HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

CEMAATLE NAMAZ KILANIN FAZİLETİ

7 hadis

عنِ ابنِ عُمَرَ رضيَ الله عنهمَا، أَنَّ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم قال: صَلاةُ الجَمَاعَةِ أفضَلُ مِنْ صَلاةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً.

İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhari, Ezan 30, Müslim, Mesacid 249)

Riyazus-Salihin 1064

وعن أبي هريرةَ رضي الله عنه قال: قالَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: صَلاةُ الرَّجُلِ في جَمَاعَةٍ تُضعَّفُ عَلى صَلاتِهِ في بَيْتِهِ وَفي سُوقِهِ خَمْساً وَعِشْرِينَ ضِعْفاً، وَذلِكَ أَنَّهُ إذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ خَرَجَ إلى المَسْجِدِ، لا يُخْرِجُه إلاَّ الصَّلاةُ، لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إلاَّ رُفِعَتْ لَه بهَا دَرَجَةٌ، وَحُطَّتْ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةٌ، فَإذا صَلَّى لَمْ تَزَلِ المَلائِكَة تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا دَامَ في مُصَلاَّه، ما لم يُحْدِثْ تقولُ: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ، اللَّهُمَّ ارحَمْهُ. وَلاَ يَزَالُ في صَلاةٍ مَا انْتَظَرَ الصَّلاةَ.

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha faziletlidir. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Adam güzelce abdest aldıktan sonra başka hiçbir amacı olmaksızın evden çıkıp camiye giderse, attığı her adım kendisini Allah katında bir derece yükseltirken günahlarından birini de eksiltir. Namazını kılınca, abdestini bozmaksızın namaz kıldığı yerde kaldığı sürece melekler ona: ‘Allah'ım, ona rahmetinle muamele et; ona acı.’ diyerek dua ederler. O kimse bir başka namaz vaktini beklediği sürece namazda imiş gibi sayılır.” (Buhari, Ezan 30, Müslim, Mesacid 272)

Riyazus-Salihin 1065

وعنهُ قالَ: أَتَى النبيَّ ﷺ رجُلٌ أَعمى، فقال: يا رسولَ الله، لَيْسَ لي قَائِدٌ يقُودُني إلى المَسْجِدِ، فَسَأَلَ رسولَ الله ﷺ أَنْ يُرَخِّصَ لَهُ فَيُصَلِّي في بَيْتِهِ، فَرَخَّصَ لَهُ، فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ فَقالَ لهُ: هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ بِالصَّلاةِ؟ قال: نَعَمْ، قال: فَأَجِبْ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e kör bir adam gelerek: “Ya Rasûlullah, beni mescide götürecek bir kimse yok” diyerek Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in kendisine evinde kılması için izin vermesini istedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona izin verdi. Adam arkasını dönüp gitmeye çalışırken Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu çağırdı ve: “Ezanı duyuyor musun?” diye sordu. Adam da “Evet” cevabını verince Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): “O hâlde davete icabet et ve cemaate gel” cevabını verdiler. (Müslim, Mesacid 255)

Riyazus-Salihin 1066

وعن عبدِ الله - وَقِيلَ: عَمْرو بْنِ قَيْسٍ المَعْرُوفِ بِابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ المُؤَذِّنِ رضي الله عنه أَنهُ قالَ: يا رسُولَ الله إنَّ المَدِينَةَ كَثِيرَةُ الهَوَامِّ والسِّبَاعِ. فقالَ رسُولُ الله ﷺ: تَسْمَعُ حَيَّ على الصَّلاةِ، حَيَّ عَلى الفَلاحِ، فَحَيَّهَلًا.

