HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

TOPLANTI VE TOPLANTI YERLERİNDE OTURMA ADABI

13 hadis

عن ابنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُما قال: قال رسولُ الله ﷺ: لاَ يُقِيمَنَّ أَحَدُكُمْ رَجُلاً مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ، وَلكِنْ تَوَسَّعُوا وَتَفَسَّحُوا. وَكَانَ ابنُ عُمَرَ، إِذَا قَامَ لَهُ رَجُلٌ مِنْ مَجْلِسِهِ، لَمْ يَجْلِسْ فِيهِ.

İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir kimseyi oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine kendisi oturmasın; fakat açılarak ona yer verin.” İbni Ömer, bir kimse kendisi için oturduğu yerden kalktığında onun yerine oturmazdı. (Buhari, Cuma 20; Müslim, Selam 28)

Riyazus-Salihin 825

وعن أبي هُريرةَ رضي الله عنه، أنَّ رسولَ الله ﷺ قال: إذا قامَ أَحَدُكُمْ مِنْ مَجْلِسٍ ثُمَّ رَجَعَ إلَيْهِ، فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ.

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz oturduğu yerden kalkar sonra tekrar dönüp gelirse oraya oturmaya herkesten daha fazla hak sahibidir.” (Müslim, Selam 31)

Riyazus-Salihin 826

وعن جَابِر بنِ سَمُرَةَ رضي اللهُ عَنْهُما قال: كُنَّا إذا آتيْنَا النَّبيَّ ﷺ جَلَسَ أَحَدُنَا حَيْثُ يَنْتَهي.

Cabir ibni Semure (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Biz Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna vardığımızda her birimiz nerede yer bulursa oraya otururdu. (Ebu Davud, Edeb 14, Tirmizi, İstizan 29)

Riyazus-Salihin 827

وعن أبي عبدِ الله سَلمَان الفارسيِّ رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله ﷺ: لا يَغْتَسِلُ رَجُلٌ يَوْمَ الجُمُعَةِ، وَيَتَطَهَّر ما اسْتَطَاعَ مِنْ طُهْرِ، وَيَدَّهِنُ مِنْ دُهْنِهِ، أَوْ يَمَسُّ مِنْ طِيبِ بَيْتِهِ، ثُمَّ يَخْرُجُ فَلا يُفَرِّقُ بَيْنَ اثْنَيْنِ، ثُمَّ يُصَلِّي مَا كُتِبَ لهُ، ثُمَّ يُنْصِتُ إذا تكَلَّمَ الإمامُ، إلاَّ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الجُمُعَةِ الأخْرَى.

Ebu Abdullah Selman el-Farisi (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse Cuma günü gusül abdesti alır, elinden geldiği kadar temizlenir, yağından yağlanıp veya evinde bulunan güzel kokuyu sürüp camiye çıkar, iki kişinin arasına sokulmaya uğraşmaz, kılabildiği kadar nafile namaz kılar, imam hutbe okurken susup onu dinlerse, Cuma ile öteki Cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhari, Cuma 6)

Riyazus-Salihin 828

وعن عَمْرِو بن شُعَيْبٍ عن أَبيهِ عن جَدِّهِ رضي الله عنه أن رَسولَ الله صلى الله عليه وسلم قال: لا يَحِلُ لِرَجُلٍ أن يُفَرِّقَ بَيْنَ اثْنَيْنِ إلاَّ بإذْنِهِمَا.

Amr ibni Şuayb, babası vasıtasıyla dedesi Abdullah ibni Amr ibni Âs'tan (Allah onlardan razı olsun) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kendileri izin vermedikçe iki kişinin arasına oturmak bir kimseye helal olmaz.” buyurdu. (Ebu Davud, Edeb 21; Tirmizi, Edeb 11)

Riyazus-Salihin 829

وعن حُذَيْفَةَ بنِ اليَمَانِ رضي الله عنه، أن رسولَ الله صلى الله عليه وسلم لَعَنَ مَنْ جَلَسَ وَسْطَ الحَلْقَةِ. وروى الترمذي عن أبي مِجْلَزٍ: أَن رَجُلاً قَعَدَ وَسْطَ حَلْقَةٍ، فقال حُذَيْفَةُ: مَلْعُونٌ عَلى لِسَانِ مُحَمَّدٍ، أَوْ: لَعَنَ الله عَلى لِسَانِ مُحَمَّدٍ، مَنْ جَلَسَ وَسْطَ الحَلْقَةِ.

Huzeyfe ibni Yeman'dan (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), halka teşkil edenlerin ortasına oturanlara lanet etmiştir. (Ebu Davud, Edeb 14) Tirmizi'nin Ebu Miclez'den rivayetine göre: “Adamın biri gelip halkanın ortasına oturdu. Bunun üzerine Huzeyfe: ‘Halkanın ortasına oturan kimse Muhammed'in diliyle lanetlenmiştir.’ yahut ‘Allah, Muhammed'in diliyle halkanın ortasına oturan kimseye lanet etmiştir.’ dedi.”

Riyazus-Salihin 830

وعن أبي سعيد الخُدْري رضي الله عنه قال: سَمِعْتُ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم يقول: خَيْرُ المَجَالِسِ أَوْسَعُهَا.

