Riyazus Salihin

476 numaralı hadis

وعن خَبَّابِ بنِ الأَرَتِّ رضي الله عنه، قال: هَاجَرْنَا مَعَ رسولِ الله ﷺ نَلْتَمِسُ وَجْهَ الله تعالى، فَوَقَعَ أَجْرُنَا عَلَى الله، فَمِنَّا مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْ أَجْرِهِ شَيْئاً، مِنْهُمْ مُصْعَبُ بنُ عُمَيْرٍ رضي الله عنه، قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَتَرَكَ نَمِرَةً، فَكُنَّا إِذَا غَطَّيْنَا بِهَا رَأْسَهُ بَدَتْ رِجْلَاهُ، وَإِذَا غَطَّيْنَا بِهَا رِجْلَيْهِ بَدَا رَأْسُهُ، فَأَمَرَنَا رسولُ الله ﷺ أَنْ نُغَطِّيَ رَأْسَهُ، وَنَجْعَلَ عَلَى رِجْلَيْهِ شَيْئاً مِنَ الإِذْخِرِ، وَمِنَّا مَنْ أَيْنَعَتْ لَهُ ثَمَرَتُهُ، فَهُوَ يَهْدِبُهَا.

Habbab ibni Eret (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Allah’ın rızasını kazanmak için Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Medine’ye hicret ettik. Hicretimizin mükâfatı Allah’a kalmıştı. Arkadaşlarımızdan bazıları elde edecekleri mükâfattan hiçbir şey yemeden vefat ettiler. Onlardan biri de Mus’ab ibni Umeyr (Allah ondan razı olsun) idi. O, Uhud günü şehit edilmişti. Yünden yapılmış renkli bir kaftandan başka hiçbir şeyi yoktu. Bu kaftanı kefen olarak başına örttüğümüzde ayakları açılıyor, ayaklarına örttüğümüzde de başı açılıyordu. Neticede Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), başını örtmemizi ve ayaklarının üzerine izhır denilen güzel kokulu ottan bir miktar koymamızı emretti. Bizden bazıları da vardı ki hicretin meyvelerine ulaştı ve onları devşirdi; yani pek çok dünya nimetine kavuştu. (Buhari, Cenaiz 27; Müslim, Cenaiz 44)

Riyazus-Salihin 476