HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

DUA VE ZİKİRLER

36 hadis

وعَنْ أبي هُرَيْرَةَ، رضي الله عنه، قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلى اللِّسانِ، ثَقِيلَتَانِ في المِيزَانِ، حَبِيبَتَانِ إلى الرَّحْمنِ: سُبْحانَ الله وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ الله العَظِيمِ.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Dile kolay, mizana konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allah'ı hoşnut eden iki cümle vardır; bu, Sübhanallah ve bihamdihi, Sübhanellahi'l-azim = Ben Allah'ı noksan sıfatlardan uzak bilir ve onu hamdiyle överim. Ben yüce olan Allah'ı tekrar noksan sıfatlardan uzak sayarım." (Buhari, Deavat, 65; Müslim, Zikr, 31)

Riyazus-Salihin 1409

وعَنْهُ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لأَنْ أَقُولَ: سُبْحَانَ الله، وَالحَمْدُ للهِ، وَلا إلهَ إلاَّ الله، وَاللَّهُ أَكْبَرُ، أَحَبُّ إليَّ مِمَّا طَلَعَت عليهِ الشَّمْسُ.

Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan aktarıldığına göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sübhanellahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahu ekber = Allah'ı layık olmayan sıfatlardan uzak bilmek, onu kemal sıfatlarıyla hamdederek övmek, Allah'tan başka gerçek ilah yoktur ve O en büyüktür demem, benim için üzerine güneş doğan her şeyden daha sevgilidir." (Müslim, Zikir, 32)

Riyazus-Salihin 1410

وعنهُ: أنَ رَسُولَ الله ﷺ قالَ: مَنْ قالَ لا إلهَ إلاَّ الله وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلكُ، ولَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيءٍ قَدِيرٌ، في يَومٍ مِائَةَ مَرَّةٍ كانَتْ لَهُ عدْلَ عَشرِ رِقَابٍ، وَكُتِبَتْ لَهُ مائَةُ حَسَنَةٍ، وَمُحِيت عنهُ مِائَةُ سَيِّئَةٍ، وكانت له حِرزاً مِنَ الشَّيْطَانِ يَومَهُ ذلكَ حتى يُمسِيَ، ولَم يَأْتِ أَحدٌ بِأَفضَلَ مِمَّا جَاءَ بِهِ إلاَّ رَجُلٌ عَمِلَ أكثَرَ مِنهُ. وقال: من قالَ سُبْحَانَ الله وَبِحَمْدهِ، في يَوْمٍ مائةَ مَرَّةٍ، حُطَتْ خَطَايَاهُ، وَإِنْ كانَتْ مِثْلَ زَبَدِ البَحْرِ.

Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun), Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bir kimse günde yüz defa lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr = Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. Yalnızca O vardır, O'nun ortağı yoktur. Tüm mülk ve saltanat O'nundur, eksiksiz övgüler O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter mealindeki zikrini tekrar ederse on köleyi hürriyetine kavuşturmuş kadar sevap kazanır, ona yüz iyilik sevabı yazılır ve yüz günahı bağışlanır. Bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz. Rasûlullah sözüne şöyle devam etti: Bir kimse günde yüz defa sübhanallahi ve bihamdihi = Ben Allah'ı noksan sıfatlardan uzak bilir ve O'nu hamdiyle överim derse onun günahları deniz köpükleri kadar çok bile olsa hepsi bağışlanır." (Buhari, Bed'ü'l-halk, 11; Müslim, Zikir, 28)

Riyazus-Salihin 1411

وعَنْ أبي أيوبَ الأنصَارِيِّ رضي الله عنه عَن النبيِّ ﷺ قال: مَنْ قالَ لا إلهَ إلاَّ الله وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، عَشْرَ مَرَّاتٍ، كانَ كَمَنْ أَعْتَقَ أَرْبَعَةَ أَنْفُسٍ مِنْ وَلَدِ إسْمَاعِيلَ.

Ebu Eyyub el-Ensari (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse on defa lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr = Allah'tan başka gerçek ilah yoktur, yalnızca O vardır. O'nun ortağı da yoktur. Mülk ve saltanat O'nundur. Eksiksiz övgüler sadece O'na mahsustur ve O'nun her şeye gücü yeter derse İsmail (a.s.) soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır." (Buhari, Deavat, 64; Müslim, Zikir, 30)

Riyazus-Salihin 1412

وعنْ أبي ذرٍّ رضي الله عنه، قالَ: قالَ لي رَسُولُ الله ﷺ: ألا أُخْبِرُكَ بِأَحَبِّ الكَلامِ إلى الله؟ إنَّ أَحَبَّ الكَلامِ إلى الله: سُبْحَانَ الله وَبِحَمْدهِ.

