عنْ أبي زَيْدٍ ثابتِ بنِ الضحَّاكِ الأنصاريِّ رضي الله عنه، وهو مِن أهْلِ بَيْعَةِ الرِّضوانِ قال: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَن حَلَفَ عَلى يَمِينٍ بِمِلَّةٍ غَيْرِ الإسْلام كاذِباً مُتَعَمِّداً، فَهُوَ كَما قَالَ، وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَيْءٍ، عُذِّبَ بِهِ يَوْمَ القِيَامَةِ، وَلَيْسَ عَلى رَجُلٍ نَذْرٌ فِيما لاَ يَمْلِكُهُ، وَلَعْنُ المُؤْمِنِ كَقَتْلِهِ.
Rıdvan biatında bulunan sahabilerden Ebu Zeyd Sabit ibni'd-Dahhak el-Ensarî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayete göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
"Kim İslam'dan başka bir din adına bilerek yalan yere yemin ederse, o kişi dediği gibidir. Kim de kendini herhangi bir şeyle öldürürse kıyamet günü onunla azab olunur. Sahip olmadığı bir şeyi nezrederek adak yapanın adağı geçersizdir. Mü'mine lanet etmek onu öldürmek gibidir." (Buhari, Cenaiz, 84; Müslim, İman, 176)
Riyazus-Salihin 1553
وعنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قال: لا يَنْبَغِي لِصدِّيقٍ أَنْ يَكُونَ لَعَّاناً.
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "İşlerinde ve sözlerinde dosdoğru olan kimsenin lanetçi olması yakışmaz." (Müslim, Birr, 84)
Riyazus-Salihin 1554
وعنْ أبي الدَّرْدَاءِ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لا يَكُونُ اللَعَّانُونَ شُفَعَاءَ، وَلا شُهَدَاءَ يَوْمَ القِيَامَةِ.
Ebu'd-Derda (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Lanet edenler kıyamet günü ne şefaatçi, ne de şahit olurlar." (Müslim, Birr, 85)
Riyazus-Salihin 1555
وعَنْ سَمُرةَ بْنِ جُنْدُبٍ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لا تَلاعَنُوا بلَعْنَةِ الله، وَلا بِغَضَبِهِ، وَلا بِالنَّارِ.
Semure ibni Cündeb (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz diğerine Allah lanet etsin, Allah'ın gazabına uğra, cehennemde azab gör gibi beddualarla lanet etmeyiniz." (Ebu Davud, Edeb, 45)
Riyazus-Salihin 1556
وعن ابنِ مسعودٍ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: لَيْسَ المُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ، وَلا اللَّعَّانِ، وَلا الفَاحِشِ، وَلا البَذِيء.
İbni Mesud (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Olgun bir müslüman kimseyi ayıplayıp kötülemez, kimseyi lanetlemez, sözünde ve işinde sınırı aşıp hayasızlık etmez, kötü ve çirkin sözler sarfetmez." (Tirmizi, Birr, 48)
Riyazus-Salihin 1557
وعنْ أبي الدَّرْدَاءِ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ العَبْدَ إذا لَعَنَ شَيْئاً، صَعِدَتِ اللَّعْنَةُ إلى السَّمَاءِ، فَتُغْلَقُ أَبْوابُ السَّمَاءِ دُونَها، ثُمَّ تَهبِطُ إلى الأرْضِ، فَتُغلَقُ أَبْوابُها دُونَها، ثُمَّ تَأْخُذُ يَمِيناً وَشِمالاً، فَإذا لَمْ تَجِدْ مَسَاغاً رَجَعَتْ إلى الذي لُعِنَ، فَإنْ كانَ أَهْلاً لِذلِكَ، وَإلاَّ رَجَعَتْ إلى قائِلِها.
Ebu'd-Derda (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kul herhangi bir şeye lanet ettiğinde o lanet gökyüzüne çıkar, gökyüzünün kapıları ona kapanır, sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola başvurur, girecek yer bulamaz da lanet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lanete layık ise onda kalır, değilse lanet edene döner." (Ebu Davud, Edeb, 45)
Riyazus-Salihin 1558
وعنْ عِمْرَانَ بْنِ الحُصَيْنِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قالَ: بَيْنَمَا رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم في بَعْضِ أسْفَارِهِ، وَامْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ عَلى نَاقَةٍ، فَضَجِرَتْ، فَلَعَنَتْهَا، فَسَمِعَ ذلكَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم فقالَ: خُذُوا ما عَلَيها وَدَعُوها، فإنَّهَا مَلْعُونَةٌ. قالَ عِمرانُ: فَكَأَنِّي أَرَاهَا الآنَ تَمشي في النّاسِ ما يَعرِضُ لَها أَحَدٌ.
İmran ibni Husayn (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir yolculukta Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'la beraber bulunuyorduk. Devesinin üzerindeki Medineli bir hanım devesinin yürümemesinden sıkılarak ona lanet etti. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duyunca, "Üzerindekileri alın ve deveyi bırakın gitsin. Çünkü o deve lanetlenmiştir" buyurdu.
Hadisi bize aktaran İmran der ki: "O deve hâlâ gözümün önündedir. İnsanlar arasında gezinirdi de ona kimse ilişmezdi." (Müslim, Birr, 80)
Riyazus-Salihin 1559
وعن أبي بَرْزَةَ نَضْلَةَ بْنِ عُبَيْدٍ الأسْلَمِيِّ رضي الله عنه قَالَ: بَينَما جَارِيَةٌ عَلى نَاقَةٍ، عَلَيها بَعضُ مَتَاعِ القَوْمِ، إذْ بَصُرَتْ بالنَّبيِّ صلى الله عليه وسلم، وَتَضَايَقَ بِهمُ الجَبَلُ، فقالتْ: حَلْ، اللَّهُمَّ العَنْهَا. فقالَ النَّبي صلى الله عليه وسلم: لا تُصَاحِبْنا نَاقَةٌ عَلَيها لَعْنَةٌ.
Ebu Berze Nadle ibni Ubeyd el-Eslemî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Genç bir hanım, üzerinde Müslümanların birtakım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'i gördü. Tırmandıkları dağ onlara zorluk veriyordu. Genç hanım deveye: 'Hay Allah'ın lanetine uğrayasıca, yürü!' diye deveyi sürmeye çalıştı. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): 'Lanetlenen bir deve yanımızda bulunmasın, bize yoldaş olmasın' buyurdular." (Müslim, Birr, 82)
Riyazus-Salihin 1560