HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

İFTAR ETMEKTE ACELE ETMEK

7 hadis

عَنْ سَهْلِ بنِ سَعْدٍ، رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم، قَالَ: لاَ يَزَالُ الناسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الفِطْرَ.

Sehl ibni Sa’d (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İnsanların iftar etmekte acele etmeleri kendileri için daima hayırlıdır.” (Buhari, Savm, 45; Müslim, Sıyam, 48)

Riyazus-Salihin 1234

وَعَنْ أَبي عَطِيَّةَ قَالَ: دخَلتُ أنا ومسْرُوقٌ على عائشَةَ رَضِيَ الله عَنْها، فَقَالَ لَها مَسْرُوق: رَجُلانِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم، كِلاهُمَا لا يَأْلُو عَنِ الخَيْرِ: أَحَدُهُمَا يعَجِّلُ المَغْرِبَ وَالإفْطَارَ، والآخَرُ يُؤَخِّرُ المغْرِبَ وَالإفْطَارَ؟ فَقَالَتْ: مَنْ يُعَجِّلُ المَغْرِبَ وَالإفْطَارَ؟ قالَ: عَبْدُ الله -يَعني ابنَ مَسْعودٍ- فَقَالَتْ: هكَذَا كانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ.

Ebu Atıyye dedi ki: “Bir gün Mesruk ile birlikte Hz. Aişe’nin yanına girdik. Mesruk Hz. Aişe’ye: ‘Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabından iki kişi var ki hiçbir zaman hayırdan geri kalmazlar. Ancak bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem de iftarı geciktiriyor’ dedi. Bunun üzerine Hz. Aişe: ‘Akşam namazını ve iftarı yapmakta acele eden kimdir?’ diye sordu. Mesruk da: ‘Abdullah ibni Mes’ud’dur’ cevabını verdi. Bunun üzerine Aişe anamız: ‘Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) da öyle yapardı’ dedi.” (Müslim, Sıyam, 49)

Riyazus-Salihin 1235

وَعَنْ أَبي هُريرَةَ رضي الله عنه قالَ: قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: قالَ الله عز وَجَلَّ: أَحَبُّ عِبَادِي إليَّ أَعْجَلُهُمْ فِطْراً.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki: “Allah azze ve celle şöyle buyurdu: ‘Kullarımın bana en sevgili olanı iftar etmekte acele edendir.’” (Tirmizi, Savm, 13)

Riyazus-Salihin 1236

وَعَنْ عُمَرَ بنِ الخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قالَ: قالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَقْبَلَ اللَّيْلُ مِنْ هاهُنَا، وَأَدْبَرَ النَّهَارُ مِنْ هاهُنَا، وَغَرَبَتِ الشَّمْسُ، فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ.

Ömer ibnu’l-Hattab (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gece şu taraftan (doğudan) gelmeye başlayıp gündüz de (batıdan) kaybolup güneş battı mı oruçlu orucunu açar.” (Buhari, Savm, 43; Müslim, Sıyam, 51)

Riyazus-Salihin 1237

وَعَنْ أَبي إبراهيمَ عبدِ الله بنِ أبي أَوْفى رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، قالَ: سِرْنَا مَعَ رسولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ صَائِمٌ، فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ قالَ لِبَعْضِ الْقَوْمِ: يَا فُلَانُ، انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا. قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، لَوْ أَمْسَيْتَ. قالَ: انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا. قالَ: إِنَّ عَلَيْكَ نَهَارًا. قالَ: انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا. قَالَ: فَنَزَلَ فَجَدَحَ لَهُمْ، فَشَرِبَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قالَ: إِذَا رَأَيْتُمُ اللَّيْلَ أَقْبَلَ مِنْ هاهُنَا فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ. وَأَشَارَ بِيَدِهِ قِبَلَ الْمَشْرِقِ.

Ebu İbrahim Abdullah ibni Ebu Evfa (Allah onlardan razı olsun) dedi ki: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber bir seferde bulunduk. O oruçlu idi. Güneş batınca oradakilerden birine: ‘Ey falan! Haydi binitinden inerek kavrulmuş unu su ile karıştırıp bize içecek hazırla’ buyurdu. O adam: ‘Ey Allah’ın Rasûlü, biraz daha ortalığın kararmasını bekleseniz daha iyi olmaz mı?’ deyince Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘İn de bize içecek hazırlayıver’ buyurdu. Adam yine: ‘Hâlâ gündüzün izleri var’ dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz yine: ‘İn ve bize içecek hazırla’ emrini tekrarladı. Bunun üzerine adam binitinden indi, onlar için istenilen içeceği hazırladı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu hazırlanan içecekten içtikten sonra eliyle doğu tarafına işaret ederek şöyle buyurdu: ‘Gecenin şu doğu tarafından gelmekte olduğunu gördüğünüz zaman oruçlunun iftar vakti gelmiş demektir.’” (Buhari, Savm, 33; Müslim, Sıyam, 52)

Riyazus-Salihin 1238

وَعَنْ سَلْمَانَ بنِ عَامِرٍ الضَّبِّيِّ الصَّحَابِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِذَا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرٍ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى مَاءٍ، فَإِنَّهُ طَهُورٌ.

Sahabeden Selman ibni Âmir ed-Dabbî (Allah ondan razı olsun)’dan bize aktarıldığına göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Biriniz iftar etmek istediği zaman orucunu hurma ile açsın. Hurma bulamazsa su ile iftar etsin; zira su temizdir ve temizleyicidir.” (Ebu Davut, Savm, 21; Tirmizi, Zekât, 26)

Riyazus-Salihin 1239

وَعَنْ أَنسٍ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يُفْطِرُ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ عَلى رُطَبَاتٍ، فَإنْ لَمْ تكُنْ رُطَبَاتٌ فَتُمَيْراتٌ، فَإنْ لَمْ تكُنْ تُمَيْرَاتٌ حَسَا حَسَوَاتٍ مِنْ مَاءٍ.

Enes (Allah Ondan razı olsun) der ki: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namazını kılmazdan evvel birkaç tane taze hurma ile iftar ederdi. Taze hurma bulamazsa birkaç kuru hurmacıkla iftar ederdi. Şayet kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su içiverirdi.”

Riyazus-Salihin 1240