Ebu Zer (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana, "Allah'ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi? Allah'ın en çok hoşlandığı söz Sübhanallahi ve bihamdihi = Ben Allah'ı noksan sıfatlardan uzak bilir ve O'nu hamdiyle överim sözüdür" buyurdular. (Müslim, Zikir, 85)

Riyazus-Salihin 1413

وَعَنْ أَبي مالكٍ الأشْعَرِيِّ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: الطهُورُ شَطْرُ الإيمانِ، وَالحمدُ لِلَّهِ تَمْلأُ المِيزَانَ، وَسُبْحَانَ الله، وَالحَمْدُ للهِ تَمْلآنِ - أَوْ تَمْلأُ - ما بَيْنَ السَّمَاوَاتِ والأَرْضِ .

Ebu Malik el-Eş'ari (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdular: "Arınmak yani küfür, şirk ve diğer tüm pisliklerden arınmak, imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizanı doldurur. Sübhanellahi velhamdülillahi zikri ise yerle gökler arasını (kendisine sevaplar) doldurur." (Müslim, Taharet, 1)

Riyazus-Salihin 1414

وعَنْ سَعْدِ بنِ أبي وَقَّاصٍ رضي الله عنه قالَ: جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إلى رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم فقالَ: (عَلِّمني كَلاماً أَقُولُهُ). قالَ: قُل لا إلهَ إلاَّ الله وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ، الله أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالحَمْد للهِ كَثِيراً، وسُبْحَانَ الله رَبِّ العَالَمِينَ، وَلا حَوْلَ وَلا قوَّةَ إلاَّ باللهِ العَزِيزِ الحكِيمِ قال: فهؤُلاءِ لِرَبِّي، فَمَا لي؟ قال: قُلْ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لي، وَارْحَمْني، وَاهْدِني، وَارْزُقْني .

Sa'd ibni Ebu Vakkas (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir bedevi Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a gelerek, "Bana söyleyeceğim bir dua öğret" dedi. O da şöyle buyurdu: "La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Allahu ekber kebiran ve'l-hamdu lillahi kesira ve subhanellahi Rabbi'l-Alemin vela havle vela kuvvete illa billahi'l-azizil hakim = Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. Yalnızca O vardır. Onun ortağı da yoktur. Her yönüyle Allah en büyüktür, eksiksiz övgülerin hepsi O'na aittir. Tüm güç ve kuvvetlerin ancak her şeye gücü yeten ve yaptığı her şeyi yerli yerince yapan Allah tarafından verileceğini kabul ederim." Bedevi, "Bunlar Rabbim içindir, kendim için ne söylemeliyim?" deyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Allahummağfir li verhamni vehdini verzukni = Allahım, beni bağışla, bana acı, beni dosdoğru yoluna kılavuzla ve bana hayırlı rızık ver de" buyurdular. (Müslim, Zikir, 33).

Riyazus-Salihin 1415

وعَنْ ثَوبانَ رضي الله عنه قالَ: كانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم إذا انْصَرَفَ مِنْ صَلاتِهِ اسْتَغْفَرَ ثَلاثاً، وقال: اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلامُ، وَمِنْكَ السَّلامُ، تَبَارَكْتَ يَا ذا الجَلالِ وَالإكْرامِ قِيلَ لِلأوْزَاعيِّ، وَهُوَ أَحَدُ رُواةِ الحديثِ: كَيْفَ الاسْتِغْفَارُ؟ قال: تقول: أَسْتَغْفِرُ الله، أَسْتَغْفِرُ الله.

Sevban (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) farz namazı bitirince üç defa istiğfar eder ve “Allahümme ente's-Selam ve minke's-Selam tebarekte ya ze'l-celali ve'l-İkram = Ey Allahım, selamet ve saadet sendendir. Ey celal ve ikram sahibi Allahım, sen hayır ve bereketi çok olansın.” derdi. Evzai'ye, "İstiğfar nasıl yapılır?" diye sorulunca, "Estağfirullah, estağfirullah" denilir diye cevap verdi. (Müslim, Mesacid, 135)

Riyazus-Salihin 1416

وعَنِ المُغِيرَةِ بنِ شُعْبةَ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم كانَ إذا فَرَغَ مِنَ الصَّلاةِ وَسَلَّمَ قالَ: لاَ إلهَ إلاَّ الله وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَديرٌ. اللَّهُمَّ لا مانعَ لما أَعْطَيْتَ، وَلا مُعْطِيَ لما مَنَعْتَ، ولاَ يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ.

