عنْ زَيدِ بنِ خالدٍ الجُهَنيِّ، رضي الله عنه، عَنِ النَّبيِّ، صلى الله عليه وسلم، قالَ: مَنْ فَطَّرَ صَائماً، كانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ، غَيْرَ أَنّهُ لا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شيءٌ.
Zeyd ibni Halid el-Cühenî (Allah Ondan razı olsun)’dan bize aktarıldığına göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse oruçlunun sevabı kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” (Tirmizi, Savm, 82)
Riyazus-Salihin 1266
وعَنْ أُمِّ عُمَارَةَ الأنْصارِيَّةِ، رَضِيَ الله عَنْها، أنَّ النبيَّ ﷺ دَخَلَ عَلَيْها، فَقَدَّمَتْ إلَيْهِ طَعَاماً، فَقَالَ: كُلِي، فَقَالَتْ: إنِّي صَائِمَةٌ، فقالَ رسولُ الله ﷺ: إنَّ الصَّائِمَ تُصَلِّي عَلَيْهِ المَلائِكَةُ إذا أُكِلَ عِنْدَهُ حَتَّى يَفْرُغُوا، وَرُبَّما قالَ: حَتَّى يَشْبَعُوا.
Ümmü Umara el-Ensariyye (Allah ondan razı olsun)’dan bize bildirilmiştir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir gün evine geldi, o da yemek çıkardı. Ona, “Sen de ye” teklifinde bulundu. Ümmü Umara, “Ben oruçluyum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Oruçlu bir kimsenin yanında yemek yenildiğinde onlar yemekten kalkıncaya kadar veya karınlarını doyuruncaya kadar melekler o oruçluya dua ederler.” (Tirmizi, Savm, 66)
Riyazus-Salihin 1267
وعَنْ أَنَسٍ رَضِيَ الله عَنْهُ: أَنَّ النبيَّ ﷺ جَاءَ إلى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ رَضِيَ الله عَنْهُ، فَجَاءَ بِخُبْزٍ وَزَيْتٍ، فَأَكَلَ، ثُمَّ قالَ النبيُّ ﷺ: أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الأَبْرَارُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ المَلائِكَةُ.
Enes (Allah ondan razı olsun)’dan bize bildirildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir gün Sa’d ibni Ubade’nin yanına geldiğinde Sa’d bir parça ekmek ve zeytinyağı çıkarıp Rasûlullah’a ikram etti. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunları yedikten sonra şöyle dua etti: “Sofranda oruçlular iftar etsin, yemeklerinizi iyi kimseler yesin, melekler size dua etsin.” (Ebu Davud, Et’ime, 54)
Riyazus-Salihin 1268