Kendisine Amr ibni Kays da denilen meşhur müezzin Abdullah ibni Ümmü Mektum (Allah ondan razı olsun): “Ya Rasûlullah, gerçekten Medine’nin zararlı haşeratı ve yırtıcı hayvanları çoktur. Bundan dolayı benim de kör olmam sebebiyle cemaate gelmeksizin evimde vakit namazımı kılabilir miyim?” diye izin isteyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Hayyealessalah ve hayyealelfelahı işitiyorsan mescide mutlaka gelmelisin” buyurdu. (Ebu Davut, Salat 42)

Riyazus-Salihin 1067

وعن أبي هريرةَ رضي الله عنه أَنَّ رسولَ الله ﷺ قالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَقَدْ هَمَمَتُ أَن آمُرَ بِحَطَبٍ فَيُحْتَطَبَ، ثمَّ آمُرَ بالصَلاةِ فَيُؤَذَّنَ لَها، ثمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيَؤُمَ النَّاسَ، ثمَّ أخَالِفَ إلى رِجَالٍ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بيوتَهمْ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki zaman zaman içimden şöyle geçiyor: Odun toplamayı emredeyim, odun toplansın; sonra namazı emredeyim, ezan okunsun; sonra bir kimseye emredeyim, insanlara imam olsun; sonra da varıp namaza gelmeyenlerin evlerini kendileri içindeyken yakayım.” (Buhari, Ahkam 52, Ezan 29; Müslim, Mesacid 251-254)

Riyazus-Salihin 1068

وعنِ ابنِ مَسْعودٍ رضي الله عنه قال: مَنْ سرَّهُ أَن يَلْقَى الله تعالى غداً مُسْلِماً، فَلْيُحَافِظْ عَلى هؤُلاءِ الصّلَوات، حَيْثُ يُنَادَى بهنَّ، فَإنَّ الله شَرَعَ لِنَبِيَكُمْ صلى الله عليه وسلم سُنَنَ الهُدى، وَإنَّهُنَّ مِن سُنَنِ الهُدى، وَلَو أَنَكُمْ صلَّيْتُم في بُيُوتكم كما يُصَلّي هذا المُتَخَلِّفُ في بَيتِهِ لَتَرَكتم سُنَّة نَبِيَكم، وَلَو تَرَكتُم سُنَّةَ نَبِيَكُم لَضَلَلْتُمْ، وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وما يَتَخَلَّفُ عَنها إلاَّ مُنافِقٌ مَعْلُومُ النِّفَاقِ، ولقَد كانَ الرَّجُلُ يُؤتى بِهِ، يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يقامَ في الصَّفِّ. وفي روايةٍ له قال: إنَّ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم عَلَّمَنَا سُنَنَ الهُدَى، وَإنَّ مِن سُنَنِ الهُدَى الصَّلاة في المَسجِدِ الَّذي يُؤَذَّنُ فيه.

İbni Mesud (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Her kimi Allah'ın huzuruna Müslüman olarak çıkmak sevindirecekse namazlarını ezan okunan yerde, yani camilerde ve mescidlerde kılmaya devam etsin. Şüphesiz ki Allah, peygamberiniz için hidayet yollarını açıklamıştır. Bu namazlar da hidayet yollarındandır. Şayet siz de cemaati terk edip namazı evinde kılan şu adam gibi namazları evlerinizde kılacak olursanız peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Eğer peygamberinizin sünnetini bırakırsanız sapıklığa düşersiniz. Benim gördüğüm kadarıyla cemaatten ancak münafıklığı belli olanlar geri kalırdı. Aramızda öyle kimseler olurdu ki kendi başına yürüyemeyecek durumda olan kişi iki kişinin arasında sallanarak namaza getirilir ve safa yerleştirilirdi. Müslim'den bir rivayete göre İbni Mesud şöyle demiştir: Şüphesiz ki Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize hidayet yollarını öğretmiştir. İçinde ezan okunan mescidlerde namaz kılmak da hidayet yollarındandır. (Müslim, Mesacid 256-257)

Riyazus-Salihin 1069

وعن أبي الدرداءِ رضي الله عنه قال: سَمعت رسولَ الله صلى الله عليه وسلم يقول: ما مِن ثَلاثَة في قَرْيَةٍ وَلا بَدْوٍ لا تُقَامُ فِيهِمُ الصَلاةُ إلاَّ قَدِ اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ. فَعَلَيْكُمْ بِالجَمَاعَةِ، فَإنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ مِنَ الغَنمِ القاصِيَةَ.

Ebu'd-Derda (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Rasûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Bir köyde veya ıssız bir yerde (çölde) üç kişi bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa şeytan onlara galip gelir ve üzerlerinde hâkimiyet kurar. O hâlde cemaatle namaz kılmaya devam edin. Çünkü kurt, sürüden ayrılan koyunu yer.” (Ebu Davut, Salat 46)

Riyazus-Salihin 1070