Muğire ibni Şu'be (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) farz namazı bitirince şu duayı okurdu: "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allahümme lâ mânia limâ a'tayte ve lâ mu'tiye limâ mena'te ve lâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-ceddü = Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. Yalnızca O vardır, O'nun ortağı yoktur. Tüm mülk ve saltanat O'nundur. Eksiksiz övgüler O'na mahsustur, O'nun her şeye gücü yeter. Allah'ım, senin verdiğine engel olacak yoktur. Vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Makam ve servet sahibinin elindeki imkânlar, senin yardımın olmadıkça ona fayda vermez." (Buhârî, Ezan, 155; Müslim, Mesacid, 137)

Riyazus-Salihin 1417

وعَنْ عَبْدِ اللهِ بنِ الزُّبَيْرِ رَضِيَ الله تَعَالى عَنْهُما، أَنّهُ كانَ يَقُولُ دُبُرَ كُلِّ صَلاةٍ، حِينَ يُسَلِّمُ: لا إلهَ إلاَّ الله وَحْدهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَديرٌ. لا حَوْلَ وَلا قوَّةَ إلاَّ بِاللهِ، لا إلهَ إلاَّ الله، وَلاَ نَعْبُدُ إلاَّ إيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ، وَلَهُ الفَضْلُ، وَلَهُ الثَّنَاءُ الحَسَنُ. لا إلهَ إلاَّ الله، مُخْلِصِينَ لَهُ الدّينَ، وَلَوْ كَرِهَ الكَافِرُونَ. قالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ: وكَانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم يُهَلِّلُ بِهِنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلاةٍ مَكْتُوبَةٍ.

Abdullah ibni'z-Zübeyr (Allah onlardan razı olsun)'ın her namazın peşinde şu duaya devam ettiği bildirilmiştir: "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, lâ ilâhe illallahu ve lâ na'büdü illâ iyyâhu, lehü'n-ni'metü ve lehü'l-fadlü ve lehü's-senâü'l-hasen, lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü'd-dîne ve lev kerihe'l-kâfirûn = Allah'tan başka ilah yoktur. Yalnızca O vardır. O'nun ortağı da yoktur. Tüm mülk ve saltanat O'nundur. Eksiksiz övgüler O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter. Tüm güç ve kuvvetlerimiz ancak Allah tarafından verilmektedir. Allah'tan başka ibadete layık başka bir ilah yoktur. Biz de yalnızca O'na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz her türlü nimet ve ikramlar O'nun tarafından verilmiştir. En güzel övgüler de sadece O'na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile hayat tarzımızı Allah'tan gelene göre ayarlar ve bütün samimiyetimizle Allah'tan başka ibadet edilecek ilah yoktur deriz." Abdullah ibni'z-Zübeyr, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın her namazdan sonra bu sözleri söylediğini bize aktardı. (Müslim, Mesacid, 139)

Riyazus-Salihin 1418

وعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أَنَّ فُقَرَاءَ المُهَاجرِينَ أَتَوْا رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم فقالُوا: ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَرَجَاتِ العُلَى، وَالنَّعِيمِ المُقِيمِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كمَا نَصُومُ، وَلَهُمْ فَضْلٌ مِنْ أَمْوَالٍ: يَحُجُّونَ، وَيَعْتَمِرُونَ، وَيُجَاهِدُونَ، وَيَتَصَدَّقُونَ. فقالَ: أَلاَ أُعَلِّمُكُمْ شَيْئاً تُدْرِكُونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ، وَتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ؟ وَلا يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِنْكُمْ إلاَّ مَنْ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُمْ؟ قالُوا: بَلَى يا رسولَ الله، قالَ: تُسَبِّحُونَ، وَتَحْمَدُونَ، وَتُكَبِّرُونَ خَلْفَ كُلِّ صَلاةٍ ثَلاثاً وَثَلاثِينَ. قالَ أبُو صالحٍ الرَّاوي عَنْ أبي هُرَيْرَةَ، لمَّا سُئِلَ عَنْ كَيْفِيَّةِ ذِكْرِهِنَّ، قال: يقولُ: سُبْحَانَ الله، وَالْحَمْدُ للهِ، واللهُ أَكْبَرُ، حَتَّى يَكُونَ مِنْهُنَّ كُلَّهِنَّ ثَلاثاً وَثَلاثِينَ. وزادَ مُسْلِمٌ في روايتِهِ: فَرَجَعَ فُقَراءُ المُهَاجِرِينَ إلى رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم، فقالوا: سَمعَ إخْوَانُنا أَهْلُ الأَمْوَالِ بِمَا فَعَلْنَا، فَفَعَلُوا مِثْلَهُ. فقالَ رسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: ذلِكَ فَضْلُ الله يُؤْتيهِ مَنْ يَشَاءُ.

Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanların fakirleri Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'a gelerek şöyle dediler: "Mal mülk sahibi olanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri kazanıp gittiler. Bizim gibi onlar da namaz kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazladan malları olduğu için hac ve umre yapıp cihad yapabiliyor, sadakalar veriyorlar. Bizler ise veremiyoruz." Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Size bir şey öğreteyim mi? Bu durumda siz, sizi geçmiş olanlara yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Sizin yaptığınızı yapmadıkça hiçbir kimse sizden üstün olamaz" buyurdu. "Evet, söyle yâ Rasûlallah" dediler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurdu: "Her farz namazın ardından otuz üçer defa Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu ekber dersiniz." Hadisi Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den bize aktaran Ebu Salih'e bu zikirlerin nasıl yapılacağı sorulunca şöyle dedi: "Her birinden otuz üçer defa olmak üzere Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber dersiniz." (Buhârî, Ezan, 155; Müslim, Deavat, 18) Müslim'in bir rivayetinde şu ilave vardır: "Fakir muhacirler bir müddet sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'a gelerek: 'Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımızı duymuşlar, onlar da aynısını yapıyorlar' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: 'Bu Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir.'" (Müslim, Mesacid, 142)

