وَعَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ، يَقُولُ: قَدْ دَعَوْتُ رَبِّي، فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي. وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: لَا يَزَالُ يُسْتَجَابُ لِلْعَبْدِ مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ، أَوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ، مَا لَمْ يَسْتَعْجِلْ. قِيلَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الِاسْتِعْجَالُ؟ قَالَ: يَقُولُ: قَدْ دَعَوْتُ، وَقَدْ دَعَوْتُ، فَلَمْ أَرَ يَسْتَجِيبُ لِي، فَيَسْتَحْسِرُ عِنْدَ ذَلِكَ، وَيَدَعُ الدُّعَاءَ.
Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden birinizin acele etmedikçe duası kabul edilir. İnsan acele ederek, 'İşte ben Rabbime dua ettim de duamı kabul etmedi,' der." (Buhârî, Deavât, 22; Müslim, Zikir, 90) Müslim'in diğer bir rivayeti de şu şekildedir: "Bir kul günah olan ve akrabasıyla darılmasına yol açan bir şey istemedikçe, bir de acele etmedikçe duası mutlaka kabul olunur." "Yâ Rasûlallah, acele etmek ne demektir?" diye sorulunca da şöyle buyurdu: "Çok dua ettim, gerçekten dua ettim de duamın kabul edildiğini görmedim, der; dileğinin gecikmesinden dolayı usanır ve duayı terk eder. İşte acele etmek budur." (Müslim, Zikir, 92)