HADİS KÜTÜPHANESİ

Riyazus Salihin

368 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ALIŞVERİŞLE İLGİLİ DEĞERLİ DAVRANIŞLAR

9 hadis

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضي الله عنه، أَنَّ رَجُلاً أَتى النَّبِيَّ ﷺ يَتَقَاضاهُ فَأَغْلَظَ لَهُ، فَهَمَّ بِهِ أَصْحَابُهُ، فَقَالَ رَسُولُ الله ﷺ: دَعُوهُ فَإنَّ لِصَاحِبِ الحَقِّ مَقَالاً، ثُمَّ قَالَ: أَعْطُوهُ سِنًّا مِثْلَ سِنِّهِ. قالوا: يا رسولَ الله، لاَ نَجِدُ إلاَّ أَمْثَلَ مِنْ سِنِّهِ، قالَ: أَعْطُوهُ فَإنَّ خَيْرَكُمْ أَحْسَنكُمْ قَضَاءً.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam alacağını istemek üzere Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e geldi ve Peygamberimize karşı ağır bir ifade kullandı. Bunun üzerine ashab ona haddini bildirmeyi düşündüler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) da: "Onu bırakınız, çünkü alacaklının söz söylemeye hakkı vardır" dedi ve "Onun devesiyle aynı yaşta olan bir deve veriniz" diye emretti. Bunun üzerine ashab: "Ey Allah'ın Rasûlü, onun devesinden daha iyi ve daha yaşlı olanı bulabiliyoruz" dediler. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de: "O durumda onu veriniz, şüphesiz ki sizin hayırlınız borcunu en güzel şekilde ödeyendir" buyurdular. (Buhari, İstikraz, 4; Müslim, Müsakat, 120)

Riyazus-Salihin 1368

وَعَنْ جَابِرٍ، رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قالَ: رَحِمَ الله رَجُلاً سَمْحاً إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى.

Cabir (Allah ondan razı olsun)'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Alışta, satışta ve borcunu istemekte kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin." (Buhari, Büyû', 16)

Riyazus-Salihin 1369

وَعَنْ أَبِي قَتَادَةَ، رضي الله عنه، قالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُنَجِّيَهُ الله مِنْ كُرَبِ يَوْمِ القِيَامَةِ، فَلْيُنَفِّسْ عَنْ مُعْسِرٍ أَوْ يَضَعْ عَنْهُ.

Ebu Katade (Allah ondan razı olsun)'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse Allah'ın kendisini kıyamet gününün sıkıntılarından kurtarmasını isterse, borcunu ödeyemeyen kimseye biraz daha zaman tanısın veya borcundan bir bölümünü indirsin." (Müslim, Müsâkât, 32)

Riyazus-Salihin 1370

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قَالَ: كَانَ رَجُلٌ يُدَايِنُ النَّاسَ، وَكَانَ يَقُولُ لِفَتَاهُ: إِذَا أَتَيْتَ مُعْسِراً فَتَجَاوَزْ عَنْهُ، لَعَلَّ الله أَنْ يَتَجَاوَزَ عَنَّا، فَلَقِيَ الله فَتَجَاوَزَ عَنْهُ.

Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlara borç para veren bir adam vardı. O, hizmetçisine şöyle derdi: 'Darda kalan bir kimseden alacak istemeye gidersen onu sıkıştırma, affediver. Olabilir ki Allah da bu yüzden bizi affeder.' O kimse Allah'a kavuştuğunda Allah onu affetti." (Buhari, Enbiya, 54; Müslim, Müsâkât, 31)

Riyazus-Salihin 1371

وَعَنْ أَبي مَسْعُود البَدْرِيِّ، رضي الله عنه، قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: حُوسِبَ رَجُلٌ مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ، فَلَمْ يُوجَدْ لَهُ مِنَ الخَيْرِ شَيْءٌ، إلاَّ أَنَّهُ كَانَ يُخَالِطُ النَّاسَ، وَكَانَ مُوسِراً، وَكَانَ يَأْمُرُ غِلْمَانَهُ أَنْ يَتَجَاوَزُوا عَنِ المُعْسِرِ. قَالَ الله عَزَّ وَجَلَّ: نَحْنُ أَحَقُّ بِذلِكَ مِنْهُ، تَجَاوَزُوا عَنْهُ.

