وَعَنْ أبي الفَضْلِ العَبَّاسِ بنِ عَبْدِ المُطَّلِبِ، رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: قُلتُ: يا رَسُولَ اللهِ، عَلِّمْني شَيْئاً أَسْأَلُهُ اللهَ تَعَالى، قَالَ: سَلُوا اللهَ العَافِيَةَ، فَمَكَثْتُ أَيّاماً، ثُمَّ جِئْتُ فَقُلتُ: يا رَسُولَ اللهِ، عَلِّمْني شَيْئاً أَسْأَلُهُ اللهَ تَعَالَى، قَالَ لي: يَا عَبَّاسُ، يَا عَمَّ رَسُولِ اللهِ، سَلُوا اللهَ العَافِيَةَ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ.
Ebu'l-Fadl Abbas ibni Abdulmuttalib (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ya Rasûlallah! Bana Allah'tan isteyeceğim bir şey öğret" dedim. "Allah'tan afiyet dileyin" buyurdu. Birkaç gün geçtikten sonra tekrar yanına geldim. "Allah'tan dileyeceğim bir şey öğret" dedim. "Ey Abbas! Ey Rasûlullah'ın amcası! Allah'tan dünya ve ahirette afiyet dileyin" buyurdular. (Tirmizî, Daavât, 85)