HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ALÇAK GÖNÜLLÜ OLUP MÜ’MİNLERE KOL KANAT GERMEK

10 hadis

وعن عِيَاضِ بن حِمَارٍ رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله ﷺ: إِنَّ الله أَوْحَى إِلَيَّ أَنْ تَوَاضَعُوا حَتَّى لا يَفْخَرَ أَحَدٌ عَلى أَحَدٍ، وَلا يَبْغِيَ أَحَدٌ عَلى أَحَدٍ.

Iyaz ibni Hımar (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah bana, alçak gönüllü olun; hiç kimse kimseye karşı övünüp böbürlenmesin ve hiçbir kimse de kimseye karşı zulmedip aşırı gitmesin, diye vahyederek bildirdi.”

Riyazus-Salihin 602

وعَنْ أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله ﷺ قال: ما نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ، وَما زَادَ الله عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا، وَما تَوَاضَعَ أَحَدٌ لله إِلَّا رَفَعَهُ الله.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sadaka vermekle mal eksilmez. Allah, affeden kulunun değerini artırır. Allah, kendisine karşı alçak gönüllü olanları yükseltir ve yüceltir.”

Riyazus-Salihin 603

وعن أنس رضي الله عنه أنه مر على صبيان فسلم عليهم، وقال: كان النبي صلى الله عليه وسلم يفعله.

Enes (Allah ondan razı olsun) çocukların yanından geçerken onlara selam verdi ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de çocuklara böyle selam verirdi, dedi. (Buhari, İstizan 15; Müslim, Selam 1)

Riyazus-Salihin 604

وعنه قال: إن كانت الأمة من إماء أهل المدينة لتأخذ بيد النبي صلى الله عليه وسلم، فتنطلق به حيث شاءت.

Yine Enes (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Medineli bir kimsenin hizmetçisi olan bir cariye Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in elinden tutar ve onu istediği yere kadar götürür, işini gösterirdi. (Buhari, Edeb 61)

Riyazus-Salihin 605

وعن الأسود بن يزيد قال: سئلت عائشة رضي الله عنها: ما كان النبي صلى الله عليه وسلم يصنع في بيته؟ قالت: كان يكون في مهنة أهله، يعني: خدمة أهله، فإذا حضرت الصلاة، خرج إلى الصلاة.

Esved ibni Yezid şöyle demiştir: Hz. Aişe’ye Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) evinde ne yapardı diye soruldu da o da şu cevabı verdi: - Ailesinin işleri olan ev işleriyle uğraşırdı. Namaz vakti gelince de camiye çıkardı. (Buhari, Ezan 44)

Riyazus-Salihin 606

وعن أبي رِفَاعَةَ تَميمِ بن أُسَيدٍ رضي الله عنه قال: انتهَيْتُ إلى رسولِ الله صلى الله عليه وسلم وهو يَخْطُبُ، فقلتُ: يا رسولَ الله، رجُلٌ غَرِيبٌ جاءَ يَسْأَلُ عن دِينِهِ لا يَدرِي مَا دِينُهُ؟ فَأَقْبَلَ عَلَيَّ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم وتَرَكَ خُطْبَتَهُ حتى انتهى إليَّ، فَأُتِيَ بِكُرْسِيٍّ، فَقَعَدَ عَلَيهِ، وَجَعَلَ يُعَلِّمُني مِمَّا عَلَّمَه الله، ثم أَتَى خُطْبَتَهُ، فَأَتَمَّ آخِرَهَا.

Ebu Rifaa Temim ibni Üseyd (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Hutbede iken Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına geldim ve (kendimi kastederek): “Ya Rasulallah, dinini bilmeyen bir garip geldi, dinini sorup öğrenmek istiyor”, dedim. Rasulullah bana yöneldi, hutbeyi bırakıp yanıma geldi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bir sandalye getirdiler, üzerine oturdu ve Allah’ın kendisine öğrettiği şeylerden bana öğretmeye başladı. Sonra da hutbesine dönerek konuşmasını tamamladı. (Müslim, Cuma 60)

Riyazus-Salihin 607

وعن أنسٍ أن رسولَ الله صلى الله عليه وسلم كان إذا أكَلَ طَعَامًا لَعِقَ أصابعَهُ الثَّلاثَ، قال: وقال: إذا سَقَطَتْ لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ، فَلْيُمِطْ عَنْها الأذى، ولْيَأْكُلْها وَلا يَدَعْها للشيطان. وَأَمَرَ أَنْ تُسْلَتَ القَصْعَةُ، قال: فَإِنَّكُمْ لا تَدْرُونَ في أَيِّ طَعَامِكُمُ البَرَكَةُ.

Enes (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yemek yediği zaman üç parmağını yalardı. Şöyle buyurdu: “Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman ona bulaşan şeyi temizleyip lokmayı yesin, onu şeytana bırakmasın.” Tabağın iyice temizlenmesini emrederek: “Zira bereketin yemeğinizin hangi parçasında bulunduğunu bilemezsiniz”, buyurdu. (Müslim, Eşribe 136)

Riyazus-Salihin 608

وعن أبي هُريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: ما بَعَثَ الله نَبِيًّا إلا رَعَى الغَنَمَ. قال أصحابُه: وَأنتَ؟ فقال: نَعَمْ، كُنْتُ أَرْعَاهَا عَلى قَرَارِيطَ لأَهْلِ مَكَّةَ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah’ın gönderdiği her peygamber mutlaka koyun gütmüştür”, buyurdu. Bunun üzerine sahabileri: “Sen de mi güttün ya Rasulallah?” diye sordular. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Evet, Mekkelilerin koyunlarını birkaç kırat karşılığında güderdim”, buyurdu. (Buhari, İcara 2)

Riyazus-Salihin 609

وعنهُ، عن النبيِّ صلى الله عليه وسلم قال: لَو دُعِيْتُ إلى كُرَاعٍ أو ذِرَاعٍ لأَجَبْتُ، وَلَوْ أُهْدِيَ إليَّ ذِراعٌ أو كُراعٌ لَقَبلْتُ.

Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Eğer paça veya kürek kemiği eti yemeğine davet edilsem derhal giderim. Şayet bana paça veya kürek kemiği eti hediye edilse onu da hemen kabul ederim.” (Buhari, Hibe 2)

Riyazus-Salihin 610

وعن أنس رضي الله عنه قال: كانت نَاقَةُ رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم العَضْبَاءُ لاَ تُسْبَقُ، أَوْ لا تكَادُ تُسْبَقُ، فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ عَلى قَعُودٍ لَهُ، فَسَبَقَها فَشَقَّ ذلِكَ عَلى المُسْلِمِين حَتَّى عَرَفَهُ، فَقال: حَقٌّ عَلى الله أن لاَ يَرْتَفِعَ شَيْءٌ مِنَ الدُّنْيَا إلا وَضَعَهُ.

Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in devesi Adbâ yarışta birinciliği başkasına devretmezdi veya diğer develer onu geçmeye yaklaşamazlardı. Günün birinde devesiyle gelen bir bedevi Adbâ’yı geçti. Bu durum müslümanlara ağır geldi. Durumu anlayan Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Dünyada yükselen bir şeyi alçaltmak Allah’ın değişmez bir kanunudur.” (Buhari, Cihad 59)

Riyazus-Salihin 611