HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

RASÛLULLAH'IN HAYATINDAN DUALAR

29 hadis

وَعَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، عَنِ النَّبِيِّ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: الدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ.

Numan ibni Beşir (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Dua bir ibadettir." (Ebu Davud, Vitir, 23; Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 3)

Riyazus-Salihin 1466

وَعَنْ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهَا، قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللهِ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَسْتَحِبُّ الْجَوَامِعَ مِنَ الدُّعَاءِ، وَيَدَعُ مَا سِوَى ذَلِكَ.

Hz. Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) özlü ve kapsamlı duaları sever, özlü ve kapsamlı olmayan duayı yapmazdı." (Ebu Davud, Vitir, 23)

Riyazus-Salihin 1467

وَعَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ أَكْثَرُ دُعَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم: اللَّهُمَّ آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. زَادَ مُسْلِمٌ قَالَ: وَكَانَ أَنَسٌ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ بِدَعْوَةٍ دَعَا بِهَا، وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ بِدُعَاءٍ دَعَا بِهَا فِيهِ.

Enes (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çoğu zaman şöyle dua ederdi: “Allahümme âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr = Allahım, bize dünyada da ahirette de iyilik ve güzellik ver, bizi cehennem azabından koru!” (Buhârî, Tefsir, 38; Deavât, 55; Müslim, Zikir, 23) Müslim'in rivayetinde şu ilave vardır: Enes, bir dua etmek istediğinde bu duayı eder; başka bir dua etmek istediğinde de bu duayı onun içinde söylerdi.

Riyazus-Salihin 1468

وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ، وَالْغِنَى.

İbni Mesud (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dua ederdi: “Allahümme innî es'elüke'l-hüdâ ve't-tükâ ve'l-afâfe ve'l-gınâ = Allahım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.” (Müslim, Zikir, 72)

Riyazus-Salihin 1469

وَعَنْ طَارِقِ بْنِ أَشْيَمَ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ الرَّجُلُ إِذَا أَسْلَمَ عَلَّمَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصَّلَاةَ، ثُمَّ أَمَرَهُ أَنْ يَدْعُوَ بِهَؤُلَاءِ الْكَلِمَاتِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَعَافِنِي، وَارْزُقْنِي. وَفِي رِوَايَةٍ لَهُ عَنْ طَارِقٍ: أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَتَاهُ رَجُلٌ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، كَيْفَ أَقُولُ حِينَ أَسْأَلُ رَبِّي؟ قَالَ: قُلْ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَعَافِنِي، وَارْزُقْنِي، فَإِنَّ هَؤُلَاءِ تَجْمَعُ لَكَ دُنْيَاكَ وَآخِرَتَكَ.

Tarık ibni Eşyem (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Bir kimse Müslüman olduğu vakit Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona namaz kılmayı öğretir, sonra da şöyle dua etmesini tavsiye ederdi: “Allahümmağfir lî verhamnî vehdinî ve âfinî verzuknî = Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, doğru yola ilet, bana afiyet ve hayırlı rızık ver.” (Müslim, Zikir, 35) Yine Müslim'in Tarık ibni Eşyem (Allah ondan razı olsun)'den rivayetine göre Tarık (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i dinlerken bir adam gelerek: “Ya Rasûlallah! Rabbimden bir şey isteyeceğim zaman nasıl dua edeyim?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem de şöyle buyurdu: “Allahümmağfir lî verhamnî ve âfinî verzuknî = Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, bana afiyet ve hayırlı rızık ver. Bu sözler senin hem dünyan hem de ahiretin için gereken her şeyi içine alır.” (Müslim, Zikir, 36)

Riyazus-Salihin 1470

وَعَنْ عَبْدِ الله بنِ عمرِو بنِ العاصِ، رَضِيَ الله عَنْهمَا، قَالَ: قالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اللَّهُمَّ مُصَرِّفَ القُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا عَلى طَاعَتِكَ.

