HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

YOLCULUKTA YAPILACAK DUALAR

3 hadis

وعن ابن عمر رضي الله عنهما: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان إذا استوى على بعيره خارجاً إلى سفر، كبر ثلاثاً، ثم قال: سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين، وإنا إلى ربنا لمنقلبون. اللهم إنا نسألك في سفرنا هذا البر والتقوى، ومن العمل ما ترضى. اللهم هون علينا سفرنا هذا واطو عنا بعده. اللهم أنت الصاحب في السفر، والخليفة في الأهل. اللهم إني أعوذ بك من وعثاء السفر، وكآبة المنظر، وسوء المنقلب في المال والأهل والولد. وإذا رجع قالهن وزاد فيهن: آيبون، تائبون، عابدون، لربنا حامدون.

İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç tekbir alıp şöyle dua ederdi: “Bu biniti bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz. Allah’ım! Bu yolculuğumuzda senden iyilik, takva ve razı olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Allah’ım! Bu yolculuğumuzu kolay kıl, uzağını yakın et. Allah’ım! Yolculukta yardımcımız sensin, geride bıraktığımız çoluk çocuğumuzun koruyucusu da sensin. Allah’ım! Yolculuğun zorluklarından, üzücü şeylerle karşılaşmaktan ve dönüşte malımızda, çoluk çocuğumuzda kötü haller görmekten sana sığınırım” der, dönüşünde de bunları okur ve şu cümleleri ilave ederdi: “Biz yolcular, tövbe ederek, Rabbimize ibadet ederek ve hamdederek dönüyoruz.” (Müslim, Hac 425)

Riyazus-Salihin 972

وعن عبد الله بن سَرْجِسَ رضي الله عنه قالَ: كانَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم إذا سَافَرَ يَتَعَوَّذ مِنْ وَعْثاءِ السَّفَرِ، وَكآبَةِ المُنْقَلَب، وَالحَوْر بَعْدَ الكَوْنِ، وَدَعْوَةِ المَظْلُومِ، وَسُوءِ المَنْظَرِ في الأَهْلِ وَالمَالِ.

Abdullah ibni Sercis (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculuğa çıkarken: “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, yükselişten sonra düşüşten, mazlumun bedduasından ve dönüşte aile ve maldaki kötü görünümlerden Allah’a sığınırdı.” (Müslim, Hac 426)

Riyazus-Salihin 973

وعن عَلِيِّ بن رَبيعَة قال: شَهِدتُ عليَّ بن أبي طالبٍ رضي الله عنه أُتِيَ بِدَابَّةٍ لِيَرْكَبَهَا، فَلَمَّا وَضَعَ رِجْلَهُ في الرِّكَابِ قال: بِسْمِ الله، فَلَمَّا اسْتَوَى عَلى ظهْرِها قال: الحَمْدُ لِلَّهِ، ثم قال: ﴿سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا، وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ، وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ﴾، ثُمَّ قَالَ: الحَمْدُ لِلَّهِ، ثَلاثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ قال: الله أَكْبَرُ، ثَلاثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ قالَ: سُبْحَانَكَ إنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي، فإنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إلاَّ أَنْتَ، ثُمَّ ضَحِكَ، فَقِيلَ: يَا أَمِيرَ المُؤْمِنِينَ، مِنْ أَيِّ شَيْءٍ ضَحِكْتَ؟ قال: رَأَيْتُ النَبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ كَما فَعَلْتُ، ثُمَّ ضَحِكَ، فقلتُ: يا رسولَ الله، مِنْ أَيِّ شَيْءٍ ضَحِكْتَ؟ قال: إنَّ رَبَّكَ يَعْجَبُ مِنْ عَبْدِهِ إذا قال: اغْفِرْ لي ذُنوبي، يَعْلَمُ أَنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ غَيْرِي.

Ali İbni Rabia şöyle demiştir: Ali ibni Ebi Talib’i (Allah ondan razı olsun) gördüm. Binmesi için hayvanı getirildiği zaman ayağını üzengiye koyunca “Bismillah” dedi. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca “Elhamdülillah” dedi ve sonra şöyle dedi: “Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.” Ardından üç defa “Elhamdülillah”, üç defa “Allahü ekber” dedi. Sonra da: “Ey Rabbim! Seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla; çünkü senden başka günahları bağışlayacak kimse yoktur” dedi ve güldü. Bunun üzerine: “Ey müminlerin emiri, niçin güldün?” dediler. O da şu cevabı verdi: “Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) benim yaptığım gibi yaptığını, sonra da güldüğünü gördüm ve: ‘Ey Allah’ın Resulü, niçin güldün?’ diye sordum. Şöyle buyurdu: ‘Yüce Rabbin, kendisinden başka günahları bağışlayacak kimsenin olmadığını bilerek, ‘Günahlarımı bağışla’ diyen kuluna hayret eder.’” (Ebu Davud, Cihad 74; Tirmizi, Deavat 46)

Riyazus-Salihin 974