Riyazus-Salihin 1419

وَعنْهُ عَنْ رَسُولِ الله ﷺ قَالَ: مَنْ سَبَّحَ الله في دُبُرِ كُلِّ صَلاةٍ ثَلاثاً وَثَلاثِينَ، وَحَمِدَ الله ثَلاثاً وَثَلاثِينَ، وكَبَّرَ الله ثَلاثاً وَثَلاثِينَ، وقالَ تَمَامَ المِائَةِ: لاَ إلهَ إلاَّ الله وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، غُفِرَتْ خَطَايَاهُ وَإن كانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ .

Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Her kim namazların arkasında otuz üç defa Sübhanallah, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz üç defa Allahu ekber der ve yüze tamamlamak için de, la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehul mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir = Allah'tan başka ilah yoktur, yalnızca o vardır, onun ortağı yoktur. Tüm mülk ve saltanat Onundur. Eksiksiz övgüler O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter derse, günahları denizin köpüğü kadar olsa bile affedilir." (Müslim, Mesacid, 146)

Riyazus-Salihin 1420

وعَنْ كَعْبِ بنِ عُجْرَةَ رضي الله عنه، عَنْ رسولِ الله ﷺ قالَ: مُعَقَبَاتٌ لا يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ - أَوْ فَاعِلُهُنَّ - دُبُرَ كُلِّ صَلاةِ مَكْتُوبةٍ: ثلاثٌ وثلاثونَ تَسْبِيحَةً، وثلاثٌ وثلاثونَ تَحْمِيدَةً، وأربعٌ وثلاثون تكبِيرَةً .

Ka'b ibni Ucre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Farz namazların ardı sıra söylenecek güzel zikirler vardır ki onları her farz namazdan sonra söyleyen ve yapan kimse hiçbir vakit zarara uğramaz. Bunlar otuz üç defa Sübhanallah, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz dört defa Allahu ekber'dir." (Müslim, Mesacid, 144)

Riyazus-Salihin 1421

وعنْ سعدِ بنِ أبي وقاصٍ رضي الله عنه: أنَّ رَسُولَ الله ﷺ كانَ يَتَعَوَّذُ دُبُرَ الصَّلَواتِ بهؤلاء الكَلِمَاتِ: اللَّهُمَّ إنّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُردّ إلى أَرْذَلِ العُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فتْنَةِ القَبْرِ.

Sa'd ibni Ebu Vakkas (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) namazlarının arkasında şu duayı okuyarak Allah'a sığınırdı: "Allahumme inni eûzü bike minelcübni velbuhl ve eûzü bike min en uredde ila erzelil umri ve eûzü bike min fitneti'd-dünya ve eûzü bike min fitneti'l-kabr = Allahım, korkaklıktan, cimrilikten sana sığınırım. İhtiyarlığın düşkünlüğü ve bunaklığından, dünya fitnelerinden ve kabir azabından da sana sığınırım." (Buhari, Cihad, 25)

Riyazus-Salihin 1422

وعنْ معاذٍ رضي الله عنه، أنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم أَخَذَ بِيَدهِ وقالَ: يَا مُعَاذُ، وَاللهِ إنِّي لأُحِبُّكَ، ثُمَّ قالَ: أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ لا تَدَعَنَّ في دُبُرِ كُلِّ صَلاةِ تَقُولُ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسنِ عِبادَتِكَ.

Muaz (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Muaz'ın elinden tuttu ve: "Muaz! Vallahi ben seni severim" dedi ve sözüne şöyle devam etti: "Ey Muaz, her namazdan sonra terk etmeden şu duayı okumanı tavsiye ediyorum: Allahümme e'ınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetike = Allah'ım, seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmek için bana yardım eyle." (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)

Riyazus-Salihin 1423

عَنْ أَبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قالَ: إذا تَشَهَّدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَعِذْ بِاللهِ مِنْ أَرْبَعٍ، يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذابِ القَبرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ المَسِيحِ الدَّجَّالِ.

Ebû Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz namazda tahiyyatı bitirdiği zaman dört şeyden Allah'a sığınsın ve şöyle desin: Allahümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi'l-kabr ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memât ve min şerri fitneti'l-mesîhi'd-deccâl = Allah'ım, cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölümün fitnelerinden ve Mesih Deccal'in fitnesine uğramaktan sana sığınırım." (Müslim, Mesâcid, 128)

Riyazus-Salihin 1424

وعنْ عَليٍّ رضي الله عنه قالَ: كانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم إذا قامَ إلى الصَّلاةِ يكونُ مِنْ آخِرِ مَا يقولُ بينَ التَشَهُّدِ وَالتَّسْلِيمِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لي مَا قَدَّمتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، وَما أَسْرَفْتُ، وَما أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ المُقَدِّمُ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ، لا إلهَ إلاَّ أَنْتَ.

