وَعَنْ أبي عَبْدِ الرَّحمنِ بلالِ بْنِ الحَارِثِ المُزَنيِّ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ: إنَّ الرَّجُلَ لَيَتكَلَّمُ بالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوانِ الله تَعالَى ما كانَ يَظُنُّ أنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ يَكْتُبُ الله لَهُ بهَا رِضْوَانَهُ إلى يَوْمِ يَلْقَاهُ، وَإنَّ الرَّجُلَ لَيتكَلَّمُ بِالكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ الله ما كانَ يَظُنُّ أنْ تَبْلُغَ ما بَلَغَتْ يَكْتُبُ الله لَهُ بِهَا سَخَطَهُ إلى يَوْمِ يَلْقَاهُ .
Ebu Abdurrahman Bilal ibni'l-Haris el-Müzeni (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse Allah'ın sevdiği bir sözü söyler de o söz ile Allah'ın rızasına ulaşabileceğini zannetmez. Halbuki Allah o hayırlı söz sebebiyle kıyamete kadar o kimseden razı olur. Yine bir adam da vardır ki Allah'ın gazabını gerektiren bir söz söyler fakat o sözün kendisini Allah'ın gazabına çarptıracağını zannetmez. Oysa Allah o kimseye kıyamete kadar öfkelenir.” (Muvatta, Kelam, 5)