HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

YASAKLANAN VE TAVSİYE EDİLEN RENKLER VE ELBİSE TÜRLERİ

10 hadis

وعن ابن عباس رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «الْبَسُوا مِنْ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضَ، فَإِنَّهَا مِنْ خَيْرِ ثِيَابِكُمْ، وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ».

İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Beyaz elbiselerinizden giyiniz. Zira elbiselerin en güzel olanı beyaz olanlardır. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.” (Ebu Davut, Libas 13, Tirmizi, Cenaiz 18)

Riyazus-Salihin 779

وعن سمرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «الْبَسُوا الْبَيَاضَ، فَإِنَّهَا أَطْهَرُ وَأَطْيَبُ، وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ».

Semure (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Beyaz elbise giyiniz, çünkü beyaz daha temiz ve hoş görünümlüdür. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.” (Nesai, Cenaiz 38, Hakim, Müstedrek IV. 185)

Riyazus-Salihin 780

وعن البراءِ رضي الله عنه قال: كان رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم مَرْبُوعاً، وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ في حُلَّةٍ حَمْراءَ مَا رَأَيْتُ شَيْئاً قَطُّ أَحْسَنَ مِنْهُ.

Bera ibni Azib (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) orta boylu idi. Ben onu kırmızı bir elbise içinde gördüm. Hayatımda ondan daha güzel hiçbir şey görmedim.

Riyazus-Salihin 781

وعن أبي جُحَيْفَةَ وهْبِ بنِ عَبْدِ الله رضي الله عنه قال: رَأَيْتُ النبَّيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ وَهُوَ بِالأبْطَحِ في قُبَّةٍ لَهُ حَمْرَاءَ مِنْ أَدَمٍ، فَخَرَجَ بِلالٌ بِوَضوُئه، فَمِنْ نَاضِخٍ ونَائِلٍ، فَخَرَجَ النبيُّ صلى الله عليه وسلم وعَلَيْهِ حُلَّة حَمْراءُ، كأني أنظُرُ إلى بَيَاضِ سَاقَيْهِ، فَتَوَضَّأَ وَأَذَّنَ بِلالٌ، فَجَعَلْتُ أَتَتَبَّعُ فَاهُ هاهُنَا وهاهُنا، يقولُ يَمِيناً وشِمَالا: حَيَّ عَلى الصَّلاةِ، حَيَّ عَلى الفَلاَحِ، ثُمَّ رُكِزَتْ لَهُ عَنَزَةٌ، فَتَقَدَّمَ فَصَلَّى يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ الكَلْبُ والحِمَارُ لاَ يُمْنَعُ.

Ebu Cuheyfe Vehb ibni Abdullah (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i Mekke’de Ebtah denilen yerde, deriden yapılmış kırmızı çadırında gördüm. Bilal, elinde Rasûlullah’ın abdest aldığı kabı ile çadırdan çıktı. Sahabilerden bir kısmı o su ile vücudunu ıslatıyor, bazısı da avuçla alıyordu. O esnada Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) üzerinde kırmızı bir elbiseyle dışarı çıktı. Bembeyaz baldırları hâlâ gözümün önünde gibidir. Sonra abdest aldı. Bilal ezan okudu. Ben o sırada sağa sola dönmekte olan Bilal’in ağzını takip ediyordum. Hayye ale’s-salâh, hayye ale’l-felâh diyordu. Sonra Rasûlullah’ın önüne sütre olarak ucu sivri demirli bir asa dikildi. Peygamberimiz de öne geçip namaz kıldırdı. Sütrenin önünden köpek ve eşek geçiyordu da kimse onların geçişine mâni olmuyordu.

Riyazus-Salihin 782

وعن أبي رِمْثَةَ رِفاعَةَ التَّيْمِيِّ رضي الله عنه قال: رَأَيْتُ رسُولَ الله صلى الله عليه وسلم وعلَيْهِ ثوبان أَخْضَران.

Ebu Rimse Rıfaa et-Teymî (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i üzerinde iki yeşil elbise ile gördüm.

Riyazus-Salihin 783

وعن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم دخل يوم فتح مكة وعليه عمامة سوداء.