Abdullah ibni Amr ibni As (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua ederdi: "Allahumme musarrifel kulûb, sarrif kulûbena alâ tâatike = Ey kalbleri çeviren, yönlendiren Allahım, kalblerimizi sana itaate yönelt." (Müslim, Kader, 17)

Riyazus-Salihin 1471

وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: تَعَوَّذُوا باللهِ منْ جَهْدِ الْبَلاءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ.

Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Dayanılmayacak dertten, insanı helake götürecek zorluklara uğramaktan, başa gelecek her türlü fenalıktan ve düşmanı sevindirecek felaketlerden Allah'a sığının." (Buhari, Deavat, 28; Müslim, Zikir, 53)

Riyazus-Salihin 1472

وَعَنْهُ قالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ أَصْلحْ لي دِيني الَّذي هُوَ عِصمَةُ أَمْرِي، وَأَصْلحْ لي دُنْيَايَ التي فِيهَا مَعَاشِي، وَأَصْلحْ لي آخِرَتي الَّتي فِيهَا مَعَادِي، وَاجْعَلِ الحَيَاةَ زِيادَةً لي في كُلِّ خَيْر، وَاجْعَلِ المَوْتَ رَاحَةً لي مِنْ كُلِّ شَرٍّ.

Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua ederdi: "Allahummaslih lî dinî ellezî huve ismetu emrî, ve aslıh lî dünyaye elletî fîha meâşî, ve aslıh lî ahireti elletî fîha meadî, vec'alil hayâte ziyâdeten lî fî külli hayrin, vec'alil mevte râhaten lî min külli şerrin = Allahım bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru. Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla. Dönüp varacağım ahiretimi kazanmama yardım et. Hayatımda daha fazla hayırlar yapmama imkân tanı. Ölümümü her türlü sıkıntıdan kurtuluşa sebep kıl." (Müslim, Zikir, 71)

Riyazus-Salihin 1473

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قُلْ: اللَّهُمَّ اهْدِنِي، وَسَدِّدْنِي. وَفِي رِوَايَةٍ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالسَّدَادَ.

Ali (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana: “Allahumme ihdinî ve seddidnî = Allahım beni doğru yola ilet ve bütün işlerimde beni başarılı kıl, de”, buyurdu. (Müslim, Zikir, 28) Başka bir rivayete göre de şöyle buyurdu: Allahumme innî es'elukel huda vessedat = Allahım senden beni doğru yola iletmeni ve o yolda başarılı kılmanı niyaz ederim. (Müslim, Zikir, 78)

Riyazus-Salihin 1474

وَعَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ، وَالْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. وَفِي رِوَايَةٍ: وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ.

Enes (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua ederdi: Allahumme innî eûzu bike minel aczi velkeseli vel cübni velheremi vel buhli ve eûzu bike min azâbil kabri ve eûzu bike min fitnetil mahya ve'l memât = Allahım acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden de sana sığınırım. (Müslim, Zikir, 50) Diğer bir rivayette ... ve dala'iddeyni ve galebeti'r-Ricâl. Borç altında ezilmekten ve zalimlerin başa geçip zulmetmelerinden de sana sığınırım. (Nesai, İstiaze, 8)

Riyazus-Salihin 1475

وَعَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلَاتِي، قَالَ: قُلْ: اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا، وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ.

Ebu Bekir es-Sıddık (Allah Ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e, "Bana bir dua öğret de, namazımda okuyayım" dedi. O da şöyle buyurdu: “Allahumme innî zalemtu nefsî zulmen kesîran, ve lâ yağfiruz zünûbe illâ ente fağfirlî mağfiraten min indike, verhamnî inneke entel ğafûrur Rahim = Allahım ben kendime çok zulmettim, günahları bağışlayacak olan yalnız sensin. Öyleyse sonsuz bağışlaman ile beni bağışla. Bana merhamet et, acı, çünkü affı sonsuz, merhameti sonsuz olan sadece sensin de.” (Buhari, Ezan, 149; Müslim, Zikir, 48)

Riyazus-Salihin 1476

وَعَنْ أَبِي مُوسَى، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو بِهَذَا الدُّعَاءِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي، وَجَهْلِي، وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي جِدِّي وَهَزْلِي، وَخَطَئِي وَعَمْدِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.