Ali (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazda teşehhüd ile selam arasında yaptığı duayı şöyle bitirirdi: “Allahümmağfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü ve mâ esrartü ve mâ a'lentü ve mâ esraftü ve mâ ente a'lemü bihî minnî, ente'l-mukaddimü ve ente'l-muahhirü, lâ ilâhe illâ ente = Allah'ım, şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle. İlerleten de geri bırakan da sensin. Senden başka ibadet edilecek kimse yoktur.” (Müslim, Müsâfirîn, 201)

Riyazus-Salihin 1425

وعَنْ عائشةَ رضيَ الله عَنْهَا قَالَتْ: كانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ أَنْ يقولَ في رُكُوعِهِ وَسُجُوده: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ ربَّنَا وَبِحَمْدِك، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لي.

Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) rüku ve secdelerinde şu duayı çok okurdu: “Sübhanekellahumme Rabbena ve bi hamdik Allahummağfirli = Allahım seni sana yakışmayan sıfatlardan uzak tanırım. Ey Rabbimiz seni eksiksiz övgülerinle över, sana hamdederim. Allahım beni bağışla.” (Buhari, Ezan, 123; Müslim, Salat, 217)

Riyazus-Salihin 1426

وعَنْها: أنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم كانَ يَقُولُ في ركوعِهِ وَسجوده: سُبُّوحٌ قدُّوسٌ رَبُّ الملائِكةِ وَالرُّوحِ.

Yine Aişe (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) rüku ve secdelerinde “Subbûhun kuddûsun, Rabbu'l-melâiketi verrûh = Ey Allahım sen sana yakışmayan tüm sıfatlardan uzaksın. Kusur ve noksanlıklardan uzak ve eşsizsin. Sen tüm meleklerin ve Ruhun (Cebrail a.s.) Rabbisin.” derdi.

Riyazus-Salihin 1427

وَعَنِ ابنِ عَبَّاسٍ رضيَ الله عَنْهُمَا: أنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قالَ: فَأَمَّا الرُّكوعُ فَعَظِّموا فيهِ الرَّبَّ عَزَّ وَجَلَّ، وَأَمَّا السُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا في الدُعَاءِ، فَقَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ.

İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Rükuda Rabbinizi büyüklemek suretiyle Subhane Rabbiyel azim deyin. Secdede ise dua etmeye çalışınız. Çünkü orada yapılan dualar kabul edilmeye daha layıktır." (Müslim, Salat, 207)

Riyazus-Salihin 1428

وعن أبي هريرة رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: أَقْرَبُ ما يَكُونُ العَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. Orada çok dua ediniz." (Müslim, Salat, 215)

Riyazus-Salihin 1429

وعنه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول في سجوده: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لي ذَنْبي كلَّهُ: دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ.

Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) secdede şöyle dua ederdi: "Allahummağfirlî zenbî küllehû dikkahû ve cillehû ve evvelehû ve âhirehû ve alaniyetehû ve sirrehû = Allahım günahlarımın hepsini, küçüğünü büyüğünü, öncesini sonrasını yani eskisini, yenisini, açığını gizlisini affet, bağışla." (Müslim, Salat, 219)

Riyazus-Salihin 1430

وعن عائشة رضي الله عنها قالت: افتقدت النبي صلى الله عليه وسلم ذات ليلة، فتحسست، فإذا هو راكع - أو ساجد - يقول: سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ لا إله إلا أَنْتَ. وفي رواية: فوقعت يدي على بطن قدميه، وهو في المسجد، وهما منصوبتان، وهو يقول: اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لا أُحْصِي ثَنَاءً عليكَ، أَنْتَ كما أَثنَيْتَ على نَفْسِكَ.

Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın yanımda olmadığını farkettim. Araştırdım, bir de baktım ki rüku veya secde halinde, "Subhaneke ve bihamdik la ilahe illa ente = Allahım seni sana yakışmayan sıfatlardan uzak tanır ve seni hamdinle eksiksiz bir şekilde överim. Senden başka ibadet ve itaat edilecek ilah yoktur, ancak sen varsın" diye dua ediyordu. (Müslim, Salat, 221) Diğer bir rivayete göre şöyle demiştir: Onu araştırırken elim ayağının tabanına rastladı. Secde vaziyetinde ayaklarını kıble tarafına doğru dikmiş şöyle diyordu: "Allahumme inni euzu bi rızake min sehatike ve bi muafatike min ukubetike ve euzu bike minke la uhsi senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsike = Allahım gazabından rızana, azabından affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Seni layık olduğun şekilde övemem. Sen kendini nasıl övmüşsen öylesin." (Müslim, Salat, 222)

Riyazus-Salihin 1431

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال: كنا عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: أَيعجز أحدكم أن يكسب في كل يوم ألف حسنة؟ فسأله سائل من جلسائه: كيف يكسب ألف حسنة؟ قال: يسبح مائة تسبيحة، فيكتب له ألف حسنة، أو يحط عنه ألف خطيئة.

