عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ﴿يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا﴾، قَالَ: أَتَدْرُونَ مَا أَخْبَارُهَا؟ قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: فَإِنَّ أَخْبَارَهَا أَنْ تَشْهَدَ عَلَى كُلِّ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ بِمَا عَمِلَ عَلَى ظَهْرِهَا، أَنْ تَقُولَ: عَمِلَ كَذَا وَكَذَا يَوْمَ كَذَا وَكَذَا، فَهَذِهِ أَخْبَارُهَا.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “O gün yer, bütün haberlerini anlatır.” (Zilzâl, 99/4) ayetini okudu ve “Yerin haberlerinin ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sordu. Sahabe, “Allah ve Rasulü daha iyi bilir.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Onun haberleri, her erkek ve dişinin yeryüzünde neler yaptığına şahitlik etmesi, ‘Sen filan gün şöyle şöyle yapmıştın.’ demesidir. İşte yeryüzünün haberleri budur.” buyurdu. (Tirmizî, Kıyamet 7)