Riyazus Salihin

465 numaralı hadis

وعن أبي ذرٍّ رضي الله عنه، قال: كُنْتُ أَمْشِي مَعَ النبيِّ صلى الله عليه وسلم في حَرَّةٍ بالمدينةِ، فَاسْتَقْبَلَنَا أُحُدٌ فقال: يَا أَبَا ذَرٍّ. قلت: لَبَّيْكَ يَا رسولَ الله. فقال: مَا يَسُرُّنِي أَنَّ عِنْدِي مِثْلَ أُحُدٍ هَذَا ذَهَبًا تَمْضِي عَلَيَّ ثَلَاثَةُ أَيَّامٍ وَعِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ، إِلَّا شَيْءٌ أَرْصُدُهُ لِدَيْنٍ، إِلَّا أَنْ أَقُولَ بِهِ في عِبَادِ الله هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا، عن يَمِينِهِ وعن شِمَالِهِ وعن خَلْفِهِ، ثم سار فقال: إِنَّ الأَكْثَرِينَ هُمُ الأَقَلُّونَ يَوْمَ القِيَامَةِ إِلَّا مَنْ قال بِالمَالِ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا، عن يَمِينِهِ وعن شِمَالِهِ ومِنْ خَلْفِهِ، وَقَلِيلٌ مَا هُمْ. ثم قال لي: مَكَانَكَ لَا تَبْرَحْ حَتَّى آتِيَكَ. ثم انطلق في سَوَادِ اللَّيْلِ حتى تَوَارَى، فَسَمِعْتُ صَوْتًا قَدِ ارْتَفَعَ، فَتَخَوَّفْتُ أَنْ يَكُونَ أَحَدٌ عَرَضَ للنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَأَرَدْتُ أَنْ آتِيَهُ، فَذَكَرْتُ قوله: لَا تَبْرَحْ حَتَّى آتِيَكَ. فلم أَبْرَحْ حَتَّى أَتَانِي، فقلت: لقد سَمِعْتُ صَوْتًا تَخَوَّفْتُ منه، فَذَكَرْتُ له، فقال: وَهَلْ سَمِعْتَهُ؟ قلت: نَعَمْ، قال: ذَاكَ جِبْرِيلُ أَتَانِي فقال: مَنْ مَاتَ مِنْ أُمَّتِكَ لَا يُشْرِكُ بِالله شَيْئًا دَخَلَ الجَنَّةَ. قلت: وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ؟ قال: وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ.

Ebu Zer (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Medine’nin Harra mevkiinde yürüyordum. Derken Uhud Dağı karşımıza çıkıverdi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): -Ya Eba Zer! dedi. Ben de: -Buyur ya Rasulallah, emrine amadeyim, dedim. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): -Yanımda şu Uhud Dağı kadar altın olsa bu beni sevindirmez. Bir borcu ödemek için ayırdığımdan başka, yanımda bir dinar bulunduğu hâlde üç gün geçmesini istemem. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem), sağına, soluna ve arkasına verme işareti yaparak: -Yanımda bulunanı şöyle şöyle Allah’ın kullarına dağıtmak isterim, buyurdu ve yoluna devam ederek: -Dünyada kendilerine çok mal verilenler ahirette sevabı az olanlardır veya cennette onlar azınlıktadırlar. Yalnız sağına, soluna ve arkasına şöyle şöyle infak edenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır, buyurdu. Sonra bana: -Ben yanına gelinceye kadar yerinde dur, diye tembih ederek gecenin karanlığında yürüyüp gözden kayboldu. Bir müddet sonra yükselen bir ses duydum. Bir kimsenin Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e saldırmasından korktum, yanına gitmek istedim. Fakat “Ben gelinceye kadar olduğun yerden ayrılma” emrini hatırlayarak o gelinceye kadar yerimden ayrılmadım. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanıma gelince, bir ses duyduğumu ve korktuğumu söyleyerek olanları anlattım. Bana: -Sen o sesi duydun mu? diye sordu. Ben: -Evet, diye cevap verdim. Bunun üzerine bana dedi ki: -O Cebrail idi. Bana, “Ümmetinden Allah’a ortak koşmadan ölen kimse cennete girer” dedi. Ben: -Zina edip hırsızlık yapsa da mı? dedim. -Zina etse de hırsızlık yapsa da cennete girer, buyurdular. (Buhari, İstikraz 3; Müslim, Zekât 32)

Riyazus-Salihin 465