عن عِمْرَانَ بن الحُصَيْنِ رَضِىَ اللهُ عَنْهُما قال: جاءَ رَجُل إلى النبيِّ ﷺ فقال: السَّلامُ عَلَيْكُمْ، فَرَدَّ عَلَيْهِ ثم جَلَسَ، فقال النبيُّ ﷺ: عَشْرٌ. ثم جَاءَ آخَرُ، فقال: السَّلامُ عَلَيكُم وَرَحْمَةُ الله، فَرَدَّ عليهِ فَجَلَسَ، فقال: عِشْرُونَ. ثم جَاءَ آَخَرُ، فقال: السَّلامُ عَلَيكُمْ وَرَحْمَةُ الله وَبَرَكَاتُهُ، فَرَدَّ عَلَيْهِ فَجَلَسَ، فقال: ثَلاَثُونَ.
İmran ibni Husayn (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bir adam geldi ve: “es-Selamü aleyküm” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onun selamına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da: “es-Selamü aleyküm ve rahmetullah” dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selamın aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam daha geldi ve: “es-Selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” dedi. Hz. Peygamber de o kişiye selamının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Rasûlullah: “Otuz sevap kazandı” buyurdular.
Riyazus-Salihin 851
وعن عائشة رَضِىَ اللهُ عَنْهَا قالتْ: قال لي رسولُ الله ﷺ: هذا جِبرِيلُ يَقرَأُ عَلَيْكِ السَّلامَ. قَالَتْ: قُلتُ: وَعَلَيْه السَّلامَ ورحْمَةُ الله وَبَرَكَاتُهُ.
Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Şu zat Cibril (a.s.)’dır. Sana selam ediyor” buyurdu. Ben de: “Ve aleyhisselam ve rahmetullahi ve berekatüh” dedim.
Riyazus-Salihin 852
وعن أنسٍ رضي الله عنه أن النبيَّ صلى الله عليه وسلم كانَ إذا تكلم بِكَلِمَةٍ أعَادَها ثلاثاً حَتى تُفهَمَ عنه، وَإذا أَتى عَلى قَوْمٍ فَسَلَّمَ عَلَيهِم سَلَّم عَلَيهِم ثَلاثاً.
Enes (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir söz söylediği zaman onunla ne kastettiği anlaşılsın diye sözünü üç defa tekrar ederdi. Bir topluluğun yanına geldiğinde de onlara üç defa selam verirdi. (Buhari, İlim 30)
Riyazus-Salihin 853
وعن المِقْدَادِ رضي الله عنه في حديثِهِ الطويل قال: كُنَّا نَرفَعُ للنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَصِيبَهُ مِنَ اللَّبَنِ، فَيَجِيءُ مِنَ اللَّيْلِ، فَيُسَلِّمُ تَسْلِيماً لا يُوقِظُ نَائماً، وَيُسْمعُ اليَقَظَانَ، فَجَاءَ النَّبيُّ صلى الله عليه وسلم فسَلَّمَ كما كانَ يُسلِّمُ.
Mikdad (Allah ondan razı olsun) uzun bir hadisinde şöyle demiştir: Biz Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in süt hissesini ayırıp kaldırırdık. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) geceleyin gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olanlara işittirecek şekilde selam verirdi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir gece geldi, yine her zamanki gibi selam verdi. (Müslim, Eşribe 174)
Riyazus-Salihin 854
وعن أَسْمَاءَ بِنتِ يزيد رَضِيَ اللهُ عَنْهَا أن رسولَ الله صلى الله عليه وسلم مَرَّ في المَسْجِد يَوماً، وَعُصبَةٌ مِنَ النِّسَاءِ قُعودٌ، فَأَلوى بِيَدهِ بِالتسْلِيمِ.
Esma binti Yezid (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) günün birinde mescide uğradı. Kadınlardan oluşan bir cemaat orada oturmaktaydı. Hz. Peygamber onlara eliyle işaret ederek selam verdi. (Tirmizi, İstizan 9)
Riyazus-Salihin 855
وعن أبي جُرَيّ الهُجَيْمِيّ رضي الله عنه قال: أَتَيْتُ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم، فَقُلْتُ: عَلَيْكَ السَّلامُ يا رسولَ الله. قالَ: لا تَقُلْ عَلَيْكَ السَّلامُ، فإنَّ عَلَيْكَ السَّلامُ تَحِيَّةُ المَوْتَى.
Ebu Cürey el-Hüceymî (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e geldim ve “Aleykesselâm yâ Resûlallah!” dedim. Peygamber Efendimiz: “Aleykesselâm deme; çünkü aleykesselâm ölülere verilen selâmdır.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Libâs 24; Tirmizî, İsti’zân 27)
Riyazus-Salihin 856