HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

GIYBETİN MÜBAH OLABİLECEĞİ HALLER

5 hadis

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ الله عَنْهَا، أَنَّ رَجُلاً اسْتَأْذَنَ عَلى النَّبيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: ائْذَنُوا لَهُ، بِئْسَ أَخُو العَشِيرَةِ.

Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan rivayete göre bir adam Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın yanına girmek üzere izin istedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Kabilesinin ne kötü adamıdır, ama izin verin ona" buyurdu. (Buhari, Edeb, 38; Müslim, Birr, 73)

Riyazus-Salihin 1532

وَعَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَا أَظُنُّ فُلاناً وفُلاناً يَعْرِفَانِ مِنْ دِينِنا شَيْئاً.

Yine Aişe (Allah ondan razı olsun)'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Falan ve filan kimsenin dinimizden bir şey bildiklerini sanmam." (Buhari, Edeb, 59)

Riyazus-Salihin 1533

وَعَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقُلْتُ: إِنَّ أَبَا الجَهْمِ وَمُعَاوِيَةَ خَطَبَانِي، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَمَّا مُعَاوِيَةُ، فَصُعْلُوكٌ لَا مَالَ لَهُ، وَأَمَّا أَبُو الجَهْمِ، فَلَا يَضَعُ العَصَا عَنْ عَاتِقِهِ.

Fatıma binti Kays (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e geldim ve "Ebu'l-Cehm ve Muaviye ibni Ebu Süfyan bana dünürcü oluyorlar (evlenme teklif ettiler), ne dersiniz?" dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Muaviye malı olmayan fakir biridir. Ebu'l-Cehm ise sopasını omuzundan hiç indirmez, kadınları çok döver" buyurdular. (Müslim, Talak, 39)

Riyazus-Salihin 1534

وَعَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، أَصَابَ النَّاسَ فِيهِ شِدَّةٌ، فَقَالَ عَبْدُ اللهِ بْنُ أُبَيٍّ لِأَصْحَابِهِ: لَا تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا، وَقَالَ: لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى المَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ، فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَخْبَرْتُهُ بِذَلِكَ، فَأَرْسَلَ إِلَى عَبْدِ اللهِ بْنِ أُبَيٍّ، فَاجْتَهَدَ يَمِينَهُ مَا فَعَلَ، فَقَالُوا: كَذَبَ زَيْدٌ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَوَقَعَ فِي نَفْسِي مِمَّا قَالُوهُ شِدَّةٌ، حَتَّى أَنْزَلَ اللهُ تَعَالَى تَصْدِيقِي: ﴿إِذَا جَاءَكَ المُنَافِقُونَ﴾، ثُمَّ دَعَاهُمُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِيَسْتَغْفِرَ لَهُمْ، فَلَوَّوْا رُؤُوسَهُمْ.

Zeyd ibni Erkam (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'la birlikte Benî Mustalık Gazvesi'ne çıkmıştık. Müslümanlar büyük bir yokluk ve sıkıntı içindeydi. Askerler arasında bulunan münafıkların reisi Abdullah ibni Übeyy yandaşlarına, "Allah'ın elçisi yanındakilere sakın bir şey vermeyin ki onu terk etsinler. Eğer Medine'ye dönersek güçlü olanlar güçsüz olanları oradan mutlaka çıkarıp atacaktır" dedi. Ben de gidip bu olayı Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a haber verdim. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Abdullah ibni Übey'e haber gönderip çağırttı ve durumu soruşturdu. O da böyle bir söz söylemediğine dair yemin üzerine yemin etti. Bunun üzerine bazıları, "Zeyd, Peygamber'e yalan söylemiştir" dediler. Böyle dediklerinden dolayı son derece bunaldığım bu sırada Allah, Peygamber'ine benim söylediğimi tasdik eder mahiyette Münafıkûn sûresini indirdi. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) günahları için istiğfar etmek üzere onları çağırdı, fakat onlar kafa tutup istiğfardan yüz çevirdiler. (Buhârî, Tefsîru Sûreti'l-Münâfikîn, 1; Müslim, Sıfâtü'l-Münâfikîn, 1)

Riyazus-Salihin 1535

وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَتْ هِنْدٌ امْرَأَةُ أَبِي سُفْيَانَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ شَحِيحٌ، وَلَيْسَ يُعْطِينِي مَا يَكْفِينِي وَوَلَدِي إِلَّا مَا أَخَذْتُ مِنْهُ وَهُوَ لَا يَعْلَمُ، قَالَ: خُذِي مَا يَكْفِيكِ وَوَلَدَكِ بِالمَعْرُوفِ.

Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ebu Süfyan'ın hanımı Hind, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e: "Ey Allah'ın Rasûlü, Ebu Süfyan çok cimri bir adam. Bana ve çocuğuma yetecek derecede bir şey vermiyor. Onun malından gizli olarak aldıklarımla geçinmekteyim" diye sorunca, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), "Sana ve çocuğuna yetecek kadarını normal olarak al" buyurdular.

Riyazus-Salihin 1536