HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

YOLCULUKTA YÜRÜMEK VE KONAKLAMAK

7 hadis

عن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: إِذَا سَافَرْتُمْ فِي الخِصْبِ فَأَعْطُوا الإِبِلَ حَظَّهَا مِنَ الأَرْضِ، وَإِذَا سَافَرْتُمْ فِي الجَدْبِ فَأَسْرِعُوا عَلَيْهَا السَّيْرَ، وَبَادِرُوا بِهَا نِقْيَهَا، وَإِذَا عَرَّسْتُمْ فَاجْتَنِبُوا الطَّرِيقَ، فَإِنَّهَا طُرُقُ الدَّوَابِّ وَمَأْوَى الهَوَامِّ بِاللَّيْلِ.

Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Otu bol olan yerlerde yolculuk yaptığınız zaman, otlardan istifade etmeleri için hayvanlarınıza da imkân verin. Kurak zamanlarda ve bölgelerde yola çıkmışsanız hayvanlarınızı, gideceği yere çabucak varmaları için hızlıca sürün. Gece yatmak için mola verecek olursanız yoldan ayrılıp bir kenara çekilip istirahatinizi yapın; zira yol üzeri geceleyin hayvanların güzergâhı ve haşeratın sığınağıdır.”

Riyazus-Salihin 962

وعن أبي قَتَادَةَ رضي الله عنه، قَالَ: كانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم إِذَا كانَ فِي سَفَرٍ، فَعَرَّسَ بِلَيْلٍ اضْطَجَعَ عَلَى يَمِينِهِ، وَإِذَا عَرَّسَ قُبَيْلَ الصُّبْحِ نَصَبَ ذِرَاعَهُ، وَوَضَعَ رَأْسَهُ عَلَى كَفِّهِ.

Ebu Katade (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) yolculuğa çıkar da geceleyin konaklayacak olursa sağ yanının üzerine yatardı. Sabaha karşı mola verirse sağ dirseğini diker, başını avucunun içine koyardı.

Riyazus-Salihin 963

عن أنسٍ رضي الله عنه، قَالَ: قَالَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: عَلَيْكُمْ بِالدُّلْجَةِ، فَإنَّ الأرْضَ تُطْوَى بِاللَّيْلِ.

Enes (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Geceleyin yolculuk yapmaya bakınız. Çünkü gece yolculuğunda rahatça yol alınır, yol kısaymış gibi gelir.” (Ebu Davud, Cihad 57)

Riyazus-Salihin 964

وعن أبي ثَعْلَبةَ الخُشَنِيِّ رضي الله عنه قالَ: كانَ النَّاسُ إذا نَزَلُوا مَنْزِلاً تَفَرَقُوا في الشِّعَابِ وَالأَوْدِيَةِ. فقالَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ تَفَرُقَكُمْ في هَذِهِ الشِّعَابِ وَالأَوْدِيَةِ إنَّمَا ذلِكُمْ مِنَ الشَّيْطَانِ. فَلَمْ يَنْزِلُوا بَعْدَ ذَلكَ مَنْزِلاً إلاَّ انْضَمَّ بَعْضُهُمْ إلى بَعْضٍ.

Ebu Sa’lebe el-Huşenî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sahabiler bir yerde konakladılar mı dere boylarına ve dağ yollarına dağılırlardı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Sizin bu şekilde dağ yollarına ve dere boylarına dağılmanız şeytanın vesvese ve aldatmasındandır” buyurdu. O günden sonra sahabiler konakladıkları yerlerde birbirlerinden hiç ayrılmadılar. (Ebu Davud, Cihad 88)

Riyazus-Salihin 965

وعَنْ سَهْلِ بنِ عمرو، وَقيل: سَهْلِ بنِ الرَّبِيعِ بنِ عَمْرو الأنصَارِيِّ المَعْرُوفِ بابنِ الحَنْظَلِيّةِ، وَهُوَ مِنْ أَهْلِ بَيْعَةِ الرِّضْوَانِ رضي الله عنه، قالَ: مرَّ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم بِبَعِيرٍ قَدْ لَحِقَ ظَهْرُهُ بِبَطْنِهِ، فقال: اتَّقُوا الله في هذه البَهائمِ المُعْجَمَةِ، فَارْكَبُوهَا صَالِحَةً، وَكُلُوها صَالِحَةً.

