Riyazus Salihin

1418 numaralı hadis

وعَنْ عَبْدِ اللهِ بنِ الزُّبَيْرِ رَضِيَ الله تَعَالى عَنْهُما، أَنّهُ كانَ يَقُولُ دُبُرَ كُلِّ صَلاةٍ، حِينَ يُسَلِّمُ: لا إلهَ إلاَّ الله وَحْدهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَديرٌ. لا حَوْلَ وَلا قوَّةَ إلاَّ بِاللهِ، لا إلهَ إلاَّ الله، وَلاَ نَعْبُدُ إلاَّ إيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ، وَلَهُ الفَضْلُ، وَلَهُ الثَّنَاءُ الحَسَنُ. لا إلهَ إلاَّ الله، مُخْلِصِينَ لَهُ الدّينَ، وَلَوْ كَرِهَ الكَافِرُونَ. قالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ: وكَانَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم يُهَلِّلُ بِهِنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلاةٍ مَكْتُوبَةٍ.

Abdullah ibni'z-Zübeyr (Allah onlardan razı olsun)'ın her namazın peşinde şu duaya devam ettiği bildirilmiştir: "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, lâ ilâhe illallahu ve lâ na'büdü illâ iyyâhu, lehü'n-ni'metü ve lehü'l-fadlü ve lehü's-senâü'l-hasen, lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü'd-dîne ve lev kerihe'l-kâfirûn = Allah'tan başka ilah yoktur. Yalnızca O vardır. O'nun ortağı da yoktur. Tüm mülk ve saltanat O'nundur. Eksiksiz övgüler O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter. Tüm güç ve kuvvetlerimiz ancak Allah tarafından verilmektedir. Allah'tan başka ibadete layık başka bir ilah yoktur. Biz de yalnızca O'na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz her türlü nimet ve ikramlar O'nun tarafından verilmiştir. En güzel övgüler de sadece O'na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile hayat tarzımızı Allah'tan gelene göre ayarlar ve bütün samimiyetimizle Allah'tan başka ibadet edilecek ilah yoktur deriz." Abdullah ibni'z-Zübeyr, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın her namazdan sonra bu sözleri söylediğini bize aktardı. (Müslim, Mesacid, 139)

Riyazus-Salihin 1418