Riyazus Salihin

1029 numaralı hadis

وعنه: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أتى الْمَقْبَرَةَ فَقَالَ: السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ، وَإنَّا إنْ شَاءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ، وَدِدْتُ أَنَّا قَدْ رَأَيْنَا إخْوَانَنَا. قَالُوا: أَوَلَسْنَا إخْوَانَكَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: أَنْتُمْ أَصْحَابِي، وَإخْوَانُنَا الَّذِينَ لَمْ يَأْتُوا بَعْدُ. قَالُوا: كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ يَأْتِ بَعْدُ مِنْ أُمَّتِكَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ فَقَالَ: أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ رَجُلًا لَهُ خَيْلٌ غُرٌّ مُحَجَّلَةٌ بَيْنَ ظَهْرَيْ خَيْلٍ دُهْمٍ بُهْمٍ، أَلَا يَعْرِفُ خَيْلَهُ؟ قَالُوا: بَلى يَا رَسُولَ اللهِ. قَالَ: فَإنَّهُمْ يَأْتُونَ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنَ الوُضُوءِ، وَأَنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الْحَوْضِ.

Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’deki kabristana geldi ve: “Selam size, ey müminler yurdu! İnşallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ettim.” dedi. Ashab da: “Biz senin kardeşlerin değil miyiz, ya Rasûlullah?” dediler. Peygamberimiz de: “Siz benim ashabımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş insanlardır.” buyurdu. Bunun üzerine ashab: “Ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş kimseleri nasıl tanıyacaksın?” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ne dersiniz, bir kimsenin alınları ak, ayakları beyaz atları olsa, her tarafı simsiyah atlar içinde kendi atlarını tanımaz mı?” diye sordu. Ashab: “Evet, tanır ya Rasûlullah.” dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Onlar abdest almalarından dolayı yüzleri, el ve ayakları pırıl pırıl olarak geleceklerdir. Ben de Kevser havuzunun başında onları bekleyeceğim.” buyurdu. (Müslim, Tahâret 39)

Riyazus-Salihin 1029