Ebu Musa el-Eş'ari (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ümmetine öğretmek üzere şöyle dua ederdi: “Allahummağfirlî hatîetî ve cehlî, ve israfî fî emrî, ve ma ente a'lemu bihî minnî, Allahummağfirlî ciddî ve hezlî, ve hataî ve amdî, ve küllü zalike indî, Allahummağfirlî ma kaddemtu ve ma ahhartu, ve ma esrartu ve ma a'lentu, ve ma ente a'lemu bihî minnî, entel mukaddimu ve entel muahhiru ve ente alâ külli şey'in kadîr. Allahım, günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddi aşarak yaptığım tüm işleri, benden daha iyi bildiğin bütün sırlarımı bağışla. Allahım, ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle; bu kusurların hepsi bende vardır. Allahım, şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle. İlerleten de geri bırakan da sensin. Senin her şeye gücün yeter.” (Buhari, Deavat, 60; Müslim, Zikir, 70)

Riyazus-Salihin 1477

وَعَنْ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهَا، أَنَّ النَّبِيَّ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، كَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ، وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ.

Aişe (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua ederdi: “Allahumme innî eûzu bike min şerri ma amiltu ve min şerri ma lem a'mel. Allahım, şimdiye kadar işlediğim ve henüz işlemediğim günahların şerrinden sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 65)

Riyazus-Salihin 1478

وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، قَالَ: كَانَ مِنْ دُعَاءِ رَسُولِ اللهِ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ، وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ، وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ، وَجَمِيعِ سَخَطِكَ.

İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in dualarından biri de şöyle idi: “Allahumme innî eûzu bike min zevâli niğmetike, ve tehavvuli âfiyetike, ve fücâeti nikmetike, ve cemî'i sahatike. Allahım, verdiğin nimetin yok olmasından, verdiğin afiyetin bozulmasından, ansızın gelebilecek felaket ve musibetlerden ve gazabına sebep olacak her türlü işlerden sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 96)

Riyazus-Salihin 1479

وَعَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ العَجْزِ وَالكَسَلِ وَالبُخْلِ وَالهَرَمِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ. اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا.

Zeyd ibni Erkam (Allah ondan razı olsun)'dan rivayete göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua ederdi: "Allahumme innî eûzu bike minel aczi, ve'l keseli, ve'l buhli, ve'l heremi ve azabil kabri. Allahumme âti nefsî takvâha, ve zekkiha ente hayru men zekkaha, ente veliyyüha ve mevlâha. Allahumme innî eûzu bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min da'vetin lâ yüstecâbu lehâ = Allahım, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allahım, nefsime günahlardan korunma melekesi nasip eyle ve onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek sensin. Onun koruyucusu ve efendisi de sensin. Allahım, faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul olunmayacak duadan sana sığınırım." (Müslim, Zikir, 73)

Riyazus-Salihin 1480

وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ. فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ المُقَدِّمُ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ. زَادَ بَعْضُ الرُّوَاةِ: وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ.

İbni Abbas (Allah onlardan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ümmetine öğretmek için şöyle dua ederdi: "Allahumme leke eslemtu ve bike amentu, ve aleyke tevekkeltu, ve ileyke enebtu, ve bike hasamtu, ve ileyke hâkemtu, fağfirlî mâ kaddemtu ve mâ ahhartu, ve mâ esrartu ve mâ a'lentu, ente'l mukaddimu ve ente'l müahhir, lâ ilâhe illâ ente = Allahım, sana teslim oldum. Sana inandım, sana güvendim. Sana yöneldim, senin yardımınla düşmanlara karşı savaştım, her konuda sana başvurdum. Önceden yaptığım, sonraya bıraktığım, gizlediğim ve açığa vurduğum tüm günahlarımı affeyle. İlerleten de gerileten de sensin. Senden başka ilah yoktur." (Buhari, Teheccüd, 1) Ravilerden bazıları, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah = Her türlü güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyla kazanılabilir." cümlesini de ilave etmişlerdir.