Sa'd ibni Ebu Vakkas (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın yanında bulunuyorduk, bize: "Sizden biriniz her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?" diye sordu. Yanında oturanlardan biri, "Ya Rasulallah, bir kimse günde bin sevabı nasıl kazanabilir?" diye sordu. "Yüz defa sübhanallah derse o kimseye bin iyilik, yani sevap yazılır veya bin günahı bağışlanır." (Müslim, Zikir, 37)

Riyazus-Salihin 1432

وعن أبي ذر رضي الله عنه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: يصبح على كل سلامى من أحدكم صدقة: فكل تسبيحة صدقة، وكل تحميدة صدقة، وكل تهليلة صدقة، وكل تكبيرة صدقة، وأمر بالمعروف صدقة، ونهي عن المنكر صدقة. ويجزئ من ذلك ركعتان يركعهما من الضحى.

Ebu Zer (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her sübhanallah demek bir sadakadır. Her elhamdülillah demek bir sadakadır. Her lâ ilâhe illallah demek de bir sadakadır. Her Allahu ekber demek de bir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülüklerden sakındırmak da sadakadır. Müslümanın kuşluk vakti kılacağı iki rekât kuşluk namazı da bunların yerini tutar." (Müslim, Müsâfirîn, 84)

Riyazus-Salihin 1433

وعن أم المؤمنين جويرية بنت الحارث رضي الله عنها: أن النبي صلى الله عليه وسلم خرج من عندها بكرة حين صلى الصبح وهي في مسجدها، ثم رجع بعد أن أضحى وهي جالسة، فقال: ما زلت على الحال التي فارقتك عليها؟ قالت: نعم. فقال النبي صلى الله عليه وسلم: لقد قلت بعدك أربع كلمات ثلاث مرات، لو وزنت بما قلت منذ اليوم لوزنتهن: سبحان الله وبحمده عدد خلقه، ورضا نفسه، وزنة عرشه، ومداد كلماته. وفي رواية له: سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله مداد كلماته. وفي رواية الترمذي: ألا أعلمك كلمات تقولينها؟ سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله مداد كلماته، كلهن ثلاث مرات.

Mü'minlerin anası Cüveyriyye binti'l-Hâris (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün sabah namazını kıldıktan sonra mescitte tesbih ile meşgul olmakta olan Cüveyriyye'nin yanından çıkıp tekrar kuşluk vakti onun yanına dönmüştü. Cüveyriyye'yi namaz kılmakta olduğu yerde aynen oturur görünce: "Yanından ayrılalı beri hep burada oturup zikir ve tesbihe mi devam ediyorsun?" diye sordu. O da, "Evet" cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa sevap bakımından onlara denk gelir: Sübhanallahi ve bihamdihi adede halkihi ve rıza nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi. Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnutluğu miktarınca, arşının ağırlığı kadar ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince Allah'ı kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak tanır ve O'nu eksiksiz övgülerle överek hamdederim." (Müslim, Zikir, 79) Müslim'in diğer bir rivayeti şöyledir: Sübhanallahi adede halkihî Sübhanallahi rıza nefsihî Sübhanallahi zinete arşihî Sübhanallahi midade kelimatihî. (Müslim, Zikir, 79) Yarattıklarının sayısınca sübhanallah, kendi razı olacağı kadar sübhanallah, arşının ağırlığı kadar sübhanallah, bitip tükenmeyen sonsuz kelimeleri kadar sübhanallah der, Allah'ı tesbih ederim. Tirmizî'nin rivayeti ise şöyledir: "Ey Cüveyriyye, sana okuyacağın bir zikri öğreteyim mi? Sübhanallahi adede halkihi (üç sefer) Sübhanallahi rıza nefsihi (üç sefer) Sübhanallahi zinete arşihi (üç sefer) Sübhanallahi midade kelimatihi (üç sefer) dersin. Yarattıklarının sayısınca sübhanallah, kendi razı olacağı kadar sübhanallah, arşının ağırlığı kadar sübhanallah, bitip tükenmeyen sonsuz kelimeleri kadar sübhanallah." (Tirmizî, Deavât, 104)

Riyazus-Salihin 1434

وعَنْ أبي مُوسَى الأشْعَريِّ، رضي الله عنه، عَنِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم، قالَ: مَثَلُ الَّذِي يَذكُرُ رَبَّهُ وَالَّذِي لا يَذْكُرُهُ، مَثَلُ الحيِّ وَالمَيِّتِ. ورواه مسلم فقالَ: مَثَلُ البَيْتِ الَّذي يُذكَرُ الله فِيهِ، وَالبَيْتِ الَّذي لاَ يُذْكَرُ الله فِيهِ، مَثَلُ الحَيّ وَالمَيِّتِ.

