HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ALLAH’IN HÜKMÜNE BOYUN EĞMEK

1 hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: لَمَّا نَزَلَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ: ﴿لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ﴾ فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَى أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ، فَأَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ ﷺ ثُمَّ بَرَكُوا عَلَى الرُّكَبِ، فَقَالُوا: أَيْ رَسُولَ اللَّهِ، كُلِّفْنَا مِنَ الْأَعْمَالِ مَا نُطِيقُ: الصَّلَاةَ، وَالصِّيَامَ، وَالْجِهَادَ، وَالصَّدَقَةَ، وَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَيْكَ هَذِهِ الْآيَةُ وَلَا نُطِيقُهَا. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: أَتُرِيدُونَ أَنْ تَقُولُوا كَمَا قَالَ أَهْلُ الْكِتَابَيْنِ مِنْ قَبْلِكُمْ: سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا؟ بَلْ قُولُوا: سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا، غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ. قَالُوا: سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا، غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ. فَلَمَّا اقْتَرَأَهَا الْقَوْمُ ذَلَّتْ بِهَا أَلْسِنَتُهُمْ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي إِثْرِهَا: ﴿آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ﴾، فَلَمَّا فَعَلُوا ذَلِكَ نَسَخَهَا اللَّهُ تَعَالَى، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: ﴿لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا﴾ قَالَ: نَعَمْ. ﴿رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا﴾ قَالَ: نَعَمْ. ﴿رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ﴾ قَالَ: نَعَمْ. ﴿وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ﴾ قَالَ: نَعَمْ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e: “Göklerde ve yerdeki her şey Allah’a aittir. Aklınızdan geçeni açıklasanız da gizleseniz de Allah, sizi kalplerinizden geçirdiklerinizden dolayı hesaba çekecektir. Sonra dilediğini affeder, dilediğini de cezalandıracaktır. Allah’ın gücü her şeye yeter.” (Bakara 2/284) ayeti nazil olunca bu durum Rasulullah’ın ashabına ağır geldi. Bunun üzerine sahabe Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına gelip diz üstü çökerek şöyle dediler: Ey Allah’ın Rasulü! Biz namaz, oruç, cihad ve sadaka gibi gücümüz yeten amellerle mükellef kılındık; fakat sana indirilen bu ayete güç yetiremiyoruz. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi: “Yoksa siz, sizden önce geçen iki kitap ehli gibi ‘İşittik ve isyan ettik’ demek mi istiyorsunuz? Böyle demeyiniz; bilakis siz, ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, bizi bağışla; dönüşümüz sanadır’ deyiniz.” Sahabiler, “İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, bizi bağışla; dönüşümüz sanadır” dediler. Topluluk bu ayeti okuyup dilleri ona alışınca Allah peşinden şu ayeti indirdi: “Elçi ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inanırlar. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar. ‘Onun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, bağışlamanı dileriz; dönüşümüz sanadır’ derler.” (Bakara 2/285) Ashab bunu yapınca Allah önceki ayetin hükmünü kaldırıp şu ayeti indirdi: “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz! Unutur veya hata yaparsak bizi sorgulama.” Allah, “Evet” buyurdu. “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme.” Allah, “Evet” buyurdu. “Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma.” Allah, “Evet” buyurdu. “Bizi affet, bizi bağışla ve bize acı. Bizim sahibimiz ve efendimiz sensin. Kâfirlere karşı bize yardım eyle.” Allah, “Evet” buyurdu. (Müslim)

Riyazus-Salihin 169