Riyazus-Salihin 1481

وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَدْعُو بِهَؤُلَاءِ الكَلِمَاتِ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ، وَعَذَابِ النَّارِ، وَمِنْ شَرِّ الغِنَى وَالفَقْرِ.

Aişe (Allah ondan razı olsun)'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle de dua ederdi: "Allahumme innî eûzu bike min fitnetin nâri, ve azabinnâri, ve min şerril ğınâ ve'l fakr = Allahım, cehennem fitnesinden ve azabından, zenginlik ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım." (Ebu Davud, Vitir, 32)

Riyazus-Salihin 1482

وَعَنْ زيادِ بْنِ عِلاقَةَ عن عَمِّه، وهو قُطْبَةُ بنُ مَالِكٍ، رضي الله عنه، قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم، يَقولُ: اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِن مُنْكَرَاتِ الأخلاقِ، وَالأعْمَالِ، وَالأهْوَاءِ.

Ziyad ibni İlaka (Allah Ondan razı olsun)'nın rivayetine göre amcası Kutbe ibni Malik (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle de dua ederdi: “Allahumme innî eûzu bike min münkerâtil ahlaki vel a'mali vel ehvai = Allahım, fena huylardan, fena işler yapmaktan ve nefsani arzulara uymaktan sana sığınırım.” (Tirmizi, Deavat, 126)

Riyazus-Salihin 1483

وَعَن شَكَلِ بنِ حُمَيْدٍ، رضي الله عنه، قَالَ: قُلْتُ يا رَسُولَ الله: عَلِّمْني دُعَاءً. قَالَ: قُلْ: اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرّ سَمعِي، وَمِن شَرِّ بَصَرِي، وَمِن شَرِّ لِسَاني، وَمِن شَرِّ قَلبي، وَمِن شَرِّ مَنِيِّي.

Şekel ibni Humeyd (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ya Rasûlallah, bana bir dua öğret" dedim. Bunun üzerine bana: "Allahumme innî eûzu bike min şerri sem'î ve min şerri basarî ve min şerri lisanî ve min şerri kalbî ve min şerri meniyyi = Allahım kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım, de" buyurdular. (Ebu Davud, Vitir, 32; Tirmizi, Deavat, 74)

Riyazus-Salihin 1484

وَعَن أَنسٍ، رضي الله عنه، أَنَّ النَّبِيَّ، صلى الله عليه وسلم، كَانَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّي أعُوذُ بِكَ مِنَ الْبَرَصِ، وَالجُنُونِ، وَالجُذَامِ، وسيِّئ الأسقامِ.

Enes (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle de dua ederdi: "Allahumme innî euzu bike mine'l-barası ve'l-cünuni ve'l-cüzami ve seyyii'l-eskam = Allahım alaca hastalığından, akli rahatsızlıktan, cüzzam hastalığından ve kötü hastalıkların tümünden sana sığınırım." (Ebu Davud, Vitir, 32)

Riyazus-Salihin 1485

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُوعِ، فَإِنَّهُ بِئْسَ الضَّجِيعُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخِيَانَةِ، فَإِنَّهَا بِئْسَتِ الْبِطَانَةُ.

Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle dua ettiğini bize bildirmiştir: “Allahumme innî eûzu bike mine'l-cû'i feinnehu bi'se'd-dacî', ve eûzu bike mine'l-hıyâneti fe innehâ bi'seti'l-bitâne = Allahım, açlıktan sana sığınırım. Çünkü o, insanı kucaklayan ne kötü bir arkadaştır. Hainlikten de sana sığınırım. O, sinede gizlenen ne kötü bir huydur.” (Ebu Davud, Vitir, 32)

Riyazus-Salihin 1486

وَعَنْ عَلِيٍّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ مُكَاتَبًا جَاءَهُ، فَقَالَ: إِنِّي عَجِزْتُ عَنْ كِتَابَتِي، فَأَعِنِّي. قَالَ: أَلَا أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ عَلَّمَنِيهِنَّ رَسُولُ اللَّهِ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، لَوْ كَانَ عَلَيْكَ مِثْلُ جَبَلٍ دَيْنًا أَدَّاهُ اللَّهُ عَنْكَ؟ قُلْ: اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ.

Ali (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre sözleşmeli bir köle kendisine başvurarak: “Borcumu ödeyecek gücüm yok, bana yardım et” dedi. O da: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bana öğrettiği duayı ben de sana öğreteyim mi? Üzerinde dağ gibi borç olsa bile Allah onu senin adına öder. Allahummekfinî bihelâlike an harâmike ve ağninî bifadlike ammen sivâke = Allahım, beni helal rızıklarla yetindirerek haramlardan koru. Beni lütfunla zengin kılarak başkalarına muhtaç etme.” (Tirmizi, Deavat, 111)

Riyazus-Salihin 1487

وَعَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، أَنَّ النَّبِيَّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عَلَّمَ أَبَاهُ حُصَيْنًا كَلِمَتَيْنِ يَدْعُو بِهِمَا: اللَّهُمَّ أَلْهِمْنِي رُشْدِي، وَأَعِذْنِي مِنْ شَرِّ نَفْسِي.

İmran ibni Husayn (Allah onlardan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), babası Husayn'a dua etmesi için şu iki cümleyi öğretti: Allahumme elhimnî rüşdî ve eiznî min şerri nefsî = Allahım, doğru yolda yürümeyi bana ilham eyle. Nefsimin şerrinden beni koru. (Tirmizi, Deavat, 70)

Riyazus-Salihin 1488

وَعَنْ أبي الفَضْلِ العَبَّاسِ بنِ عَبْدِ المُطَّلِبِ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: قُلتُ: يا رَسُولَ اللهِ، عَلِّمْني شَيْئاً أَسْأَلُهُ اللهَ تَعَالى، قَالَ: سَلُوا اللهَ العَافِيَةَ، فَمَكَثْتُ أَيّاماً، ثُمَّ جِئْتُ فَقُلتُ: يا رَسُولَ اللهِ، عَلِّمْني شَيْئاً أَسْأَلُهُ اللهَ تَعَالَى، قَالَ لي: يَا عَبَّاسُ، يَا عَمَّ رَسُولِ اللهِ، سَلُوا اللهَ العَافِيَةَ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ.

Ebu'l-Fadl Abbas ibni Abdulmuttalib (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ya Rasûlallah! Bana Allah'tan isteyeceğim bir şey öğret" dedim. "Allah'tan afiyet dileyin" buyurdu. Birkaç gün geçtikten sonra tekrar yanına geldim. "Allah'tan dileyeceğim bir şey öğret" dedim. "Ey Abbas! Ey Rasûlullah'ın amcası! Allah'tan dünya ve ahirette afiyet dileyin" buyurdular. (Tirmizî, Daavât, 85)

Riyazus-Salihin 1489

وَعَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ قَالَ: قُلْتُ لأمِّ سَلَمَةَ، رَضِيَ اللهُ عَنْهَا: يا أمَّ المؤمِنِينَ، ما كَانَ أَكْثَرُ دُعاءِ رَسُولِ اللهِ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، إذا كانَ عِنْدَكِ؟ قَالَتْ: كانَ أَكْثَرُ دُعَائِهِ: يَا مُقَلِّبَ القُلُوبِ، ثَبِّتْ قَلْبي عَلى دِينِكَ.

