عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ هَذِهِ الصُّوَرَ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، يُقَالُ لَهُمْ: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ.
İbni Ömer'den (Allah onlardan razı olsun) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu resim ve heykelleri yapanlar kıyamet günü, ‘Bu yaptıklarınıza can verin bakalım!’ denilerek azap edileceklerdir.” (Buhari, Büyu, 40; Müslim, Libas, 96)
Riyazus-Salihin 1680
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ الله عَنْهَا قَالَتْ: قَدِمَ رَسُولُ الله ﷺ مِنْ سَفَرٍ وَقَدْ سَتَرتُ سَهْوَةً لِي بِقِرَامِ فِيهِ تَماثِيلُ فَلَمَّا رآهُ رَسُولُ الله ﷺ، تَلَوَّنَ وَجْهُهُ، وَقَالَ: يَا عَائِشَةُ، أَشَدُّ النَّاسِ عَذَاباً عِنْدَ الله يَوْمَ الْقِيَامَةِ الَّذِينَ يُضَاهُونَ بِخَلْقِ الله!
قالَتْ: فَقَطَعْنَاهُ، فَجَعَلْنَا مِنْهُ وِسَادَةً أَوْ وِسَادَتَيْنِ.
Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir seferden dönmüştü. Ben de odamın önündeki bölüme resimli bir perde asmıştım. Bunu gören Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın rengi değişti ve, “Ya Aişe, kıyamet gününde Allah katında insanların en şiddetli azaba uğrayacak olanları, Allah'ın yarattığı şeyleri taklide kalkışıp ona benzetmeye çalışanlardır.”
Ben de o perdeyi kestim, bir veya iki yastık yaptım. (Buhari, Libas, 91; Müslim, Libas, 12)
Riyazus-Salihin 1681
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله ﷺ يَقُولُ: كُلُّ مُصَوِّرٍ في النَّارِ يُجْعَلُ لَهُ بِكُلِّ صُورَةٍ صَوَّرَهَا نَفْسٌ فَيُعَذِّبُهُ في جَهَنَّمٍ. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: فَإِنْ كُنْتَ لا بُدَّ فَاعِلاً، فَاصْنَعِ الشَّجَرَ وَمَا لا رُوحَ فِيهِ.
İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun), Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken dinledim dedi: “Her resim ve heykel yapan cehennemdedir. Yaptığı her bir resim ve heykel için orada bir kişi yaratılarak resim yapana cehennemde azap edecektir.”
İbni Abbas kendisine resim yapmaktan başka bir işi olmadığını söyleyen kimseye şöyle dedi: “Eğer mutlaka resim yapman gerekiyorsa ağaçların ve cansız şeylerin resimlerini yap.” (Buhari, Büyu, 104; Müslim, Libas, 99)
Riyazus-Salihin 1682
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله ﷺ يَقُولُ: مَنْ صَوَّرَ صُورَةً في الدُّنْيا، كُلِّفَ أَنْ يَنْفُخَ فيها الرُّوحَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَيْسَ بِنَافِخٍ.
Yine İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun), Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken dinledim dedi: “Kim dünyada bir canlı resmi yaparsa kıyamet günü yaptığı resme can vermeye zorlanır. O ise buna asla can veremez.”
Riyazus-Salihin 1683
وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْمُصَوِّرُونَ.
İbni Mes'ud (Allah ondan razı olsun), Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken işittim dedi: “Kıyamet günü azabı en şiddetli olanlar resim ve heykel yapanlardır.” (Buhari, Libas, 89; Müslim, Libas, 96)
Riyazus-Salihin 1684
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذَهَبَ يَخْلُقُ كَخَلْقِي، فَلْيَخْلُقُوا ذَرَّةً، أَوْ لِيَخْلُقُوا حَبَّةً، أَوْ لِيَخْلُقُوا شَعِيرَةً.
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun), Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken işittim dedi:
“Allah-u Teâlâ: Benim yarattığım gibi resim ve heykel yapmak suretiyle yaşatmaya kalkışanlardan daha zalim kim vardır? Haydi bir zerre kadar karıncayı yahut bir hububat tanesini veya bir arpa tanesini yoktan var etsinler bakalım... Ne mümkün!” buyurdu. (Buhari, Libas, 90; Müslim, Libas, 101)
Riyazus-Salihin 1685
وَعَنْ أَبِي طَلْحَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لَا تَدْخُلُ الْمَلَائِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلَا صُورَةٌ.
