وعن ابن عمر رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: على المرء المسلم السمع والطاعة فيما أحب وكره، إلا أن يؤمر بمعصية، فإذا أمر بمعصية فلا سمع ولا طاعة.
İbni Ömer'den (Allah onlardan razı olsun) rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir Müslümanın, günah işlemesi emrolunmadıkça sevdiği veya hoşlanmadığı her konuda dinleyip itaat etmesi gerekir. Bir günah işlemesi emredildiği zaman dinlemek ve itaat etmek yoktur.” (Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 38)
Riyazus-Salihin 663
وعنه قال: كُنَّا إذا بَايَعْنا رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم عَلى السَّمْعِ والطَّاعَةِ يَقُولُ لَنَا: فِيما اسْتَطَعْتُمْ.
Yine İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: “Biz her ne zaman sözünü dinleyeceğiz ve itaat edeceğiz diye Rasûlullah’ın siyasi otoritesini kabul edip elini sıktığımız zaman bize: ‘Gücünüz yettiği kadar’ buyururdu.”
Riyazus-Salihin 664
وعنه قال: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يقول: مَنْ خَلَعَ يَداً مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللهَ يَوْمَ القِيَامَةِ وَلا حُجَّةَ لَهُ، وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ في عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً. وفي رواية له: وَمَنْ مَاتَ وَهُوَ مُفَارِقٌ لِلْجَمَاعَةِ، فَإِنَّهُ يَمُوتُ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً.
Yine İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Kim siyasi otoritesini kabul ettiği İslami bir idaredeki Müslüman devlet başkanına sebepsiz yere itaatten elini çekerse kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, tutunacağı hiçbir delili bulunmaksızın çıkar. Devlet başkanına bağlılık sözü vermeden ölen kimse ise cahiliyye döneminde ölmüş gibi olur.”
Yine Müslim’in değişik bir rivayeti şöyledir:
“İslam cemaatinden ayrılarak ölen kimse, cahiliyye döneminde ölmüş gibidir.”
Riyazus-Salihin 665
وعَنْ أنسٍ رضي الله عنه قال: قال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: اسْمَعُوا وأَطِيعُوا، وَإِنِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ، كَأَنَّ رَأْسَهُ زَبِيبَةٌ.
Enes (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Üzerinize tayin edilen yönetici, başı kuru üzüm gibi siyah bir köle de olsa sözünü dinleyip kendisine itaat edin.”
Riyazus-Salihin 666
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: عَلَيْكَ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ في عُسْرِكَ وَيُسْرِكَ، وَمَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ وَأَثَرَةٍ عَلَيْكَ.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Zenginlik, fakirlik, neşeli ve kederli halde ve başkaları sana tercih edilse bile söz dinleyecek ve itaat edeceksin.” (Müslim, İmare 35)
Riyazus-Salihin 667
وعن عبدِ الله بن عمرو رضي الله عنهما قال: كُنَّا مَعَ رسولِ الله صلى الله عليه وسلم في سَفَرٍ، فَنَزَلْنا مَنْزِلًا، فَمِنَّا مَنْ يُصْلِحُ خِبَاءَهُ، وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ، وَمِنَّا مَنْ هُوَ في جَشَرِهِ، إذْ نَادَى مُنَادِي رسولِ الله صلى الله عليه وسلم: الصَّلاةَ جَامِعَةً. فَاجْتَمَعْنَا إلى رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم فقال: إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلَّا كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى خَيْرِ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ، وَيُنْذِرَهُمْ شَرَّ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ، وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا، وَسَيُصِيبُ آخِرَهَا بَلَاءٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا، وَتَجِيءُ فِتَنٌ يُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضًا، وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ: هَذِهِ مُهْلِكَتِي، ثُمَّ تَنْكَشِفُ، وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ: هَذِهِ هَذِهِ، فَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ، وَيُدْخَلَ الْجَنَّةَ، فَلْتَأْتِهِ مَنِيَّتُهُ وَهُوَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إِلَيْهِ. وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ، وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ، فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ، فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ، فَاضْرِبُوا عُنُقَ الْآخَرِ.
Abdullah ibni Amr (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir defa Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile bir seferde idik. Bir yere indik. Kimimiz çadırını düzeltiyor, kimimiz ok atışı talimi yapıyor, kimimiz de hayvan sürüsünün başında bulunuyordu. Derken o esnada Rasûlullah’ın müezzini, “Namaz vakti geldi, toplanın!” diye seslendi. Biz de Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanında toplandık. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Benden evvel tüm peygamberlerin görevi, iyi olduğunu bildikleri şeye ümmetlerini davet etmek, kötü olduğunu bildikleri şeyden de onları sakındırmaktı. Size gelince, bu ümmetin huzur ve sükûnu ilk döneme mahsustur. Daha sonra gelenlerin başına çeşitli belalar ve istemediğiniz kötülükler gelecektir. Öyle fitneler çıkacak ki her biri bir öncekini hafif gösterecektir. Bir fitne çıkacak ve mümin, ‘İşte beni helak edecek olan budur!’ diyecek, sonra o fitne ortadan kalkacaktır. Ardından başka bir fitne çıkacak ve mümin, ‘İşte budur, işte budur!’ diyecektir.
