عن البَرَاءِ بن عازِبٍ رضي الله عنه قال: أَمَرَنَا رسولُ الله صلى الله عليه وسلم بعِيَادَةِ المَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الجَنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وإبْرَارِ المُقْسِمِ، وَنَصْرِ المَظْلُومِ، وَإجَابَةِ الدَّاعِي، وَإفْشَاءِ السَّلامِ.
Bera ibni Azib (Allah Ondan razı olsun)’den rivayete göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), bize hasta ziyaretini, cenazenin arkasından gitmeyi, aksırana yerhamükallah demeyi, yemin edenin yeminini yerine getirmesini temin etmeyi, haksızlığa uğrayana yardım etmeyi, davet edenin davetini kabul etmeyi ve selamı yaygınlaştırmayı tavsiye etti.
Riyazus-Salihin 894
وعن أبي هريرة رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: حَقُّ المُسْلِمِ عَلى المُسْلِمِ خَمْسٌ: رَدُّ السَّلامِ، وَعِيَادَةُ المَرِيضِ، وَاتِّباعُ الجَنَائِزِ، وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ، وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ.
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir. Selam almak, hasta ziyaret etmek, cenazenin arkasından yürümek, davete icabet etmek, aksırana elhamdülillah derse yerhamukellah demek.” (Buhari, Cenaiz 2, Müslim, Selam 4)
Riyazus-Salihin 895
وعنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ الله عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ يَوْمَ القِيَامَةِ: يَا ابْنَ آدَمَ مَرِضْتُ فَلَمْ تَعُدْني! قال: يَا رَبِّ كَيْفَ أَعُودُكَ وَأَنْتَ رَبُّ العَالَمِينَ؟ قال: أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ عَبْدِي فُلاناً مَرِضَ فَلَمْ تَعُدْهُ؟ أَمَا عَلِمْتَ أَنّكَ لَوْ عُدْتَهُ لَوَجَدْتَني عِنْدَهُ؟ يَا ابْنَ آدَمَ اسْتَطْعَمْتُكَ فَلَمْ تُطْعِمْني! قال: يَا رَبِّ كَيْفَ أُطْعِمُكَ وَأَنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ؟ قال: أَمَا عَلِمْتَ أَنَّهُ اسْتَطْعَمَكَ عَبْدي فُلانٌ فَلَمْ تُطْعِمْهُ؟ أَمَا عَلِمْتَ أَنّكَ لَوْ أَطْعَمْتَهُ لَوَجَدْتَ ذلِكَ عِنْدي؟ يَا ابْنَ آدَمَ اسْتَسْقَيْتُكَ فَلَمْ تَسْقِني! قال: يَا رَبِّ كَيْفَ أَسْقِيكَ وَأَنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ؟ قال: اسْتَسْقَاكَ عَبْدِي فُلانٌ فَلَمْ تَسْقِهِ! أَمَا عَلِمْتَ أَنَّكَ لَوْ سَقَيْتَهُ لَوَجَدْتَ ذلِكَ عِنْدِي؟
Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah kıyamet gününde şöyle buyurur:
- Ey Ademoğlu, hastalandım, beni ziyaret etmedin.
Ademoğlu diyecek ki: Sen alemlerin rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? Allah da:
- Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin beni onun yanında bulurdun, bunu bilmiyor musun? Ey Ademoğlu, beni doyurmanı istedim, doyurmadın, buyurur.
Ademoğlu: Sen alemlerin rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? der. Allah da:
- Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin? Ey Ademoğlu, senden su istedim, vermedin, buyurur.
Ademoğlu: Ya Rabbi, sana nasıl su vereyim, sen alemlerin rabbisin? Allah buyuracaktır:
- Falan kulum senden su istedi de vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevabını katımda bulurdun, bunu bilmez misin? buyurur.” (Müslim, Birr 43)
Riyazus-Salihin 896
وعن أبي موسى رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: عُودُوا المَرِيضَ، وَأَطْعِمُوا الجَائعَ، وَفُكُّوا العَاني.
Ebu Musa (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hastayı ziyaret edin, aç olanı doyurun, esiri kurtarın.” (Buhari, Cihad 171)
Riyazus-Salihin 897
وعن ثَوْبَانَ رضي الله عنه، عن النبيِّ صلى الله عليه وسلم، قال: إنَّ المُسْلِمَ إذا عَادَ أخَاهُ المُسْلِمَ لَمْ يَزَلْ في خُرْفَةِ الجَنَّةِ حَتَّى يَرْجِعَ. قِيلَ: يا رسولَ الله وَمَا خُرْفَةُ الجَنَّةِ؟ قال: جَنَاهَا.
Sevban (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir müslüman, hasta bir müslüman kardeşini ziyaret ettiğinde, ziyaretinden dönünceye kadar cennet hurfesi içindedir.” “Ey Allah’ın elçisi, cennet hurfesi nedir?” dediler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Zamanı geldiğinde toplanan cennet yemişidir.” buyurdu. (Müslim, Birr 40)
Riyazus-Salihin 898
وعن عَليٍّ رضي الله عنه، قال: سَمِعْتُ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم، يقولُ: مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَعُودُ مُسْلِماً غُدْوَةً إلاَّ صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِي، وَإنْ عَادَهُ عَشِيَّةً إلاَّ صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبِحَ، وَكَانَ لَهُ خَرِيفٌ في الجَنَّةِ.
Ali (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim, demiştir: “Bir müslüman, hasta olan bir müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okurlar. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar rahmet ederler. Aynı zamanda o kimse için cennette toplanmış meyveler vardır.” (Tirmizî, Cenâiz 2)
Riyazus-Salihin 899
وعن أنسٍ رضي الله عنه، قال: كَانَ غُلامٌ يَهُودِيٌّ يَخْدُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، فَمَرِضَ، فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُهُ، فَقَعَدَ عِنْدَ رَأْسِهِ فَقالَ لَهُ: أَسْلِمْ. فَنَظَرَ إلى أَبِيهِ وَهُوَ عِنْدَهُ فقال: أَطِعْ أَبَا الْقَاسِمِ، فَأَسْلَمَ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يقولُ: الحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي أَنْقَذَهُ مِنَ النَّارِ.
Enes (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hizmetinde bulunan bir Yahudi çocuk vardı. Günün birinde hastalandı. Peygamber onu ziyaret edip başucunda oturdu ve ona: “Müslüman ol.” buyurdu. Çocuk da babasının düşüncesini öğrenmek için onun yüzüne baktı. Babası: “Ebü'l-Kasım’ın çağrısına uy.” dedi. Çocuk da müslüman oldu. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu genci cehennemden kurtaran Allah’a hamdolsun.” dedi ve dışarı çıktı. (Buhârî, Cenâiz 80)
Riyazus-Salihin 900