عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ ﷺ يَقُولُ: «مَنْ سَمِعَ رَجُلًا يَنْشُدُ ضَالَّةً فِي الْمَسْجِدِ فَلْيَقُلْ: لَا رَدَّهَا اللهُ عَلَيْكَ؛ فَإِنَّ الْمَسَاجِدَ لَمْ تُبْنَ لِهَذَا».
Ebû Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Kim mescidde yitiğini arayan bir kimseyi işitirse, ‘Allah onu sana geri vermesin’ desin. Zira mescidler bu maksat için yapılmamıştır.” (Müslim, Mesâcid, 79)
Riyazus-Salihin 1698
وَعَنْهُ، أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ: إذا رَأَيْتُمْ مَنْ يَبِيعُ أَوْ يَبْتَاعُ في المَسْجِدِ، فَقُولُوا: لا أَرْبَحَ الله تِجَارَتَكَ، وَإذا رَأَيْتُمْ مَنْ يَنْشُدُ ضَالَّةً فَقُولُوا: لا رَدَّهَا الله عَلَيْكَ.
Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Mescidde alışveriş eden kimseyi gördüğünüzde “Allah ticaretinizde kazanç sağlamasın” deyiniz. Mescidde yitik soruşturanı gördüğünüzde de “Allah sana aradığını buldurmasın” deyiniz.” (Tirmizi, Büyu, 75)
Riyazus-Salihin 1699
وَعَنْ بُرَيْدَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَجُلاً نَشَدَ في المَسْجِدِ فَقَالَ: مَنْ دَعَا إلى الجَمَلِ الأحْمَرِ؟ فَقَالَ رَسُولُ الله ﷺ: لا وَجَدْتَ، إنَّمَا بُنِيَتِ المَسَاجِدُ لِمَا بُنِيَتْ لَهُ.
Büreyde (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam mescidde yitiğini soruşturuyor ve “Benim kırmızı devemi gören var mı?” diye soruyordu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem):
“Bulamaz ol. Mescidler ancak namaz kılmak, Allah'ı anmak ve ilim öğrenmek için kullanılacak yerlerdir.” buyurdu. (Müslim, Mesacid, 80-81)
Riyazus-Salihin 1700
وَعَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ نَهَى عَنِ الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ في المَسْجِدِ، وَأَنْ تُنْشَدَ فِيهِ ضَالَّةٌ، أوْ يُنْشَدَ فيهِ شِعْرٌ.
Amr ibni Şuayb'ın babası aracılığı ile dedesinden aktardığına göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mescidde alışveriş yapmaktan, yitik soruşturmaktan ve şiir okumaktan insanları menetmiştir. (Ebu Davut, Salat, 214; Tirmizi, Büyu, 75)
Riyazus-Salihin 1701
وَعَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ الصَّحَابِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: كُنْتُ فِي الْمَسْجِدِ فَحَصَبَنِي رَجُلٌ، فَنَظَرْتُ فَإِذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، فَقَالَ: اذْهَبْ فَائْتِنِي بِهَذَيْنِ، فَجِئْتُهُ بِهِمَا، فَقَالَ: مِنْ أَيْنَ أَنْتُمَا؟ فَقَالَا: مِنْ أَهْلِ الطَّائِفِ، فَقَالَ: لَوْ كُنْتُمَا مِنْ أَهْلِ الْبَلَدِ لَأَوْجَعْتُكُمَا، تَرْفَعَانِ أَصْوَاتَكُمَا فِي مَسْجِدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.
Ashabdan es-Saib ibni Yezid (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gün mescidde bulunuyordum. Derken bir adam bana bir çakıl taşı attı. Baktım, Ömer ibni'l-Hattab (Allah ondan razı olsun). Bana, “Git, şu iki kişiyi bana getir” dedi. Gidip adamları getirdim. Onlara, “Nerelisiniz?” diye sordu. “Taifliyiz” dediler. Bunun üzerine, “Eğer siz Medineli olsaydınız, her ikinizin de canını yakardım. Resûlullah'ın mescidinde seslerinizi yükseltiyorsunuz” buyurdu. (Buhari, Salat, 83)
Riyazus-Salihin 1702