وَعَنْ أبي حُمَيْد السَّاعِدِيِّ، رضي الله عنه، قالَ: قَالُوا: يا رسولَ اللهِ كَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ قالَ: قولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كما صَلَّيْتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كما بَارَكتَ عَلى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
Ebu Humeyd es-Saidi (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e, "Sana nasıl salavat getireceğiz?" diye sordular. O da şöyle buyurdu: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi, kemâ salleyte alâ âli İbrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi, kemâ bârekte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd = Allahım, İbrahim'in soyundan gelenlere nasıl merhamet ettinse Muhammed'e, hanımlarına ve soyundan gelenlere de rahmet et. İbrahim ve soyundan gelenlere bereketler lütfedip mübarek kıldığın gibi Muhammed'e, hanımlarına ve soyundan gelenlere hayır ve bereketler lütfet. Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin." deyiniz. (Buhari, Enbiya, 10; Deavat, 33)