﷺ قَالَ: مَا مِنكُمْ مِنْ أَحَدٍ يَتَوَضَّأُ فَيُبْلغُ - أَوْ فَيُسْبغُ الوُضُوءَ - ثُمَّ يَقُولُ: أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلهَ إلاَّ الله وَحْدَه لا شَرِيكَ لهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، إلاَّ فُتِحَتْ لهُ أبْوَابُ الجَنَّةِ الثَّمَانِيَةُ يَدْخُلُ مِنْ أَيِّهَا شاءَ.
وزَادَ الترمذي: اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنِي مِنَ المُتَطَهِّرِينَ .
Ömer İbni Hattâb (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz abdestini güzelce alıp tamamladıktan sonra: ‘Tek olan, ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna şehadet ederim’ derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır; o da dilediği kapıdan cennete girer.” (Müslim, Tahâret 17)
Tirmizî’de bu hadise ilave olarak: “Allah’ım! Beni sana çok tövbe edenlerden ve temizlenenlerden kıl.” sözü yer alır.
Riyazus-Salihin 1032