Ebu Musa el-Eş'ari (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Rabbini zikredenle zikretmeyenin durumu, diriyle ölünün farkı gibidir." (Buhari, Deavat, 66) Müslim'deki rivayet ise şöyledir: "İçerisinde Allah'ın anıldığı bir evle Allah'ın anılmadığı bir evin farkı diri ile ölünün farkı gibidir." (Müslim, Müsafirin, 211)

Riyazus-Salihin 1435

وعَنْ أبي هُرَيْرَةَ، رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللهِ، صلى الله عليه وسلم، قالَ: يقُولُ الله تَعَالى: أَنا عِنْدَ ظَنِّ عبدي بي، وأَنا مَعَهُ إذا ذَكَرَني، فَإنْ ذَكَرَني في نَفْسِهِ، ذَكَرْتُهُ في نَفْسِي، وَإنْ ذَكَرَني في مَلإٍ، ذَكرتُهُ في مَلإٍ خَيْرٍ مِنْهُمْ.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir kudsi hadiste şöyle buyurmuşlardır: "Allah-u Teala şöyle buyuruyor: Ben kulumun beni düşündüğü gibiyim. Beni hatırlayıp zikrettiğinde onunla beraberim. O beni kendi başına hatırlar ve anarsa ben de onu aynı şekilde anarım. Şayet beni bir topluluk içinde hatırlar ve anarsa ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım." (Buhari, Tevhid, 15)

Riyazus-Salihin 1436

وعَنْهُ قال: قَالَ رَسُولُ اللهِ، صلى الله عليه وسلم: سَبَقَ المُفَرِّدُونَ قالوا: وَمَا المُفَرِّدُونَ يا رَسُولَ اللهِ؟ قالَ: الذَاكِرُونَ اللَّهَ كَثِيراً والذَّاكِرَاتُ.

Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Müferridler öne geçtiler" buyurdu. Bunun üzerine sahabiler, "Müferridler nasıl adamlardır?" diye sordular. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de, "Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlardır" buyurdu. (Müslim, Zikir, 4)

Riyazus-Salihin 1437

وعَنْ جابِر رضي الله عنه قالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم يقولُ: أَفْضَلُ الذِّكْرِ: لا إله إلا الله.

Cabir (Allah Ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken işittim dedi: "Zikrin en faziletlisi la ilahe illallahtır." (Tirmizi, Deavat, 9)

Riyazus-Salihin 1438

وعنْ عبدِ الله بنِ بُسْرٍ رضي الله عنه، أَنَّ رَجُلاً قالَ: يا رَسُولَ الله، إنَّ شَرَائعَ الإسْلامِ قَدْ كَثُرَتْ عَلَيَّ، فَأَخبِرْني بِشَيءٍ أَتَشَبَّثُ بهِ، قالَ: لا يَزالُ لِسَانُكَ رَطْباً مِنْ ذِكْرِ الله.

Abdullah ibni Büsr (Allah Ondan razı olsun) şöyle dedi: Bir adam Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a hitaben, "Ya Rasulallah, İslami hükümler çoğaldı, bana sıkıca sarılacağım bir şey söyle" dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de, "Dilin hep Allah'ı zikretsin" buyurdu. (Tirmizi, Deavat, 4)

Riyazus-Salihin 1439

وعَنْ جابِرٍ رضي الله عنه، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قالَ: مَنْ قالَ: سُبْحَانَ الله وَبِحَمْدِهِ، غُرِسَتْ لهُ نَخْلَةٌ في الجنَّةِ.

Cabir (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse bir sefer sübhanellahi ve bihamdihi = Ben Allah'ı kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak tanır ve onu eksiksiz övgüleriyle överek hamdederim derse, cennette onun için bir hurma ağacı dikilir." (Tirmizi, Deavat, 60)

Riyazus-Salihin 1440

وَعَنِ ابنِ مَسْعُودٍ، رضي الله عنه، قالَ: قالَ رسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لَقِيتُ إبراهيمَ عليه السلام لَيْلَةَ أُسرِيَ بِي، فقالَ: يا محمّدُ أَقْرِئ أُمَّتَكَ مِنِّي السَّلامَ، وَأَخْبِرْهُمْ أنَ الجَنَّةَ طَيِّبَةُ التُّرْبَةِ، عَذْبَةُ الماءِ، وأَنَّها قِيعَانٌ، وَأَنَّ غِراسَها: سُبْحانَ الله، والحمدُ للهِ، ولا إله إلاَّ الله، واللهُ أَكْبَرُ.

