عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذا أكل أحدكم طعامًا فلا يمسح أصابعه حتى يلعقها أو يلعقها.
İbni Abbas (Allah onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz yemek yediğinde, parmaklarını kendisi yalamadıkça veya başkasına yalatmadıkça silmesin.” (Buhârî, Et‘ıme 52; Müslim, Eşribe 129)
Riyazus-Salihin 748
وعن كعب بن مالك رضي الله عنه قال: رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يأكل بثلاث أصابع، فإذا فرغ لعقها.
Ka‘b ibni Mâlik (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in üç parmağıyla yemek yediğini ve yemekten sonra da parmaklarını yaladığını gördüm. (Müslim, Eşribe 131)
Riyazus-Salihin 749
وعن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أمر بلعق الأصابع والصحفة، وقال: إنكم لا تدرون في أي طعامكم البركة.
Câbir ibni Abdullah (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) parmakları yalamayı ve tabağı temizlemeyi emrederek şöyle buyurdu: “Yemeğinizin neresinde bereket olduğunu bilmezsiniz.” (Müslim, Eşribe 130)
Riyazus-Salihin 750
وعنه أن رسولَ الله ﷺ قال: إذا وَقَعَت لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ، فَلْيَأخُذْهَا، فَلْيُمِطْ ما كان بها مِن أَذىً وَلْيَأْكُلْها، ولا يَدَعْها للشيطان، ولا يَمسَحْ يَدَهُ بالمِنْدِيلِ حتَّى يَلْعَقَ أصابعَه، فإنه لا يَدْرِي في أيِّ طعامِهِ البركةُ.
Cabir ibni Abdullah (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden birinizin yiyeceği yere düşerse onu alıp üzerine bulaşan şeyi sildikten sonra yesin, onu şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadan da elini bez veya peçeteye silmesin. Çünkü insan, yiyeceklerinin hangi parçasında bereket olduğunu bilemez.” (Müslim, Eşribe 136)
Riyazus-Salihin 751
وعن جابر رضي الله عنه أن رسولَ الله ﷺ قال: إن الشَّيْطَانَ يَحْضُرُ أَحَدَكُمْ عِندَ كُلِّ شَيْءٍ مِنْ شَأْنِهِ، حتى يَحْضُرَهُ عِندَ طَعَامِهِ، فَإذا سَقَطَتْ لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ فَلْيَأْخُذْهَا، فَلْيُمِطْ ما كان بها مِن أَذى، ثُمَّ لِيَأْكُلْهَا ولا يَدَعْهَا للشيطان، فإذا فَرَغَ فَلْيَلْعَقْ أصابعَهُ، فإنه لا يَدْرِي في أيِّ طَعَامِهِ البَرَكَةُ.
Yine Cabir (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki şeytan sizin her hâlinizde ve yaptığınız her işte, hatta yemek yerken bile yanınızda hazır olur. Birinizin yiyeceğinden bir parça yere düşerse onu alsın, üzerine bulaşan şeyleri temizlesin ve yesin, onu şeytana bırakmasın. Yemeğini bitirince parmaklarını yalasın, çünkü insan yemeğinin hangi parçasında bereket bulunduğunu bilemez.” (Müslim, Eşribe 133)
Riyazus-Salihin 752
وعن أنس رضي الله عنه قال: كان رسولُ الله ﷺ إذا أَكَلَ طَعَامًا لَعِقَ أَصَابِعَهُ الثَّلَاثَ، وقال: إذا سَقَطَتْ لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ فَلْيَأْخُذْهَا، وَلْيُمِطْ عنها الأَذَى، وَلْيَأْكُلْها، ولا يَدَعْهَا للشيطان، وَأَمَرَنَا أن نَسْلُتَ القَصْعَةَ، وقال: إنكم لا تَدْرُونَ في أيِّ طَعَامِكُمُ البَرَكَةُ.
Enes (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yemek yediğinde üç parmağını yalar ve şöyle buyururdu: “Herhangi birinizin yiyeceğinden bir parça yere düşerse onu alsın, üzerine yapışan şeyleri temizledikten sonra da yesin, onu şeytana bırakmasın.”
Yine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizlere yemek tabaklarının ve kaplarının tertemiz temizlenmesini emrederek: “Çünkü yemeğin hangi kısmında ve parçasında bereketin olduğunu bilemezsiniz”, derdi. (Müslim, Eşribe 136)
Riyazus-Salihin 753
وعن سعيد بن الحارث أنه سأل جابراً رضي الله عنه عن الوضوء مما مست النار، فقال: لا، قد كنا زمن النبي صلى الله عليه وسلم لا نجد مثل ذلك من الطعام إلا قليلاً، فإذا نحن وجدناه، لم يكن لنا مناديل إلا أكفنا وسواعدنا وأقدامنا، ثم نصلي ولا نتوضأ.
Said ibni Haris’in aktardığına göre, Cabir’e şöyle sormuştu: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest almak gerekir mi?” O da: “Hayır, gerekmez. Biz Peygamber zamanında ateşte pişen yemeği pek az bulurduk. Bulduğumuz zaman da elimizi silecek bez ve mendiller olmadığı için ellerimizi avuçlarımıza, kollarımıza ve ayaklarımıza siler, yemekten sonra abdest almaksızın namaz kılardık”, cevabını verdi. (Buhari, Et’ıme 53)
Riyazus-Salihin 754