Ebu Talha (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İçinde canlı resmi ve köpek bulunan eve melekler girmez.” (Buhari, Libas, 88; Müslim, Libas, 83)
Riyazus-Salihin 1686
وعنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: وَعَدَ رَسُولَ اللهِ ﷺ جِبْرِيلُ أَنْ يَأْتِيَهُ، فَرَاثَ عَلَيْهِ حَتَّى اشْتَدَّ عَلَى رَسُولِ اللهِ ﷺ، فَخَرَجَ فَلَقِيَهُ جِبْرِيلُ فَشَكَا إِلَيْهِ، فَقَالَ: إِنَّا لَا نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلَا صُورَةٌ.
İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Cebrail (aleyhisselam), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a geleceğini söylemişti fakat gecikti. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) çok üzüldü, dışarı çıkınca Cebrail ile karşılaştı ve gecikmesinden dolayı şikâyetçi oldu. Bunun üzerine Cebrail (aleyhisselam):
“Biz melekler, içinde köpek ve resim olan eve girmeyiz” cevabını verdi. (Buhari, Libas, 94)
Riyazus-Salihin 1687
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: وَاعَدَ رَسُولَ اللهِ ﷺ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ فِي سَاعَةٍ أَنْ يَأْتِيَهُ، فَجَاءَتْ تِلْكَ السَّاعَةُ وَلَمْ يَأْتِهِ! قَالَتْ: وَكَانَ بِيَدِهِ عَصًا، فَطَرَحَهَا مِنْ يَدِهِ وَهُوَ يَقُولُ: مَا يُخْلِفُ اللهُ وَعْدَهُ وَلَا رُسُلُهُ. ثُمَّ الْتَفَتَ، فَإِذَا جِرْوُ كَلْبٍ تَحْتَ سَرِيرِهِ. فَقَالَ: مَتَى دَخَلَ هَذَا الْكَلْبُ؟ فَقُلْتُ: وَاللهِ مَا دَرَيْتُ بِهِ، فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ، فَجَاءَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ: وَعَدْتَنِي، فَجَلَسْتُ لَكَ وَلَمْ تَأْتِنِي. فَقَالَ: مَنَعَنِي الْكَلْبُ الَّذِي كَانَ فِي بَيْتِكَ، إِنَّا لَا نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلَا صُورَةٌ.
Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Cebrail (aleyhisselam), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a belli bir saatte geleceğini vadetmişti. Vakit gelmesine rağmen Cebrail gelmemişti. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) elinde bulunan sopayı yere atarak: “Allah ve elçileri verdikleri sözden dönmezler” dedi. Sonra etrafa göz gezdirince bir de ne görsün, sedirin altında bir köpek yavrusu. Bunun üzerine, “Bu köpek yavrusu buraya ne zaman girdi?” diye sordu. Ben de, “Allah'a yemin ederim ki bilmiyorum” dedim.
Emir verdi, köpek yavrusu evden çıkarıldı. Cebrail (aleyhisselam) da hemen yanına çıkageldi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Bana söz verdin, ben de oturup seni bekledim ama gelmedin” deyince Cebrail, “Evinde bulunan köpek gelmeme engel oldu. Biz melekler, içinde köpek ve resim bulunan eve girmeyiz” cevabını verdi. (Müslim, Libas, 81)
Riyazus-Salihin 1688
وَعَنْ أَبِي الْهَيَّاجِ حَيَّانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: قَالَ لِي عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: أَلَا أَبْعَثُكَ عَلَى مَا بَعَثَنِي عَلَيْهِ رَسُولُ اللهِ ﷺ: أَنْ لَا تَدَعَ صُورَةً إِلَّا طَمَسْتَهَا، وَلَا قَبْرًا مُشْرِفًا إِلَّا سَوَّيْتَهُ.
Ebu'l-Heyyac Hayyan ibni Husayn şöyle demiştir: Ali ibni Ebu Talib bana bir gün şöyle dedi:
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın beni memur ettiği bir işi yapmakla seni görevlendireyim mi? “Nerede canlı sureti görürsen onu tanınmaz hâle getir, tahrip edip yok et. Yükseltilmiş kabirleri de yerle bir et.” (Müslim, Cenaiz, 93)
Riyazus-Salihin 1689