İbni Mesud (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "İsra gecesinde İbrahim (a.s.)’la karşılaştım. Bana şöyle söyledi: ‘Ya Muhammed, ümmetine benden selam söyle ve onlara şöyle haber ver: Cennetin toprağı çok güzeldir, suyu tatlıdır, arazisi geniş ve dümdüzdür. Oranın fidan ve ağaçları ise Sübhanellahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekberdir = Ben Allah'ı kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak tanır, her türlü eksiksiz övgülerin ona ait olduğunu bilir ve ona hamdeder, ondan başka ibadete layık gerçek ilahın olmadığını, ancak O'nun olduğunu bilir ve en büyük O'dur derim.’" (Tirmizi, Deavât 61)

Riyazus-Salihin 1441

وعنْ أبي الدَرْدَاءِ، رضي الله عنه، قالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: أَلا أُنبئُكُم بِخَيْرِ أَعْمَالِكُم، وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُم، وَأَرْفَعِهَا في دَرَجَاتِكُم، وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ إنْفَاقِ الذَّهَبِ والفِضَّةِ، وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُم، فَتَضرِبُوا أَعْنَاقَهُم، وَيضْرِبُوا أعْنَاقَكُم؟ قالوا: بَلَى، قالَ: ذِكْرُ اللهِ تَعَالى.

Ebu'd-Derda (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Size amellerin en hayırlısı, Allah katında sevap yönünden en çok ve en temiz olanı, derecelerinizi en fazla yükseltecek, sizin için altın ve gümüş infak etmekten daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp sizin onların boynuna vurmanızdan, onların da sizi şehid etmelerinden daha çok sevap getirecek bir işin ne olduğunu haber vereyim mi?" diye sordu. Ashab da, "Evet, söyle" dediler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) da, "Allah'ı her zaman ve her mekanda hatırlar şekilde bir hayat yaşamaktır" buyurdular. (Tirmizi, Deavat, 6)

Riyazus-Salihin 1442

وعن سَعْدِ بنِ أبي وَقَّاصٍ رضي الله عنه، أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم عَلى امْرَأَةٍ وَبَيْنَ يَدَيْهَا نَوًى - أَوْ حَصَى - تُسَبِّحُ بِهِ، فقالَ: أُخْبِرُكَ بمَا هُوَ أَيْسرُ عَلَيْكِ مِنْ هَذا - أَوْ أَفْضَلُ - فقالَ: سُبْحَانَ الله عَدَدَ مَا خَلَقَ في السّمَاءِ، وَسُبْحَانَ الله عَدَدَ ما خَلَقَ في الأرْضِ، وَسُبْحَانَ الله عَدَدَ مَا بَيْنَ ذلِكَ، وَسُبْحَانَ الله عَدَدَ ما هُوَ خَالِقٌ، والله أَكْبَر مِثْلَ ذلِكَ، وَالحَمْدُ للهِ مِثْلَ ذلِكَ، وَلا إله إلا الله مِثْلَ ذلِكَ، وَلاَ حَوْلَ وَلا قوَّةَ إلاَّ باللهِ مِثْلَ ذلِكَ.

Sa'd ibni Ebu Vakkas (Allah Ondan razı olsun)'ın aktardığına göre kendisi bir gün Rasûlullah'la beraber önündeki hurma çekirdekleri veya çakıl taşlarıyla tesbih çeken bir kadının yanına girdiler. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kadına, "Bundan daha kolayını veya daha faziletlisini sana haber vereyim mi?" diye sorduktan sonra şöyle buyurdu: "Subhanellahi adede ma haleka fi's-semai ve subhanellahi adede ma haleka filardi ve subhanellahi adede ma beyne zalike ve subhanellahi adede ma hüve halik = Allah'ı gökyüzündeki yarattıkları sayısınca kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak tanırım. Yine ben Allah'ı yeryüzündeki yarattıkları sayısınca kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak tanırım. Ve yine ben Allah'ı yerle gök arasındaki yarattıkları sayısınca kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak sayarım. Ve yine ben Allah'ı bundan sonra yaratacakları şeyler sayısınca kendisine yakışmayan sıfatlardan uzak kabul ederim de, ayrıca Allahu ekber, Elhamdulillah, la ilahe illallah ve la havle vela kuvvete illa billah zikirlerini de yukarıdaki ilaveleri yaparak söylersin." (Tirmizi, Deavat, 113)

Riyazus-Salihin 1443

وعَنْ أبي مُوسى رضي الله عنه قالَ: قالَ لي رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: ألا أَدُلُكَ عَلى كَنْزٍ مِنْ كُنُوزِ الجَنَّةِ؟ فقلت: بَلى يا رسولَ الله، قالَ: لا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إلاَّ بالله.

Ebu Musa (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana hitaben: "Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana kılavuzluk edeyim mi?" buyurdu. Ben de, "Evet ya Rasûlallah" dedim. Şöyle buyurdular: "La havle vela kuvvete illa billah = Her türlü güç ve kuvvet sadece Allah'ın yardımı iledir ve hepsi Allah'a aittir." (Buhari, Megazi, 38; Müslim, Zikir, 44)

Riyazus-Salihin 1444