Riyazus Salihin

1407 numaralı hadis

وعَنْ أبي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ، رضي الله عنه، قالَ: أَتَانَا رَسُولُ اللهِ ﷺ، وَنَحْنُ في مَجْلِسِ سعدِ بنِ عُبَادَةَ رضي الله عنه، فقالَ لهُ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ: أَمَرَنَا الله تَعَالى أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ يَا رسولَ اللهِ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ فَسَكَتَ رسولُ اللهِ ﷺ، حتَّى تَمَنَّيْنَا أَنَّهُ لَمْ يَسْأَلْهُ، ثُمَّ قالَ رسولُ اللهِ ﷺ: قولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّدٍ، وعَلى آلِ مُحَمَّدٍ كما صَلَّيْتَ على آلِ إبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلى مُحَمَّدٍ، وَعَلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما بَارَكْتَ عَلى آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجيدٌ، وَالسَّلامُ كَمَا قَدْ عَلِمْتُمْ.

Ebû Mesud el-Bedrî (Allah ondan razı olsun) şöyle dedi: Sa'd ibni Ubâde ile birlikte oturuyorken Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanımıza geldi. Beşir ibni Sa'd ona: "Yâ Rasûlallah, Allah bize senin üzerine salavat getirmemizi emretti. Sana nasıl salavat getirelim?" diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir miktar sükût etti. Öyle ki, Beşir bu soruyu kendisine sormasaydı diye temenni ettik. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrahim, inneke hamîdün mecîd. Ey Allah'ım, İbrahim'in soyundan gelenlere rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve onun soyundan gelenlere de rahmet et. İbrahim'in soyundan gelenleri mübarek kıldığın gibi Muhammed'i ve onun soyundan gelenleri de mübarek kıl. Hiç şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin" deyiniz; selam ise bildiğiniz gibidir. (Müslim, Salât, 65)

Riyazus-Salihin 1407