HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ŞÜKREDEN ZENGİNİN FAZİLETİ

3 hadis

وعن عبدِ الله بن مسعودٍ رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: لاَ حَسَدَ إلا فِي اثْنَتَينِ: رَجُلٌ آتاهُ الله مَالًا فَسَلَّطَهُ عَلى هَلَكَتِهِ في الحَقِّ، وَرَجُلٌ آتاهُ الله حِكْمَةً فَهُو يَقضِي بِها ويُعَلِّمُهَا.

İbni Mes’ud (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yalnızca şu iki kimseye imrenilebilir, onlar gibi olmak istenebilir: Biri Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcamayı becerip başarabilen kimse, ikincisi kendisine ilim ve hikmet verilip onunla hükmeden ve onu öğreten kimse.”

Riyazus-Salihin 571

وعن ابْنِ عُمَر رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: لا حَسَدَ إلا في اثْنَتَيْنِ: رجُلٌ آتاهُ الله القرآن، فهو يَقُومُ بِهِ آناءَ اللَّيلِ وآناءَ النَّهَارِ، وَرَجُلٌ آتاهُ الله مالًا فهوَ يُنْفِقُهُ آناءَ اللَّيْلِ وآناءَ النَّهَارِ.

İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yalnız şu iki kimseye imrenilir ve onlar gibi olmak istenebilir: Biri Allah’ın kendisine verdiği Kur’an ile gece ve gündüz meşgul olan kimse, diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı gece gündüz harcayan kimse.”

Riyazus-Salihin 572

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن فُقَرَاءَ المُهَاجرينَ أتَوْا رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم، فَقالوا: ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بالدَّرَجاتِ العُلَى، والنَّعِيمِ المُقِيمِ، فَقال: وَمَا ذَاكَ؟ فقالوا: يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، ويَصُومُونَ كما نَصُومُ، وَيَتَصَدَّقُونَ ولا نتصَدَّقُ، ويَعتِقُونَ ولا نَعتِقُ، فقال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: أَفَلا أُعَلِّمُكُمْ شَيْئًا تُدرِكونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ، وتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ، وَلاَ يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلُ مِنكُمْ إلا مَنْ صَنَعَ مِثْلَ ما صَنَعْتُمْ؟ قالوا: بَلَى يا رسولَ الله، قال: تُسَبِّحُونَ، وتَحْمَدُونَ وتُكَبِّرُونَ، دُبُرَ كُلَ صَلاةٍ ثلاثًا وثَلاثينَ مَرَّةً. فرَجَعَ فُقَرَاءُ المُهَاجرينَ إلى رسولِ الله صلى الله عليه وسلم، فَقالوا: سمعَ إخْوَانُنَا أَهْلُ الأموال بِمَا فَعَلْنَا فَفَعَلُوا مِثْلَهُ. فَقال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: ذلِكَ فَضْلُ الله يُؤْتِيهِ مَن يَشَاءُ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Muhacirlerin fakirleri bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelerek: Varlık sahibi Müslümanlar cennetin yüksek derecelerini ve ebedî nimetlerini kazandılar gittiler, dediler. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Hayrola, onlar ne yaptılar ki? diye sordu. Fakir muhacirler de: “Bizim kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar; üstelik onlar sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz; onlar köleleri hürriyetlerine kavuşturuyorlar, biz bunu da yapamıyoruz.” dediler. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Size bir şey öğreteyim ki bu sayede sizden önde gidenlere yetişirsiniz, hatta onları geçersiniz. Sizden sonra sizin yaptıklarınız gibi yapmadıkça kimse sizden üstün olamaz.” buyurdu. Onlar da: “Evet, söyle ya Rasulallah.” dediler. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurdu: “Her farz namazın arkasında 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahüekber dersiniz.” Birkaç gün sonra fakir muhacirler tekrar Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Zengin kardeşlerimiz de bizim yaptığımız tesbihleri duymuşlar, aynısını onlar da yapıyorlar.” deyince Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu, Allah’ın bir lütfudur. Allah lütfunu dilediğine verir.”

Riyazus-Salihin 573