عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَنْ أَكْرَمُ النَّاسِ؟ قَالَ: أَتْقَاهُمْ. فَقَالُوا: لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلُكَ. قَالَ: فَيُوسُفُ نَبِيُّ اللَّهِ ابْنُ نَبِيِّ اللَّهِ ابْنِ نَبِيِّ اللَّهِ ابْنِ خَلِيلِ اللَّهِ. قَالُوا: لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلُكَ. قَالَ: فَعَنْ مَعَادِنِ الْعَرَبِ تَسْأَلُونِي؟ خِيَارُهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ خِيَارُهُمْ فِي الْإِسْلَامِ إِذَا فَقُهُوا.
Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bazı insanlar Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e: Ey Allah’ın Rasûl’ü insanların hayırlısı ve değerlisi kimdir? dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): “Allahtan daima korkan (yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışan)lardır” buyurdu. Ey Allah’ın Rasûl’ü biz bunu sormuyoruz dediler. “O halde Allah’ın dostu İbrahim’in oğlu Allah’ın nebisi İshâk’ın oğlu Allah’ın nebisi Yâkub’un oğlu Allah’ın nebisi Yûsuf’tur” buyurdu. Ey Allah’ın Rasûl’ü biz bunu da sormuyoruz dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “O halde siz benden arap kabilelerini soruyorsunuz. Bilin ki cahiliyye döneminde hayırlı ve şerefli olanlar İslâm’ı iyi anlayıp yaşarlarsa İslâm döneminde de hayırlıdırlar” buyurdu. (Buhârî, Enbiyâ 8; Müslim, Fedâil 168).
Riyazus-Salihin 69
عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ، وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا، فَيَنْظُرُ كَيْفَ تَعْمَلُونَ، فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ، فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ.
Ebû Saîd el-Hudrî (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünya tatlı, manzarası yeşil, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu başkalarından alıp size verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakınınız. Çünkü İsrailoğullarının içine düştükleri ilk fitne kadınlar yüzündendir.”
Riyazus-Salihin 70
عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ، وَالْغِنَى.
İbn Mes’ûd (Allah ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dua ederdi: “Allah’ım, senden hidayet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”
Riyazus-Salihin 71
عَنْ أَبِي طَرِيفٍ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ الطَّائِيِّ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ، ثُمَّ رَأَى أَتْقَى لِلَّهِ مِنْهَا، فَلْيَأْتِ التَّقْوَى.
Ebû Tarîf Adiyy ibn Hâtim et-Tâî (Allah ondan razı olsun) der ki: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: “Bir kimse bir şeyi yapmak veya bırakmak üzere yemin eder, sonra da onun zıddını Allah’ın rızasına daha uygun görürse, o kimse yeminini bozarak takvâya uygun olanı yapsın.”
Riyazus-Salihin 72
عَنْ أَبِي أُمَامَةَ صُدَيِّ بْنِ عَجْلَانَ الْبَاهِلِيِّ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ فَقَالَ: اتَّقُوا اللَّهَ، وَصَلُّوا خَمْسَكُمْ، وَصُومُوا شَهْرَكُمْ، وَأَدُّوا زَكَاةَ أَمْوَالِكُمْ، وَأَطِيعُوا أُمَرَاءَكُمْ، تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّكُمْ.
Ebû Ümâme Sudayy ibn Aclân el-Bâhilî (Allah ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i veda hutbesinde şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: “Ey insanlar, Allah’tan korkunuz (ona karşı sorumluluk bilincinde olunuz, yolunuzu O’nun kitabıyla bulmaya çalışınız), beş vakit namaza devamlı ve duyarlı olunuz, ramazan orucunu tutunuz, mallarınızın zekâtını veriniz, sizden olan Müslüman yöneticilere itaat ediniz ki doğruca cennete giresiniz.” (Tirmizî, Cum’a 80)
Riyazus-Salihin 73