وَعَنْ أَبي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: قَالَ اللهُ تَعَالَى: أَنَا أَغْنَى الشُّرَكَاءِ عَنِ الشِّرْكِ، مَنْ عَمِلَ عَمَلاً أَشْرَكَ فِيهِ مَعِي غَيْرِي، تَرَكْتُهُ وَشِرْكَهُ.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim: Allahü Teâlâ buyurdu ki:
“Ben kendisine ortak koşulmaktan en uzak olanım. Kim işlediği bir amelde benden başkasını bana ortak koşarsa o kimseyi bana ortak koştuğu amel ile baş başa bırakır, amelini kabul etmeyip sevabından mahrum ederim veya o kimseyi, mükâfatını alabilirse alsın diye ortak koştuğu şeyle baş başa bırakırım.”
Riyazus-Salihin 1618
وَعَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: إِنَّ أَوَّلَ النَّاسِ يُقْضَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَيْهِ، رَجُلٌ اسْتُشْهِدَ، فَأُتِيَ بِهِ، فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ، فَعَرَفَهَا، قَالَ: فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟ قَالَ: قَاتَلْتُ فِيكَ حَتَّى اسْتُشْهِدْتُ، قَالَ: كَذَبْتَ، وَلَكِنَّكَ قَاتَلْتَ لِأَنْ يُقَالَ: جَرِيءٌ، فَقَدْ قِيلَ، ثُمَّ أُمِرَ بِهِ، فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ. وَرَجُلٌ تَعَلَّمَ الْعِلْمَ وَعَلَّمَهُ، وَقَرَأَ الْقُرْآنَ، فَأُتِيَ بِهِ، فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا. قَالَ: فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟ قَالَ: تَعَلَّمْتُ الْعِلْمَ وَعَلَّمْتُهُ، وَقَرَأْتُ فِيكَ الْقُرْآنَ، قَالَ: كَذَبْتَ، وَلَكِنَّكَ تَعَلَّمْتَ لِيُقَالَ: عَالِمٌ، وَقَرَأْتَ الْقُرْآنَ لِيُقَالَ: هُوَ قَارِئٌ، فَقَدْ قِيلَ، ثُمَّ أُمِرَ بِهِ، فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ، وَرَجُلٌ وَسَّعَ اللهُ عَلَيْهِ، وَأَعْطَاهُ مِنْ أَصْنَافِ الْمَالِ، فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ، فَعَرَفَهَا. قَالَ: فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟ قَالَ: مَا تَرَكْتُ مِنْ سَبِيلٍ تُحِبُّ أَنْ يُنْفَقَ فِيهَا إِلَّا أَنْفَقْتُ فِيهَا لَكَ. قَالَ: كَذَبْتَ، وَلَكِنَّكَ فَعَلْتَ لِيُقَالَ: هُوَ جَوَادٌ، فَقَدْ قِيلَ، ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ ثُمَّ أُلْقِيَ فِي النَّارِ.
Yine Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim, demiştir: Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi şehit düşmüş kimse olup Allah'ın huzuruna getirilir. Allah da ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve nail olduğu nimetleri itiraf eder. Allah:
- Peki bunca nimetlere karşı ne yaptın? buyurur.
- Ya Rab, senin yolunda savaştım ve şehit düştüm, deyince:
- Hayır, yalan söylüyorsun. Sen cesur desinler diye savaştın. Neticede bu söz de senin hakkında söylenmiştir.
Sonra bu kişi verilen emir üzerine yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılır.
Diğer bir adam ise ilim öğrenip öğretmiş, Kur’an okumuş bir kimse olup o da Allah'ın huzuruna getirilir. Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Allah:
- Peki bu nimetlere karşılık ne yaptın? buyurur.
- İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızan için Kur’an okudum, cevabını verir. Allah da buyurur ki:
- Yalan söyledin. Sen âlim desinler diye ilim öğrendin, ne güzel okuyor desinler diye Kur’an okudun. Zaten bu sözler de senin için söylenmiştir.
Sonra emredilir de yüzüstü cehenneme atılır.
Daha sonra Allah'ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kimse Allah'ın huzuruna getirilir. Allah verdiği nimetleri ona hatırlatır, o da onları itiraf eder. Bunun üzerine Allah:
- Peki ya sen bu nimetlere karşılık neler yaptın? buyurur.
- Senin rızanı kazanmak için sevdiğin yollarda harcadım, deyince Allah kendisine:
- Yalan söylüyorsun, hâlbuki sen bütün yaptıklarını “ne cömert adam” desinler diye infak ettin. Bu söz de senin hakkında gerçekten söylenmiştir, buyuracak ve arkasından Allah'ın emri üzerine bu kimse de yüzüstü cehenneme atılır. (Müslim, İmâre 152)
Riyazus-Salihin 1619
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا: أَنَّ نَاسًا قَالُوا لَهُ: إِنَّا نَدْخُلُ عَلَى سَلَاطِينِنَا فَنَقُولُ لَهُمْ بِخِلَافِ مَا نَتَكَلَّمُ إِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِهِمْ؟ قَالَ ابْنُ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا: كُنَّا نَعُدُّ هَذَا نِفَاقًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.
İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre birtakım insanlar kendisine gelip: “Biz idarecilerimizin yanına girince onlara karşı, dışarıda kendileri için konuştuklarımızın aksine övücü sözler söyleriz”, dediler. Bunun üzerine İbni Ömer: “Biz Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında bu durumu nifak, yani münafıklık sayardık” cevabını verdi. (Buhârî, Ahkâm 27)
Riyazus-Salihin 1620
وعنْ جُنْدُبِ بْنِ عَبْدِ الله بْنِ سُفْيَانَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: مَنْ سَمَّعَ سَمَّعَ الله بِهِ، وَمَنْ يُرَائِي يُرَائِي الله بِهِ.
Cündeb ibni Abdullah ibni Süfyan (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Kim yaptığı bir iyiliği şöhret elde etmek için insanlara duyurursa, Allah da onun gizlediği işlerini halka duyurur ve kim de yaptığını gösteriş için yaparsa Allah da onun gizli hâllerini kıyamet günü açığa çıkarır.” (Buhârî, Rikak 36; Müslim, Zühd 47)
Riyazus-Salihin 1621
وَعَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ تَعَلَّمَ عِلْماً مِمَّا يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ الله عَزَّ وَجَلَّ، لا يَتَعَلَّمُهُ إلاَّ لِيُصِيبَ بِهِ عَرَضاً مِنَ الدُّنْيَا، لَمْ يَجِدْ عَرْفَ الجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Aziz ve Celil olan Allah’ın rızasını kazanmaya yarayan bir ilmi sırf dünyalık elde etmek için öğrenirse, cennetin kokusunu bile duymaz.” (Ebu Davud, İlim 12)
Riyazus-Salihin 1622