عن أبي وائل شقيق بن سلمة، قال: كان ابن مسعود رضي الله عنه يذكرنا في كل خميس، فقال له رجل: يا أبا عبد الرحمن، لوددت أنك ذكرتنا كل يوم، فقال: أما إنه يمنعني من ذلك أني أكره أن أملكم، وإني أتخولكم بالموعظة كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتخولنا بها مخافة السآمة علينا.
Ebu Vail Şakık ibni Seleme (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: İbni Mes’ud (Allah ondan razı olsun) bize perşembe günleri va’z ederdi. Adamın biri ona:
- Ey Abdurrahman, bize her gün va’z etmeni istiyoruz, deyince İbni Mes’ud:
- Sizi usandırmamak için her gün va’z etmiyorum. Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bize usanç gelir endişesiyle ara ara va’z ettiği gibi ben de size vaazlarımı her gün değil de böylece haftada bir gün yapıyorum. (Buhari, İlim 11-12)
Riyazus-Salihin 699
وعن أبي اليَقْظَان عَمَّار بن يَاسر رضي الله عنه قال: سَمِعْتُ رَسولَ الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إنَّ طُولَ صَلاةِ الرَّجُلِ، وَقِصَرَ خُطْبَتِهِ، مَئِنَّةٌ مِنْ فِقْهِهِ، فَأَطِيلُوا الصَّلاةَ، وَأَقْصِرُوا الخُطْبَةَ».
Ebü’l-Yekzân Ammar ibni Yasir (Allah ondan razı olsun), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “Namazı uzatmak, hutbeyi kısaltmak kişinin dini iyi bilip anlayışlı olduğunu gösterir. O hâlde namazı uzunca kıldırıp hutbeyi kısa kesiniz.” (Müslim, Cuma 47)
Riyazus-Salihin 700
وعن مُعَاوِيةَ بن الحَكَم السُّلَمِيِّ رضي الله عنه قال: بَيْنَا أنا أُصَلِّي مَعَ رسولِ الله صلى الله عليه وسلم، إذ عَطَسَ رَجُلٌ مِنَ القَوْمِ، فَقُلْتُ: يَرْحَمُكَ الله، فَرَمَانِي القَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ، فَقُلْتُ: وَاثُكْلَ أُمِّيَاه! مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَيَّ؟ فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ، فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُصَمِّتُونَنِي لَكِنِّي سَكَتُّ. فَلَمَّا صَلَّى رسولُ الله صلى الله عليه وسلم، فَبِأَبِي هُوَ وَأُمِّي، مَا رَأَيْتُ مُعَلِّمًا قَبْلَهُ وَلَا بَعْدَهُ أَحْسَنَ تَعْلِيمًا مِنْهُ، فَوَاللهِ مَا كَهَرَنِي وَلَا ضَرَبَنِي وَلَا شَتَمَنِي. قال: «إِنَّ هَذِهِ الصَّلَاةَ لَا يَصْلُحُ فِيهَا شَيْءٌ مِنْ كَلَامِ النَّاسِ، إِنَّمَا هِيَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ»، أَوْ كَمَا قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم. قلتُ: يا رسولَ الله، إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ، وَقَدْ جَاءَ الله بِالْإِسْلَامِ، وَإِنَّ مِنَّا رِجَالًا يَأْتُونَ الْكُهَّانَ؟ قال: «فَلَا تَأْتِهِمْ». قلتُ: وَمِنَّا رِجَالٌ يَتَطَيَّرُونَ؟ قال: «ذَاكَ شَيْءٌ يَجِدُونَهُ فِي صُدُورِهِمْ، فَلَا يَصُدَّنَّهُمْ».
Muaviye ibni Hakem es-Sülemî (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’le birlikte namaz kılarken cemaatten biri aksırdı. Ben de hemen “Yerhamükellah” dedim. Cemaat bana ters ters bakmaya başlayınca:
“Vay, anası evlatsız kalasıcalar! Bana niçin öyle ters ters bakıyorsunuz?” deyince elleriyle uyluklarına vurmaya başladılar. Onların beni susturduklarını anlayınca sustum.
Anam babam Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e feda olsun. Ne ondan önce ne de ondan sonra kendisinden daha iyi bir öğretici görmedim. Beni ne azarladı, ne sövdü, ne de dövdü. Namazı kıldırıp bitirince de şöyle söyledi:
“Bu namazdır. Bunda dünya kelâmının yeri yoktur. Çünkü namazda Allah tesbih edilir, tekbir getirilir ve Kur’an okunur.” dedi veya buna benzer bir şey söyledi. Ben de:
“Yâ Rasûlallah! Ben cahiliyeden ayrılıp yeni Müslüman oldum. İçimizde falcılara gidenler var.” dedim. Bana:
“Sen falcılara, kâhinlere gitme.” buyurdu. Ben tekrar:
“Aramızda uğursuzluğa inanan adamlar var.” deyince de:
“Uğursuzluk kalpte uyanan bir duygudur. Bu duygu onları işlerinden alıkoymasın.” buyurdu. (Müslim, Mesâcid 33)
Riyazus-Salihin 701
وعن العِرْباضِ بن سَارية رضي الله عنه قال: وَعَظَنَا رسولُ الله صلى الله عليه وسلم مَوْعِظَةً وَجِلَتْ مِنْهَا القُلُوبُ، وَذَرَفَتْ مِنْهَا العُيُونُ، وَذَكَرَ الحَدِيثَ، وَقَدْ سَبَقَ بِكَمَالِهِ فِي بَابِ الأَمْرِ بِالمُحَافَظَةِ عَلَى السُّنَّةِ، وَذَكَرْنَا أَنَّ التِّرْمِذِيَّ قال: إِنَّهُ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ.
Ebu Necih İrbâz İbn-i Sâriye (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gözleri yaşartan, kalpleri ürperten çok tesirli bir konuşma yaptı.
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bu nasihat sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor. Bizlere tavsiyede bulununuz.” dedik. Bunun üzerine:
“Allah’tan korkmanızı, başınıza Habeşli simsiyah bir köle bile olsa onu dinleyip ona itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra içinizde hayatta kalanlar pek çok ihtilaf göreceklerdir. O zaman sizin yapacağınız, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn’in sünnetine sarılmaktır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bidatlerden şiddetle sakınınız. Çünkü her bidat bir sapıklıktır.” (Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Tirmizî, İlim 16)
Riyazus-Salihin 702