Bir kimse cehennemden kurtulup cennete girmeyi sevip istiyorsa Allah’a ve kıyamet gününe iman ettiği halde ölmelidir. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri kendisi de başkalarına yapmalıdır. Bir kimse devlet başkanının siyasi otoritesini kabul eder, elini tutup ona samimiyetle kalbiyle bağlanırsa elinden geldiği, gücünün yettiği kadarıyla ona itaat etmelidir. Bu arada bir başkası ortaya çıkıp yönetimi ele geçirmeye çalışırsa derhal onun boynunu vurunuz.” (Müslim, İmare 46)
Riyazus-Salihin 668
وعن أبي هُنَيْدَةَ وَائِلِ بن حُجْرٍ رضي الله عنه قال: سَأَلَ سَلَمَةُ بنُ يَزِيدَ الجُعْفِيُّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم، فقال: يَا نَبِيَّ الله، أَرَأَيْتَ إِنْ قَامَتْ عَلَيْنَا أُمَرَاءُ يَسْأَلُونَا حَقَّهُمْ، وَيَمْنَعُونَا حَقَّنَا، فَمَا تَأْمُرُنَا؟ فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ سَأَلَهُ، فقال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا، فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا، وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ.
Ebu Huneyde Vâil ibni Hucr (Allah ondan razı olsun) der ki: Seleme bin Yezid el-Cuhfî, Peygamberimize, “Yâ Nebiyyallah! Başımıza kendi haklarını bizden isteyen fakat bizim hakkımızı bize vermeyen yöneticiler tayin edilirse bize ne yapmamızı emredersiniz?” diye sordu. Rasûlullah yüzünü çevirdi, cevap vermedi. Fakat tekrar sorulunca şöyle buyurdu: “Onların sözünü dinleyip kendilerine itaat edin. Onlar kendi vazifelerinden, siz ise kendi vazifenizden sorumlusunuz.” (Müslim, İmare 49)
Riyazus-Salihin 669
وَعَنْ عَبْدِ اللهِ بنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قال: قال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: «إِنَّهَا سَتَكُونُ بَعْدِي أَثَرَةٌ، وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا». قالوا: يا رسولَ اللهِ، كَيْفَ تَأْمُرُ مَنْ أَدْرَكَ مِنَّا ذَلِكَ؟ قال: «تُؤَدُّونَ الحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ، وَتَسْأَلُونَ اللهَ الَّذِي لَكُمْ»
Abdullah ibni Mesud (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Benden sonra adam kayırma ve görmeye alışık olmadığınız işler meydana çıkacaktır.” buyurdu. Bizden o günlere erişecek olanlara ne emredersiniz, diye sordular. Şöyle cevap verdi: “Yapmanız gereken görevleri yaparsınız, kendi haklarınızın yerine getirilmesini Allah’tan dilersiniz.”
Riyazus-Salihin 670
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: قال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: «مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللهَ، وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللهَ، وَمَنْ يُطِعِ الأَمِيرَ فَقَدْ أَطَاعَنِي، وَمَنْ يَعْصِ الأَمِيرَ فَقَدْ عَصَانِي»
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana karşı gelen, Allah’a karşı gelmiş olur. İslam devletinin başındaki Müslüman idarecilere itaat eden, bana itaat etmiş olur; onlara karşı gelen ise bana karşı gelmiş olur.”
Riyazus-Salihin 671
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما، أَنَّ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قال: «مَنْ كَرِهَ مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَلْيَصْبِرْ، فَإِنَّهُ مَنْ خَرَجَ مِنَ السُّلْطَانِ شِبْرًا مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً»
İbni Abbas (Allah onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İslam devletinin idarecisi durumunda olan kimselerden hoşa gitmeyen bir şey gören kimse sabretsin. Zira kim İslam’ın devlet başkanına ve idarecilerine itaatten bir karış dışarı çıkarsa, cahiliye döneminde ölmüş gibi olur.”
Riyazus-Salihin 672
وعن أبي بكرة رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: مَن أَهَانَ السُّلطانَ أَهَانَهُ اللهُ.
Ebu Bekre (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken dinledim, dedi: “Kim devlet başkanını küçük düşürürse Allah da onu küçük düşürür.” (Tirmizî, Fiten 47)
Riyazus-Salihin 673