Cabir (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’nin fethedildiği gün başında siyah bir sarıkla Mekke’ye girdi. (Müslim, Hac 451)

Riyazus-Salihin 784

وعن أبي سعيد عمرو بن حريث رضي الله عنه قال: كأني أنظر إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم وعليه عمامة سوداء، قد أرخى طرفيها بين كتفيه. وفي رواية له: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم خطب الناس، وعليه عمامة سوداء.

Ebu Said Amr ibni Hureys (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) başında siyah bir sarık olup ucunu iki omuzu arasına uzatmıştı. O hâli hâlâ gözümün önünde gibidir. (Müslim, Hac 453) Müslim’in başka bir rivayeti şöyledir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) başında siyah bir sarık olduğu hâlde halka hutbe okudu. (Müslim, Hac 452)

Riyazus-Salihin 785

وعن عائشة رضي الله عنها قالت: كفن رسول الله صلى الله عليه وسلم في ثلاثة أثواب بيض سحولية من كرسف، ليس فيها قميص ولا عمامة.

Aişe’den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Sehuliyye beldesinde (Yemen) imal edilmiş üç parça beyaz pamuk beziyle kefenlendi. Bu üç parça içerisinde gömlek ve sarık yoktu. (Buhari, Cenaiz 19; Müslim, Cenaiz 45)

Riyazus-Salihin 786

وعنها قالت : خَرَجَ رسولُ الله ﷺ ذات غَدَاةٍ، وَعَلَيْهِ مِرْطٌ مُرَحَّلٌ مِنْ شَعْرٍ أَسْوَد.

Yine Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir sabah, üzerinde deve semerlerinin resimleri bulunan siyah kıldan dokunmuş desenli bir elbise olduğu halde evden dışarı çıktı. (Müslim, Libas 36)

Riyazus-Salihin 787

وعن المُغِيرةِ بن شُعْبةَ رضي الله عنه قال : كنتُ مع رسول الله ﷺ ذات ليلَةٍ في مسيرٍ، فقال لي: أَمَعَكَ مَاءُ؟ قلت: نَعَمْ، فَنَزَلَ عن راحِلَتِهِ فَمَشَى حتى تَوَارَى في سَوادِ اللَّيْلِ، ثم جاءَ، فَأَفْرَغْتُ علَيْهِ مِنَ الإداوَةِ، فَغَسَلَ وَجْهَه وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ مِنْ صُوفٍ، فلم يَسْتَطعْ أن يُخْرِجَ ذِرَاعَيْهِ منها حتَّى أخْرَجَهُمَا مِنْ أَسْفَلِ الجُبَّةِ، فَغَسَلَ ذِرَاعَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِه، ثمّ أَهْوَيْتُ لأنزَعَ خُفَيْهِ فقال : دَعْهُمَا فَإني أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ. ومَسَحَ عَلَيْهِمَا. وفي روايةٍ : وعَلَيْهِ جُبَّةٌ شامِيَّةٌ ضَيِّقَةُ الْكُمَّيْنِ. وفي روايةٍ : أن هذِه الْقَضِيَّةَ كانت في غَزْوَةِ تَبُوكَ.

Muğire ibni Şube (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber yolculukta idim. Bana: “Yanında su var mı?” dedi. Ben, “Evet” diye cevap verdim. Bunun üzerine deveden indi, yürüdü ve karanlıkta kayboldu. Sonra geldi, ben tulumdan üzerine su döktüm, yüzünü yıkadı. Üzerinde yünden yapılmış bir cübbe vardı. Kollarını cübbenin yeninden çıkaramadı da cübbenin altından çıkarıp iki kolunu yıkadı, başına meshetti. Ben mestlerini çıkarmak için elimi uzattım. “Onları bırak, ben mestlerimi abdestli iken giydim” buyurdu ve üzerlerine meshetti. (Buhari, Salat 7; Müslim, Taharet 77) Değişik bir rivayette: “Üzerinde yenleri dar bir Şam cübbesi vardı” şeklindedir. (Nesai, Taharet 66) Bir başka rivayette ise: “Bu olay Tebük Gazvesi'nde idi” denilmiştir. (Nesai, Taharet 63)

Riyazus-Salihin 788