Rıdvan biatında bulunan, Hanzaliyye oğlu diye anılan Sehl İbni Rebî İbni Amr el-Ensari (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) karnı sırtına yapışmış, böğürleri göçmüş bir devenin yanından geçti ve: “Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkunuz. Besili ve semiz olarak binin ve yine besili ve semiz olarak kesip yiyin” buyurdu. (Ebu Davud, Cihad 44)

Riyazus-Salihin 966

وعَنْ أبي جعفرٍ عبدِ الله بنِ جعفر رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، قالَ: أَرْدَفَني رسولُ الله صلى الله عليه وسلم ذاتَ يَوْمٍ خَلْفَه، وَأَسَرَّ إلَيَّ حَدِيثاً لا أُحَدِّثُ بِهِ أَحَداً مِنَ النَّاسِ، وكانَ أَحَبَّ مَا اسْتَتَرَ بِهِ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم لِحَاجَتِهِ هَدَفٌ أَوْ حَائِشُ نَخْلٍ. يَعْني: حَائِطَ نَخْلٍ. رواه مسلم هكذا مختصراً. وزاد فِيهِ البَرْقاني، بإسناد مسلم بعد قوله: حَائِشُ نَخْلٍ: فَدَخَلَ حَائِطاً لِرَجُلٍ مِنَ الأنصَارِ، فإذا فِيهِ جَمَلٌ، فَلَمَّا رَأَى رسولَ الله صلى الله عليه وسلم، جَرْجَرَ وَذَرَفَتْ عَيْنَاهُ، فَأَتَاهُ النبيُّ صلى الله عليه وسلم، فَمَسَحَ سَرَاتَهُ - أَي: سَنَامَهُ - وَذِفْرَاهُ فَسَكَنَ، فقال: مَنْ رَبُّ هذا الجَمَلِ، لِمَن هذا الجَمَلُ؟ فَجَاءَ فَتىً مِنَ الأنصَارِ فقالَ: هذا لي يا رسولَ الله، فقالَ: أَفلا تَتَّقِي الله في هذِهِ البَهِيمَةِ التي مَلَّكَكَ الله إياهَا؟ فإنَّهُ يَشْكُو إليَّ أَنَّكَ تُجِيعُهُ وَتُدْئِبُهُ.

Ebu Cafer Abdullah ibni Cafer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Günün birinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni terkisine, yani binit hayvanının arkasına aldı ve kimseye söylemediğim bir sır verdi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in abdest bozmak için saklanacağı en uygun yer tepe arkası veya hurma bahçelerinin duvarlarının arkası idi. (Müslim böylece kısa olarak nakletti. Müslim, Hayz 79) Rasûlullah, Ensardan bir adamın bahçesine girdi. Baktı ki orada bir deve var. Deve Peygamber’i görünce inledi ve gözleri yaşardı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) devenin yanına gidip hörgücünü ve kulaklarının arkasını şefkatle okşadı. Deve inlemesini kesti. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): - Bu devenin sahibi kimdir? Bu deve kimindir? diye sordu. Ensardan bir genç geldi ve “Bu deve benimdir.” dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: - Allah’ın sana verdiği bu deve hakkında Allah’tan korkmuyor musun? O, senin kendisini aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana hâliyle şikâyet ediyor, buyurdu. (Ebu Davud, Cihad 44)

Riyazus-Salihin 967

وعن أنسٍ رضي الله عنه، قال: كُنَّا إذا نَزَلْنَا مَنْزِلاً، لا نُسَبِّحُ حَتَّى نَحُلَّ الرِّحَالَ.

Enes (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp eğerlerini alarak onları rahatlatmadan namaza durmazdık. (Ebu Davud, Cihad 44)

Riyazus-Salihin 968