عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: مَنْ حَلَفَ عَلَى مَالِ امرئٍ مُسْلِمٍ بِغَيْرِ حَقِّهِ، لَقِيَ اللهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ. قَالَ: ثُمَّ قَرَأَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم مِصْدَاقَهُ مِنْ كِتَابِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ: ﴿إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا﴾ إِلَى آخِرِ الآيَةِ.
İbni Mesud (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim bir Müslümanın malını haksız yere elinden almak için yalan yere yemin ederse Allah'ın gazabına uğrar.” İbni Mesud der ki:
Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın kitabından bu hadisi tasdik eden şu ayeti okudu:
“Doğrusu Allah’a karşı verdikleri sözü ve yeminleri az bir menfaat karşılığında değiştirenler var ya; işte onlar öteki dünyanın nimetlerinden faydalanamayacaklardır. Allah kıyamet günü onlarla ne konuşacak ne de yüzlerine bakacak ve onları günahlarından arındırmayacaktır. Onlar için acıklı bir azap vardır.” (Âl-i İmrân, 3/77) (Buhârî, Eymân, 11; Müslim, Îmân, 220)
Riyazus-Salihin 1714
وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ إِيَاسِ بْنِ ثَعْلَبَةَ الْحَارِثِيِّ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: مَنِ اقْتَطَعَ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ، فَقَدْ أَوْجَبَ اللهُ لَهُ النَّارَ، وَحَرَّمَ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ. فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ: وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَسِيرًا يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: وَإِنْ كَانَ قَضِيبًا مِنْ أَرَاكٍ.
Ebû Ümâme İyâs ibni Sa'lebe el-Hârisî (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Bir kimse yalan yere yemin ederek bir Müslümanın hakkını gasp ederse Allah o kimseye cehennemi vacip, cenneti de haram kılar.” Bunun üzerine ashaptan biri: “Yâ Rasûlallah, eğer o hak değersiz bir şey ise yine de böyle midir?” diye sorunca Peygamberimiz: “Misvak ağacından bir dal parçası olsa bile böyledir.” buyurdular. (Müslim, Îmân, 218)
Riyazus-Salihin 1715
وَعَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رضي الله عنهما، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: الْكَبَائِرُ: الْإِشْرَاكُ بِاللهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ، وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَالْيَمِينُ الْغَمُوسُ.
وَفِي رِوَايَةٍ: أَنَّ أَعْرَابِيًّا جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الْكَبَائِرُ؟ قَالَ: الْإِشْرَاكُ بِاللهِ. قَالَ: ثُمَّ مَاذَا؟ قَالَ: الْيَمِينُ الْغَمُوسُ. قُلْتُ: وَمَا الْيَمِينُ الْغَمُوسُ؟ قَالَ: الَّذِي يَقْتَطِعُ مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، يَعْنِي بِيَمِينٍ هُوَ فِيهَا كَاذِبٌ.
Abdullah ibni Amr ibni Âs (Allah onlardan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Büyük günahlar şunlardır: Allah'a ortak koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek, haksız yere bir kimseyi öldürmek ve yalan yere yemin etmek.” (Buhârî, Eymân, 15)
Buhârî'nin diğer bir rivayeti şöyledir: Bir bedevî Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelerek, “Büyük günahlar nelerdir?” diye sordu. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de “Allah'a şirk koşmaktır.” buyurdu. “Sonra hangisidir?” deyince, “Yemîn-i gamûstur.” buyurdu. Hadisin râvisi Abdullah ibni Amr der ki: “Ben, yemîn-i gamûs nedir?” diye sordum. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “Bir Müslümanın malından bir parça alabilmek için yalan yere yapılan yemindir.” buyurdular. (Buhârî, Eymân, 16)
Riyazus-Salihin 1716