عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: آية المنافق ثلاث: إذا حدَّث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان. زاد في رواية لمسلم: وإن صام وصلى وزعم أنه مسلم.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107)
Müslim’in değişik bir rivayetinde: “Oruç tutsa, namaz kılsa ve Müslüman olduğunu iddia etse bile” buyurulmuştur. (Müslim, Îmân 109)
Riyazus-Salihin 689
وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: أربع من كنَّ فيه كان منافقًا خالصًا، ومن كانت فيه خصلة منهن كانت فيه خصلة من النفاق حتى يدعها: إذا اؤتمن خان، وإذا حدَّث كذب، وإذا عاهد غدر، وإذا خاصم فجر.
Abdullah ibni Amr ibni Âs (Allah onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Dört huy kimde bulunursa o kimse dört dörtlük münafık olur. Bir kimsede bu huylardan birisi bulunursa o huydan vazgeçinceye kadar münafıklık özelliklerinden birine sahip olmuş olur:
Kendisine bir şey emanet edilirse hıyanet eder,
konuşunca yalan söyler,
sözleşince ahdine ihanet eder,
düşmanlık ve kavga ederse aşırı gider.” (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 106)
Riyazus-Salihin 690
وعن جابرٍ رضي الله عنه قال: قال لي النبي صلى الله عليه وسلم: لَوْ قَدْ جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ قَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا. فَلَمْ يَجِئْ مَالُ الْبَحْرَيْنِ حَتَّى قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ أَمَرَ أَبُو بَكْرٍ رضي الله عنه فَنَادَى: مَنْ كَانَ لَهُ عِنْدَ رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ أَوْ دَيْنٌ فَلْيَأْتِنَا. فَأَتَيْتُهُ وَقُلْتُ لَهُ: إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِي كَذَا وَكَذَا، فَحَثَى لِي حَثْيَةً، فَعَدَدْتُهَا فَإِذَا هِيَ خَمْسُمِائَةٍ، فَقَالَ لِي: خُذْ مِثْلَيْهَا.
Cabir (Allah ondan razı olsun)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gün Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana, “Eğer Bahreyn’den zekât ve cizye malı gelirse sana şöyle şöyle doldurup veririm” demişti. Fakat Peygamberimiz vefat edene kadar Bahreyn’den mal gelmedi. Bahreyn’den mal geldiği zaman Ebû Bekir (Allah ondan razı olsun), “Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) birine borcu veya vaadi varsa bize gelsin” diye ilan etti. Bunun üzerine onun huzuruna vararak, “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle demişti” dedim. Ebû Bekir elini o mala daldırıp bana bir avuç nakit verdi. Onları saydım, tam beş yüz dirhem idi. Ebû Bekir (Allah ondan razı olsun) bana, “Bunun iki mislini daha al” dedi.
Riyazus-Salihin 691