Ebu Mes'ud el-Bedri (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sizden evvelkilerden bir adam sorguya çekildi, defterinde hayır namına hiçbir şey bulunamadı. Fakat bu adam insanlarla düşüp kalkardı. Zengin olup hizmetçisine de darda kalan fakirlerin borcunu affedip onlardan vazgeçmelerini emrederdi. Bunun üzerine Allah (c.c.): "Biz affetmeye ondan daha layıkız, onu affediniz" buyurdu.

Riyazus-Salihin 1372

وَعَنْ حُذَيْفَةَ، رضي الله عنه، قَالَ: أُتِيَ الله بِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ آتَاهُ الله مَالاً، فَقَالَ لَهُ: مَاذَا عَمِلْتَ فِي الدُّنْيَا؟ قَالَ: وَلاَ يَكْتُمُونَ الله حَدِيثاً. قَالَ: يَا رَبِّ، آتَيْتَنِي مَالَكَ، فَكُنْتُ أُبَايِعُ النَّاسَ، وَكَانَ مِنْ خُلُقِي الجَوَازُ، فَكُنْتُ أَتَيَسَّرُ عَلَى المُوسِرِ، وَأُنْظِرُ المُعْسِرَ. فَقَالَ الله تَعَالَى: أَنَا أَحَقُّ بِذَا مِنْكَ، تَجَاوَزُوا عَنْ عَبْدِي. فَقَالَ عُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ، وَأَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ، رضي الله عنهما: هَكَذَا سَمِعْنَاهُ مِنْ فِي رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم.

Huzeyfe (Allah Ondan razı olsun) şöyle dedi: Kendisine mal verilen bir kimse Allah'ın huzuruna geldi. Allah ona, "Dünyada bu mal ile ne yaptın?" diye sordu. Huzeyfe diyor ki: "Hiçbir kimse Allah'a karşı hiçbir şeyi gizleyemez." Dolayısıyla bu adam da: "Ya Rab, sen bana mal verdin, ben de insanlarla alışveriş yaptım. Alışverişte kolaylık göstermek benim adetimdi. Zengine kolaylık gösterir, darda olanlara da mühlet tanırdım." Bunun üzerine Allah-u Teâlâ: "Kolaylık göstermeye ben senden daha layıkım" dedi ve meleklere de: "Kulumu affediniz" buyurdu. Ukbe ibni Amir ve Ebu Mes'ud el-Ensarî (Allah Ondan razı olsun) şöyle dediler: "Biz bunu Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın ağzından böylece işittik." (Müslim, Müsakat, 29)

Riyazus-Salihin 1373

وَعَنْ أَبي هُرَيْرَةَ، رضي الله عنه، قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: مَنْ أَنْظَرَ مُعْسِراً، أَوْ وَضَعَ لَهُ، أَظَلَّهُ الله يَوْمَ القِيَامَةِ تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إلاَّ ظِلُّهُ.

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse darda kalmış bir borçluya mühlet verirse veya borcunun bir kısmını ya da tamamını bağışlarsa Allah o kişiyi gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde arşının gölgesinde gölgelendirir." (Tirmizi, Büyu, 67)

Riyazus-Salihin 1374

وَعَنْ جَابِرٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ النَّبِيَّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، اشْتَرَى مِنْهُ بَعِيرًا، فَوَزَنَ لَهُ، فَأَرْجَحَ.

Cabir (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Cabir'den bir deve satın almıştı. Devenin parasını verirken üzerine bir miktar daha ilave edilmesini emretti. (Buhari, Büyu, 34; Müslim, Musakat, 109-115)

Riyazus-Salihin 1375

وَعَنْ أَبِي صَفْوَانَ سُوَيْدِ بْنِ قَيْسٍ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: جَلَبْتُ أَنَا وَمَخْرَمَةُ الْعَبْدِيُّ بَزًّا مِنْ هَجَرَ، فَجَاءَنَا النَّبِيُّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَاوَمَنَا بِسَرَاوِيلَ، وَعِنْدِي وَزَّانٌ يَزِنُ بِالْأَجْرِ، فَقَالَ النَّبِيُّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، لِلْوَزَّانِ: زِنْ وَأَرْجِحْ.

Ebu Safvan Süveyd ibni Kays (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ben ve Mahremetü'l-Abdi, Hecer denilen yerden bez getirdik. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanımıza geldi ve bizden bir şalvar almak üzere pazarlık etti. Yanımda ücretle tartan bir tartıcı vardı. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ona, 'Tart ve biraz ağır bastır' diye emretti."

Riyazus-Salihin 1376