Ebu Said el-Hudri (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem), “Oturma yerlerinin en hayırlısı en geniş olanıdır.” buyururken işittim. (Ebu Davud, Edeb 12)

Riyazus-Salihin 831

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ جَلَسَ في مَجْلِسٍ، فَكَثُرَ فِيهِ لَغَطُهُ فقال قَبْلَ أَنْ يَقُومَ مِنْ مَجْلِسِهِ ذلكَ: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلهَ إلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إلَيْكَ، إلاَّ غُفِرَ لَهُ مَا كَانَ في مَجْلِسِهِ ذلكَ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse bir mecliste oturup uzun uzadıya faydasız sözlerle vakit geçirir de o meclisten kalkmazdan önce: Sübhâneke'llâhümme ve bihamdike, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbu ileyke = Allah’ım, seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim, derse o toplantıda yapmış olduğu hatalar bağışlanır.” (Tirmizî, Deavât 39)

Riyazus-Salihin 832

وعن أَبي بَرْزَةَ رضي الله عنه قال: كَانَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم يقولُ بِأَخَرَةٍ إذا أَرَادَ أَنْ يَقُومَ مِنَ المَجْلِسِ: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلهَ إلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إلَيْكَ. فقال رجل: يا رسول الله، إنَّكَ لَتَقُولُ قَوْلاً ما كُنْتَ تَقُولُهُ فِيمَا مَضَى؟ قال: ذلكَ كَفَّارَةٌ لِمَا يكونُ في المَجْلِسِ.

Ebu Berze (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) meclisten kalkmak istediğinde son söz olarak şöyle dua ederdi: “Sübhâneke'llâhümme ve bihamdike, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbu ileyke = Allah’ım, seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim.” Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü, şimdiye kadar söylemediğin sözleri söylüyorsun”, dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: “Bu söylediğim sözler mecliste işlenen hatalara ve kusurlara kefarettir”, buyurdu. (Ebû Dâvûd, Edeb 27)

Riyazus-Salihin 833

وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال: قلَّما كان رسولُ الله صلى الله عليه وسلم يَقومُ مِن مَجْلِسٍ حتى يَدْعُوَ بهؤُلاءِ الدَّعَوَاتِ: اللَّهُمَّ اقسِم لَنَا مِن خَشْيَتِكَ ما تَحُولُ بهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعَاصِيكَ، ومن طَاعَتِكَ ما تُبَلِّغُنا بِهِ جَنَّتَكَ، ومِنَ اليَقينِ ما تُهَوِّنُ بِهِ عَلَينا مَصَائِبَ الدُّنيَا. اللَّهُمَّ مَتِّعْنَا بِأَسْمَاعِنَا، وأَبصَارِنَا، وقُوَّتِنَا ما أَحْيَيْتَنَا، واجعلْهُ الوَارِثَ مِنَّا، وَاجعَلْ ثَأْرَنَا عَلى مَنْ ظَلَمَنا، وانْصُرْنَا عَلى مَنْ عَادَانَا، وَلا تَجْعَل مُصِيبَتَنَا في دِينِنَا، وَلا تَجْعَلِ الدُّنيَا أَكبَرَ هَمِّنَا، ولا مَبلَغَ عِلمِنَا، ولاَ تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لا يَرْحَمُنَا.

İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şu duayı yapmadan bir meclisten kalktığı pek az olurdu: “Allah’ım, sana karşı işlenecek günahlarla aramızda perde olacak korkundan, bizi cennete ulaştıracak kulluğundan ve dünya musibetlerini bize kolaylaştıracak güçlü bir iman nasip et. Allah’ım, bizi yaşattıkça kulaklarımızdan, gözlerimizden ve gücümüzden bizi faydalandır. Bunları bizden sonra da devamlı kıl. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Musibetimizi dinimizde kılma. Dünyayı en büyük gayemiz ve ilmimizin son sınırı eyleme. Bize acımayanları üzerimize musallat etme.” (Tirmizî, Deavât 80)

Riyazus-Salihin 834

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَا مِنْ قَوْمِ يَقومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لا يَذْكُرُونَ الله تعالى فِيهِ، إلا قَامُوا عَنْ مِثلِ جِيفَةِ حِمَارٍ، وكانَ لَهُم حَسرَةً.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Herhangi bir topluluk oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa merkep leşi yanından kalkmış gibi olurlar. O meclis onlar için bir pişmanlık olur.”

Riyazus-Salihin 835

وعنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: مَا جَلَسَ قَومٌ مَجْلِسًا لم يَذْكُرُوا الله تعالى فِيهِ، ولَمْ يُصَلوا على نَبِيِّهم فِيهِ، إلاَّ كانَ عليهِمْ تِرةٌ، فَإن شَاءَ عَذَّبهُم، وإن شَاءَ غَفَرَ لَهُم.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir cemaat oturduğu mecliste Allah’ı anmaz ve peygamberine salât ve selâm getirmezse bu toplantı onlar için bir pişmanlık olur. Allah dilerse onlara azap eder, dilerse bağışlar.”

Riyazus-Salihin 836

وعنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: مَنْ قَعَدَ مَقْعَداً لم يذكرِ الله تعالى فِيهِ كانَت عليهِ مِنَ الله تِرَةٌ، وَمَنِ اضطَجَعَ مَضْجَعاً لا يَذْكُرُ الله تعالى فِيهِ كانتْ عَلَيْهِ مِنَ الله تِرَةٌ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir yerde oturur, Allah’ı zikretmeden kalkarsa Allah’a karşı eksik bir iş yapmış olur. Yine bir kimse yatağa yatar da orada Allah’ı zikretmezse yine Allah’a karşı eksik bir iş yapmış olur.”

Riyazus-Salihin 837