وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ الله عَنْهَا قَالَتْ: قُلْتُ لِلنَّبِيِّ ﷺ حَسْبُكَ مِنْ صَفِيَّةَ كَذَا وَكَذَا. قَالَ بَعْضُ الرُّوَاةِ: تَعْنِي قَصِيرَةً، فَقَالَ: لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِمَاءِ البَحْرِ لَمَزَجَتْهُ! قَالَتْ: وَحَكَيْتُ لَهُ إِنْسَانًا فَقَالَ: مَا أُحِبُّ أَنِّي حَكَيْتُ إِنْسَانًا وَأَنَّ لِي كَذَا وَكَذَا.
Aişe (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, hanımlarından Safiyye'nin şöyle böyle oluşu sana yeter" dedim. (Ravilerden biri Hz. Aişe'nin onun kısa boylu oluşunu kastettiğini söylüyor.) Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa deniz suyunun tadı ve kokusunu bozardı." Hz. Aişe diyor ki: "Ben yine bir gün bir kimsenin durumunu taklit ederek hikâye etmiştim. Bunun üzerine Hz. Peygamber, "Bana dünyayı verseler ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklit edip anmayı asla sevmem" buyurdu. (Ebu Davud, Edeb, 35; Tirmizi, Kıyamet, 51)