Şehr ibni Havşeb (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ümmü Seleme'ye (Allah ondan razı olsun), "Ey mü'minlerin anası! Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanınızda bulunduklarında en çok hangi duayı okurdu?" diye sordum. O da şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) en çok, "Yâ mukallibel-kulûb! Sebbit kalbî alâ dînike. Ey kalpleri evirip çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma" derdi. (Tirmizî, Kader, 7)

Riyazus-Salihin 1490

وَعَنْ أبي الدَّرْدَاءِ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ، صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كانَ مِنْ دُعاءِ دَاوُدَ، عَلَيْهِ السَّلَامُ: اللَّهُمَّ إنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ، وَالْعَمَلَ الَّذي يُبَلِّغُني حُبَّكَ، اللَّهُمَّ اجْعَلْ حُبَّكَ أَحَبَّ إليَّ مِنْ نَفْسي، وَأَهْلِي، وَمِنَ الماءِ البارِدِ.

Ebu'd-Derdâ'dan (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Dâvûd (aleyhisselâm) şöyle dua ederdi: Allahümme innî es'elüke hubbeke ve hubbe men yuhibbüke ve'l-amele'llezî yübelliğunî hubbeke. Allahümmec'al hubbeke ehabbe ileyye min nefsî ve ehlî ve mine'l-mâi'l-bârid. Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak ameli istiyorum. Allahım! Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl." (Tirmizî, Daavât, 73)

Riyazus-Salihin 1491

وَعَنْ أَنَسٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَلِظُّوا بِيَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ.

Enes (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm = Ey büyüklük ve ikram sahibi Allah'ım, sözlerini dualarınızda çok sık söyleyiniz. (Tirmizi, Deavat, 92)

Riyazus-Salihin 1492

وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِدُعَاءٍ كَثِيرٍ، لَمْ نَحْفَظْ مِنْهُ شَيْئًا، قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، دَعَوْتَ بِدُعَاءٍ كَثِيرٍ لَمْ نَحْفَظْ مِنْهُ شَيْئًا، فَقَالَ: أَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَجْمَعُ ذَلِكَ كُلَّهُ؟ تَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ، وَعَلَيْكَ الْبَلَاغُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ.

Ebu Umame (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) pek çok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik. Bunun üzerine, "Yâ Rasûlallah, birçok dua okudun, biz onlardan hiçbir şey ezberleyemedik" deyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: O duaların hepsini kapsayan bir duayı size öğreteyim mi? Öyleyse şöyle söyleyiniz: Allahümme innî es'elüke min hayri mâ seeleke minhü nebiyyüke Muhammedün (sallallahu aleyhi ve sellem) ve eûzü bike min şerri me'steâze minhü nebiyyüke Muhammedün (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ente'l-müsteânü ve aleyke'l-belâğu ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh = Allah'ım, peygamberin senden istediği hayırları ben de isterim. Peygamberin Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sana sığındığı şeylerden ben de sana sığınırım. Yardım ancak senden beklenir, insanı dünya ve ahirette istediğine kavuşturacak olan da sensin. Her türlü güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyla kazanılabilir. (Tirmizi, Deavat, 89)

Riyazus-Salihin 1493

وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: كَانَ مِنْ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَالسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ، وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ، وَالْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ، وَالنَّجَاةَ مِنَ النَّارِ.

İbni Mesud (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) dualarından biri de şöyleydi: Allahümme innî es'elüke mûcibâti rahmetike ve azâime mağfiretike ve's-selâmete min külli ismin, ve'l-ganîmete min külli birrin, ve'l-fevze bi'l-cenneti, ve'n-necâte mine'n-nâr = Allah'ım, senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her günahtan uzak durmayı, her iyiliği işlemeyi, cenneti kazanıp cehennemden kurtulmayı dilerim. (Hakim, el-Müstedrek, 1/525; Tirmizi, Vitir, 17; İbni Mace, İkame, 189)

Riyazus-Salihin 1494