وعَنْ فَضَالَةَ بنِ عُبَيْدٍ، رضي الله عنه، قالَ: سَمعَ رسولُ اللهِ ﷺ رَجُلاً يَدْعُو في صَلاتِهِ لَمْ يُمَجِّدِ الله تَعَالى، وَلَمْ يُصَلِّ عَلى النَّبِيِّ ﷺ، فقالَ رسُولُ اللهِ ﷺ: عَجِلَ هذا، ثُمَّ دَعَاهُ فقالَ لهُ - أَوْ لِغَيْرِهِ -: إذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِتَحْمِيدِ رَبِّهِ سُبْحَانَهُ، وَالثَّنَاءِ عليهِ، ثُمَّ يُصَلِّي عَلى النبيِّ ﷺ، ثُمَّ يَدْعُو بَعدُ بِمَا شَاءَ.
Fedale ibni Ubeyd (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), namazında Allah'a hamdetmeden ve Resûlü'ne salavat getirmeden dua eden bir adamı işitti de bunun üzerine: "Bu adam acele etti" buyurdu. Sonra o adamı çağırdı, ona veya başka birisine hitap ederek şöyle buyurdu: "Biriniz namaz kıldığı zaman önce Allah-u Teâlâ'ya hamdetsin ve O'nu övsün, sonra Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) salâtüselâm getirsin, daha sonra da dilediği duayı yapsın." (Ebû Dâvûd, Vitir, 23)